Patatesli kıymalı pay


Uzun zamandır özlediğimiz içi patatesli top poğaça yapmak kararı ile mutfağa girip, hamuru hazırlayıp sonra da tek tek yapmaya üşenip bunu bir paya dönüştüren bendenizin uyarlamasıdır bu tarif. Anlayacağınız klasik bir yumurtasız poğaça hamurunu iki parça halinde açıp içine de tüm harcı yerleştirerek yaptığım çok pratik ve lezzetli bir pay oldu sonuçta. Son derece güzel dilimlenerek şık bir servis imkanı da sağladı. Hatta bir dahaki sefere dikdörtgen bir fırın tepsisinde pişirip minik kareler halinde kesmeyi düşünüyorum. Bir çay sofrasında veya davette güzel bir kanape vazifesi de görebilir böylece.

Nasıl yaptığıma gelince;

Malzemeler:

Hamuru için;

–          1 çay bardağı eritilmiş tereyağı

–          1 çay bardağı zeytinyağı (veya ayçiçek yağı)

–          1 çay bardağı yoğurt

–          Aldığı kadar un (4 su bardağı kadar)

–          1 paket kabartma tozu

–          1 tatlı kaşığı tuz

İç malzemesi;

–          200 gr dana kıyma

–          1 soğan

–          Tuz, karabiber

–          2 adet haşlanmış patates

–          2 kaşık zeytinyağı

–          Üstüne sürmek için 1 yumurta sarısı ve çörek otu

Payın iç malzemesi için önce soğanı ince yemeklik doğrayın. Bir tavaya iki kaşık zeytinyağı ile birlikte soğanları alın. Bir tutam tuz ilavesi ile hafifçe yumuşayana kadar pişirin. Ardından kıymayı ilave edin ve iyice ezerek parçalayın. Soğanlarla birlikte iyice kavrulana kadar pişirin, ocaktan alın. İki adet önceden haşladığınız ve soyduğunuz patatesi rendeleyin. Kıymaya ilave edin iyice karıştırın, homojen hale gelsin. Tuzunu, karabiberini ayarlayın.

Pay hamuru için unun bir kısmını (3 bardak kadarını) bir kaba alın. İçine tuz ve kabartma tozunu ekleyip karıştırın, ortasına elinizle bir havuz açın. Islak malzemeleri bu havuza dökün ve elinizle karıştırarak hamuru yoğurun. Hamurun kıvamına göre gerektiği kadar daha un ilave ederek ele yapışmayan ama yumuşak kıvamda bir hamur elde edin. Hamuru eşit iki parçaya bölerek dinlendirin.

Hamurlardan birini payı pişireceğiniz kabın genişliğinde açın. (ben 30 cm çapında bir kalıp kullandım).

Üüstüne hazırladığınız iç harcını eşit olarak yayın. Diğer hamur topunu da aynı genişlikte açarak en üste kapatın.

Hamurun üzerine bir fırça ile yumurta sarısını sürün ve çörek otu serpin.

180 derece ısınmış fırında 40 dakika üzeri iyice kızarana kadar pişirin. Fırından çıktıktan sonra 15 dk dinlendirip kalıptan çıkarın. Dilimleyerek servis yapın.

Afiyet olsun!

Çıtır mantolu köfte ve fırında pembe domates


Son dönemde yaptığım son milföy uygulaması da bu yemek olacak, böylece üçledik. Yine kolay ve pratik bir tarif hem de hoş bir sunum bence.

Yufkalı kebap ya da pratik bir beyti uygulaması diyebilirsiniz, bir şekilde görünüm olarak benziyor. Yanında ise pilav ya da püre yapmak yerine mevsimin güzel domateslerini fırınlayarak vermeyi tercih ettim. Kardeşimin getirdiği nefis kocaman pembe domateslerden bir kaçını bu şekilde değerlendirdim. Çoğu bir tarifte kullanmayı bekleyemeden kahvaltılarımızı süsledi. Üzerinde deniz tuzu, taze çekilmiş karabiber ve bolca sızma ayvalık ile başka hiçbir işleme gerek kalmadan nefis oldu, afiyetle yedik 🙂

Rulo köftenin etrafına sardığım ince milföy hamuru fırında köfteler pişerken fazla kurumalarını önledi ayrıca etrafında çıtır çıtır bir katman yaratarak tabağın nişasta eksiğini de gidermiş oldu. Hem güzel bir görünüm hem de lezzet bir arada bir taşla iki kuş oldu.

Malzemeler:

Köfte için;

–          4 kare milföy hamuru

–          500 gr dana köftelik kıyma

–          3 dilim bayat ekmek

–          1 ufak boy soğan

–          ¼ demet maydanoz

–          Tuz, karabiber, az kekik

–          1 yumurta akı

Domatesler için;

–          İki adet iri pembe domates

–          100 gr İzmir tulum peyniri

–          Kekik, karabiber, tuz

–          Sızma zeytinyağı

500 gr kıymayı ıslatılıp sıkılmış ekmek içi, bir soğan rendesi, ince kıyılmış maydanoz, bir yumurta akı, tuz, karabiber ve kuru kekik ile iyice yoğurdum. Yaptığım köfte harcını buzdolabında dinlenmeye bıraktım.

Bu arada birbirine ortadan yapışık iki kare milföyden iki tanesini paketten çıkardım (toplamda dört  kare). Hafif donukluğu gidince her zamanki gibi hafif unlayarak merdane ile dikdörtgen biçimde açtım. Yaklaşık ebadı 20 x 30 cm oldu.

Köfte harcına dikdörtgenin geniş kenarı büyüklüğünde rulo şekil verdim. Hamurun üzerine koyup yuvarlayarak sıkı bir şekilde hamura sardım. Hamurun sonuna hafifçe çırpılmış yumurta akı sürerek ucunun yapışmasını sağladım.

Keskin bir bıçakla bir- bir buçuk santim kalınlığında dilimler halinde kestim. Kestiğim ruloları yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yatay olarak dizdim. Hamurların üzerine güzel renk vermesi için yumurta sarısı sürmedim çünkü yumurta hamurun kenarlarına gelerek katman katman kabarmasını engelleyebilirdi.

Yıkanmış pembe domatesleri de bir santim kalınlığında enine dilimledim. Başka bir fırın tepsisini zeytinyağı ile yağladım, domates dilimlerini yerleştirdim. Üzerine deniz tuzu, taze çekilmiş karabiber ve kekik serptim, sızma ayvalık zeytinyağı gezdirdim. İzmir tulum peynirini iri rendeledim, her bir domates diliminin üzerine eşit miktarda dağıttım.

200 dereceye ısınmış fırına önce köfteleri verdim 15 dk pişirdikten sonra domates tepsisini de fırına koydum. 15 dk daha birlikte piştikten sonra servise hazır oldular.

Hep bildiğiniz bir lezzeti farklı bir sunumla tabağa koyup bol övgüler almak istiyorsanız mutlaka deneyin derim 🙂

Afiyet olsun!

Mürdüm erikli kolay tart


Bazen bazı malzemelere takılıp bir süre devamlı onlarla tarifler deniyorum, bu da onlardan biri. Hazır donmuş milföy hamuru bugünlerde çeşitli şekillerde tariflerime giriyor. Gerçi bu erikli tartı hep yapardım milföyle, yeni yapmış değilim. Fakat önceki tarif ve gelecek başka bir tarifle birleşince milföylü uygulamalar serisi gibi olacak biraz  🙂 Neyse zaman zaman hayatı kolaylaştırmakta sakınca yok bence, hele de sonuç başarılı oluyorsa.

Yaz sonu meyvelerinden mürdüm eriği çok sevdiklerimden biridir. Hem rengi hem tadı hem dokusu tariflere ayrı bir lezzet katıyor. İncecik, çıtır çıtır pişmiş milföyden tart hamuru, üzerinde meyvelerin fırında pişmiş sade, doğal tadı başka hiçbir ilaveye gerek bırakmadan çay saatinde ya da yemek üstü ılık ılık sizi çok memnun ediyor. Bazen “az çoktur” öyle derler değil mi? 🙂

Yapılışındaki kolaylık ve az malzeme aniden çıkıp geliveren bir dostunuza kısa zamanda bir hoşluk sunmanızı sağlayabilir dilerseniz. Tarif çok basit ve aslında tarife hacet yok ama mürdüm erikli tartı basitçe anlatacak olursam;

Malzemeler;

Tabanı için;

–          4 kare donmuş milföy hamuru

–          Açmak için biraz un

–          Serpmek için 2 çorba kaşığı toz şeker

Üstü için;

–          500 gr sert mürdüm eriği

–         Üstüne serpmek için 2 çorba kaşığı toz şeker

–          Yarım bardak soyulmuş tuzsuz badem

 

Dört adet kare milföy hamurunu dondurucudan çıkarıp hafifçe çözülmesi için mutfak tezgahında bekletin. Hafifçe yumuşamış (sadece merdane ile şekil verilebilecek kadar yumuşamasına izin verin, tamamen erirse cıvıklaşır ve şekil verilemez) hamurları üst üste koyun. Tezgahı ve hamurları unlayın. Merdane ile her tarafını eşit kalınlıkta inceltin. Hamurun inceliği yarım santim olana kadar devam edin.

Hamuru kalıbın genişliğine göre yuvarlak kesin. Hamuru yağlanmış kalıba ( ben 30 cm çapında alt tabanı çıkan tart kalıbı kullandım) merdane yardımıyla yerleştirin. Elinizle iyice oturmasını sağların, kenarlarına şekil verin.

Hamurun kabarmaması için tabanını çeşitli yerlerinden çatal ile delin. Hamurun üzerine 2 yemek kaşığı toz şekeri serpiştirin. Bu şeker üzerine konacak eriklere lezzet verecek ve karamelize bir sos oluşmasını sağlayacaktır.

Yıkadığınız erikleri önce ikiye bölerek çekirdeklerini çıkarın, daha sonra her bir parçayı dörde bölerek erikleri sekiz dilim haline getirin. Erik dilimlerini hamurun üzerine sıkışık olarak dizin. Eriklerin üzerine kalan 2 yemek kaşığı toz şekeri serpin. En üste kabukları çıkarılmış, ikiye ayrılmış bademleri serpiştirin. (dilerseniz hazır file badem kullanın dilerseniz kabuklu çiğ bademleri sıcak suda bekleterek kabuklarını soyun ve ikiye bölün)

Hazırladığınız tartı 200 dereceye ısınmış fırında hamur kızarana, erikler pişene kadar 35-40 dk pişirin. Fırından aldıktan sonra biraz dinlendirip sıcak sıcak servis yapın. Dilerseniz yanına bir top vanilyalı dondurma veya çırpılmış krem şanti çok yakışacaktır. Benim gibi aşırı tatlı tatılar yerine tatlı tuzlu karışımını seviyorsanız çıtır çıtır hamur üzerinde pişmiş eriklerin hafif tatlı hafif mayhoş tadı, arada fırınlanmış bademlerin kıtır tadı çok hoşunuza gidecek, deneyin derim 🙂

Afiyet olsun!

 

 

Kolay patlıcanlı tepsi böreği


 

Belki geç kalmış bir tarif bu ama ne yapayım ki bu yazdan hiçbir şey anlamadım maalesef, zaman akıp geçti. Neyse ki her şey normal rutinine giriyor yavaş yavaş bizim evde.

Yaz aylarında annemin patlıcanlı böreği meşhurdur, kışın da ıspanaklı kol böreği. Kendisi gelemese bile torununa mutlaka ne yapar eder yollar. Onun elinden en güzelini yediğimiz için de doğrusu bu güne kadar el işi hamur açmalı börek yapma hevesine hiç kapılmadım. Becerim de yok bu konuda zaten, en fazla merdane ile açılan hamurları yapabiliyorum.

Son zamanlarda onun böreklerini özlediğimizde yapmak üzere pratik bir yol keşfettim. Annem börek yaparken hamurları kat kat bezeler halinde yağlar ve üçlü katlar şeklinde oklava ile açar. Pişerken bu incecik katlar çıtır çıtır kızarır. Hazır milföy hamurları da kat kat yağlanmış hamurlar olduğu için aklıma bunları incelterek kullanmak fikri geldi ve uyguladığımda sonuç son derece başarılı oldu. Tamamen aynı börek olmasa da benim yaptığım şekli ile benzer çıtırlıkta ve kolayca hazırlanan bir tarif oldu.

Malzemeler:

İç malzemesi için;

–          4 adet orta boy kemer patlıcan

–          2 adet orta boy kuru soğan

–          2 adet çarliston biber

–          3 adet orta boy olgun domates

–          200 gr dana kıyma

–          ¼ demet maydanoz

–          Zeytinyağı, tuz, karabiber

Hamuru için;

–          12 kare milföy hamuru

–          Açmak için un

–          Üzerine sürmek için biraz sıvı yağ

İç malzemesi için patlıcanların tüm kabuklarını soyun. Tavla zarı şeklinde doğrayıp tuzlu suda bekletin. Soğanı yemeklik olarak ince doğrayın. Bir tavaya biraz zeytinyağı ile birlikte alın, bir tutam tuz ilavesi ile yumuşayana kadar pişirin. Kıymayı ilave edip kavurmaya devam edin. Tuzlu suda beklemiş patlıcanları sudan çıkarıp iyice sıkın, tavadaki kıymaya ekleyin. Kıyma ve patlıcanlar birlikte pişmeye devam ederken çarliston biberleri ince doğrayıp tavaya ilave edin. Domateslerin kabuklarını soyup tavla zarı büyüklüğünde doğrayın. Yarı pişmiş kıymalı patlıcanlı karışıma ekleyin. Domateslerle birlikte orta ateşte patlıcanlar pişip, domatesler suyunu çekene kadar pişirin. Tuzunu, karabiberini ayarlayın. Eğer hafif acılık isterseniz ki bu harca çok yakışıyor biberlerin bir tanesini acı biber kullanabilirsiniz. Karışıma hiç su eklemiyoruz ve domateslerin de iyice suyunu çekmesini sağlıyoruz çünkü sulu bir harç böreğimizi ıslatacaktır. Pişen harcı ocaktan alıp içine ince kıyılmış maydanozu ekleyin soğuması için kenarda bekletin.

Yemek yapmaya başlamadan önce buzluktan çıkarttığımız, birbirine yapışık ikili kareler halinde dikdörtgen milföy hamurlarından üç tanesini (toplam 6 kare) üst üste koyun. Kolayca açabilmek için tezgahta hamurun altını ve üstünü unlayın. Milföylerin donukluğu kısmen açılmış olmalıdır, böylece merdane ile şekil verebiliriz. Fakat çok uzun süre dışarıda kalmış ve iyice yumuşamış olmamasına da dikkat etmeliyiz. Tamamen çözülürse cıvıklaşacak, şekil vermek zor olacak ve pişerken de kat kat olmayacaktır.Fırın tepsisi dikdörtgen şeklinde olduğu için hamuru tepsi büyüklüğüne gelene kadar merdane ile açın, gerekirse arada tekrar unlayın. Açtığınız hamuru yağlanmış fırın tepsisine merdane yardımı ile yayın.

Üzerine daha önce hazırladığınız patlıcanlı harcı yayın. Böreğin üst katı için aynı şekilde kalan milföy hamurlarını merdane yardımı ile açın. Açtığınız hamuru harcın üzerine serin. Alt kat ve üst kat hamurlarının kenarlarını kıvırarak birleştirin, şekil verin. Böreği keskin bir bıçak ile dilimleyin. Böreğin üstüne fırça ile sıvı yağ sürün. 200 dereceye ısıtılmış fırında güzelce kızarana kadar 40 dk pişirin.

Çıtır çıtır kızarmış ve kabarmış böreğinizi biraz dinlendirdikten sonra servis yapın. Pişmeden önce kestiğiniz için oldukça kolay bir şekilde dağılmadan servis yapabilirsiniz böreğinizi.

Bu yaz böreği içinde hem sebzesi hem eti hem de incecik hamuru ile tam bir öğün oluşturuyor. Bu nedenle biz ana yemek olarak tercih ediyoruz çay saatinden ziyade. Benim gibi sıfırdan hamur açmak konusunda beceriniz yoksa ya da daha pratik ve hızlı çözümleri tercih ediyorsanız milföyle böreği deneyin derim. Ispanaklı rulo böreği de yapar yapmaz sizinle paylaşacağım.

Afiyet olsun!

Şeftalili fırın tatlı


Yaz mevsimi şeftalilerin en güzellerinin zamanı. Meyveler içinde en sevdiklerimden biridir şeftali. Olgun, tadı yerinde bir şeftali tek başına bile başka tatlı aratmaz insana. Mevsim en güzel şeftalilerin mevsimi olunca yaptığımız tatlılarda, içeceklerde, reçellerde de başrolde oluyor doğal olarak. Bu sıralar ne tatlı yapmak istesem hep şeftalili yapmak istiyorum.

Bu tarifi de kendimce geliştirdim. Yabancı dergilerde ve yemek sitelerinde sık sık gördüğüm çeşitli meyvelerle yapılan cobler özellikle yaz mevsiminde şeftali ile yapılıyor ve çok seviliyor. Çeşitli farklı tarifler veriliyor fakat hepsini tek tek orijinal elinden deneme fırsatım olamayacağından kendimce bizim ağız tadımıza göre modifiye ettim. Sonuç bence oldukça başarılıydı. Bol meyveli, hamuru hafif bir tatlı isterseniz deneyin derim. Benim gibi ılık-sıcak tatlıları seviyorsanız yanında bir top ev yapımı vanilyalı dondurma ile nefis bulacaksınız.

Tarife gelecek olursak;

Malzemeler: (ölçü olarak 200 ml’ lik normal su bardağı kullanıldı)

Alt meyve katmanı için;

–          4 adet büyük şeftali

–          Yarım bardak toz şeker

–          Yarım su bardağı su

Üst hamur için;

–          1,5 su bardağı un

–          1 su bardağı süt

–          2/3 bardak toz şeker

–          125 gr eritilmiş tereyağı

–          1 yumurta

–          1 çimdik tuz

–          1 paket kabartma tozu

–          1 paket vanilin

Şeftalileri soyun ve kalın olmayan ay dilimler halinde doğrayın. Bir tavada yarım bardak su ve şekeri eritin. Üstüne şeftalileri ekleyin. Şeftalileri hafif yumuşayana kadar 10 dk pişirin, çok yumuşayıp dağılmalarına müsaade etmeyin. Tencereyi ocaktan alıp şeftalileri bir fırın kabının tabanına yayın.

 

Diğer yanda 1,5 bardak unun içine toz şeker, bir çimdik tuz, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyin. Çırpıcı ile karıştırıp kuru malzemeleri karıştırın. Üzerine bir bardak sütü ekleyip iyice karıştırın, topak kalmasın. Ardından bir yumurtayı ekleyip karıştırın. En son olarak sıcak haldeki erimiş tereyağını karışıma ekleyin. Buradaki püf noktası yağın sıcak olması.

Karışımı fırın kabındaki şeftalilerin üzerine dökün. Kabı 180 derece ısınmış fırına koyun, 50 dk pişirin.

 

Fırından aldıktan sonra 15 dk dinlendirin, kaşıkla servis tabaklarına alarak yanında bir top vanilyalı dondurma ile servis edin.

Aynı çatalta ağzınıza aldığınız lokmada üst katın hafif kıtır dokusu, alt tarafın nefis pişmiş krema halini almış şeftalileri, arada kekimsi hamurun yumuşak dokusu vanilya aroması ile ağzınızda gezinecek. Sıcak tatlının yanındaki soğuk vanilyalı dondurma ise tatları tamamlayan bir dokunuş olacak.

Afiyet olsun!

Karışık yaz dolması


Türk mutfağında dolmaların yeri çok ayrıdır değil mi? Her mevsim pek çok sebzenin dolması, sarması yapılır, zevkle yenir. Zeytinyağlısı, etlisi, pirinçlisi, bulgurlusu derken çeşitleri saymakla bitmez. Tarif deseniz her ev hanımı gözü kapalı yapmasını bilir. Her birinin kendine göre içine koyduğu lezzet vericiler farklı olsa da, her yöreye göre az çok farklılıklar gösterse de temelde tarif benzerdir.

Bizim evde de çok sevilir dolmalar. Zeytinyağlıları çok sevilir  ama etli dolmalar da sebzesi, eti, karbonhidratı bir arada yanında yoğurduyla tam bir öğün oluşturan terkibi nedeniyle tercih sebebi oluyor gündelik mutfağımızda. Yaz dolmalarını karışık sebzelerden yapmayı seviyorum, bir de fırında pişirmeyi. Fırında ağır ağır demlenerek pişen çeşit çeşit sebzelerin lezzeti sanki katlanıyor bana göre.

Tarif herkesçe malum olsa da mutfağa yeni giren gençler için yazmak istiyorum dikkat gerektiren noktalarıyla birlikte.

Malzemeler :

–          2 adet dolmalık patlıcan

–          2 adet dolmalık kabak

–          4 adet dolmalık biberi

–          4 adet kırmızı biber

İçi için:

–          400 gr dolmalık çekilmiş orta yağlı kıyma

–          16 yemek kaşığı pirinç (doldurulacak sebze adedi kadar kaşık pirinç)

–          2 adet orta boy soğan

–          1 demet maydanoz

–          4 adet olgun domates rendelenmiş

–          1 yemek kaşığı biber salçası

–          1 tatlı kaşığı kuru nane

–          Karabiber, tuz

–          Zeytinyağı

Dolma için ayırdığımız sebzeleri yıkayıp ayıklayın. Biberlerin üstünü kesip kapak yapın, çekirdeklerini çıkarın. Kabakların üstünü ince kazıyın, ortadan ikiye ayırın, dört parça kabağı dolmalık oyun. Patlıcanları ortadan ikiye kesin, dört parça patlıcanı dolmalık oyun. Kabakların ve patlıcanların içini hafif tuz ve karabiber ile ovun. Böylece sebzeleriniz pişerken daha lezzetli olacaktır.

Dolma harcı için iki adet soğanı rendeleyin veya çok ince olarak yemeklik doğrayın. Pirinci ayıklayıp iyice yıkayın. Bir demet maydanozu ayıklayıp, yıkayın, ince kıyın. Domatesleri rendeleyin. Bir karıştırma kabında kıymayı soğan, maydanoz, pirinç, rende domateslerin üçte ikisi, bir yemek kaşığı biber salçası, kuru nane, tuz, karabiber ile karıştırın. Biraz zeytinyağı ve az su ilavesi ile iyice yoğurun.

Dolmalık sebzeleri harç ile doldurup pişireceğiniz tencereye dizin.( Ben pişirmeye fırında devam edeceğim için hem ocakta hem fırında kullanılabilecek yayvan döküm bir tencere tercih ettim.)

Kalan domates rendesine 2 bardak su, yarım bardak zeytinyağı, tuz ve karabiber ekleyin, karıştırın ve dolmaların üzerine dökün. Dolma tenceresini önce ocakta suyu kaynayıp dolmalar hafiften yumuşayana kadar pişirin. Daha sonra tencereyi ocaktan alıp 200 derece fırına sürün. Yaklaşık 50 dakika kadar dolmalar iyice pişip, üzeri hafifçe kızarana kadar fırınlayın.

Fırından aldıktan sonra yarım saat kadar dinlendirip yanında yoğurtla servis yapın.

Afiyet olsun!

Ramazan Bayramı


 

Gecikmeli de olsa herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu bir bayram diliyorum 🙂

Sevgiler

Sakızlı muhallebili güllaç


Koskoca bir Ramazan ayı geldi ve gidiyor inşallah tekrar kavuşmak ümidiyle.

Bu ayda kendimizce hep yapmayı sevdiğimiz yemekler vardır sadece senenin bu zamanında yaptığımız. Güllaç da bunlardan biri. Her yerde pek çok tarifi mevcut aslında o nedenle en sevdiğim klasik gül sulu, cevizli güllaç tarifini yazmadım bugüne dek. Oysa Ramazanda haftada bir mutlaka güllaç yaparım, o tepsinin de en az iki gün yendiğini düşünecek olursak hemen hemen dolapta hep vardır.  Mevsim dolayısıyla nar olmaması da buna bir etken, bence üzerine serpiştirilmiş nar çok çok yakışıyor, olmayınca eksikmiş gibi geliyor bana, tadı yarım kalıyor. Başka mayhoşluklarla yerini doldurmaya çalıştım. Vişne kullandım zaman zaman, son olarak da çilekle denedim çok hoşumuza gitti. Arasında da sakızlı muhallebi koydum, klasik güllaçtan oldukça farklı bir lezzet elde ettim.

Sakızlı muhallebili güllaç

Malzemeler :

–          6 yaprak güllaç

–          1 litre süt

–          1 su bardağı toz şeker

–          ½ su bardağı su

Muhallebisi için :

–          ½ litre süt

–          ½ su bardağı toz şeker

–          1,5 yemek kaşığı tepeleme un

–          1,5 yemek kaşığı tepeleme mısır nişastası

–          3 parça damla sakızı

Üstü ve arası için:

–          300 gr çilek (bir kısmı üzerine konmak üzere ayrılacak)

–          Yarım kase dövülmüş ceviz

 

Önce muhallebi hazırlanır. Bunun için bir sos tenceresine un, nişasta ve toz şeker konur. Kuru malzemeler bir çırpıcı ile birbirine iyice karıştırılır. Damla sakızı havanda iyice dövülerek malzemelere eklenir.

Ardından süt yavaş yavaş eklenerek karıştırılmaya devam edilir. Bu şekilde sütü dökmeden önce un ve nişasta şekerle iyice karışmış olursa sütü eklerken hiç topaklanma olmaz. Sos tenceresi ocağa alınır, orta ateşte devamlı karıştırılarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir. Ocaktan alınıp arada karıştırılarak soğumaya bırakılır.

Güllaç için bir litre süt bir tencereye alınır. Kaynama derecesine kadar ısıtılır, içine bir su bardağı (200 ml lik normal su bardağı ölçüsü) toz şeker eklenir. Eriyene kadar karıştırılır. Sıcak sütün içine yarım bardak su ilave edilir.

Tatlıyı yapacağımız servis tabağının boyutuna göre güllaç yapraklarını parçalayarak teker teker yerleştirilir. Her katta üzerine sıcak sütlü karışımdan kepçe ile dökerek ıslatılır.

Üç yaprak güllaç bu şekilde yerleştirildikten sonra üzerine soğumuş sakızlı muhallebi dökülür ve eşit kalınlıkta yayılır. Ayıklanıp ufak parçalara kesilmiş çilekler muhallebinin üzerine serpiştirilir.

Kalan güllaç yaprakları yine tepsi boyutuna göre parçalanır. Bu defa bir maşa yardımıyla sıcak sütün içine batırılarak yumuşatılır ve muhallebili katmanın üzerine yerleştirilir. (sıcak sütü direk olarak muhallebinin üzerine döküp sulandırmak istemediğim için bu şekilde yaptım.)

Kalan üç yaprak güllacı bu şekilde yerleştirdikten sonra artan süt en üste kepçe ile dökülür, güllaç yapraklarının emmesi sağlanır.

Güllacın üzeri dövülmüş ceviz (dilerseniz dövülmüş Antep fıstığı) ve çileklerle süslenir.

En az bir saat dinlenip soğutulduktan sonra dilimlere bölünerek servis yapılır.

Bence iyi bir güllacın püf noktası bol süt kullanılması ve yaprakları ıslatırken sütün neredeyse kaynara yakın sıcaklıkta olmasıdır. Aksi takdirde yapraklar gerektiği gibi yumuşamayacak ve sütü ememeyecektir. Biz muhallebili güllacı sevdik size de tavsiye ederiz.

Afiyet olsun!

Evde pizza


Hepimiz evde pizza denemişizdir zaman zaman. Evde pizzalar güzeldir ama bir türlü dışarıda yediğimiz lezzeti ve hamur kalitesini yakalayamayız bir türlü. Bunun en büyük nedeni profesyonel veya odun fırınlarının sıcaklığına evde ulaşamamızdır çoğunlukla. Elbette hamuru yapmak için kullanılan undan tutun da mayalamaya kadar pek çok faktör daha etkilidir. Ayrıca üstüne koyduğumuz malzemeler kendi damak tadımıza göre sevdiğimiz tadlar olsa da aslında çok fazla malzeme kullanmak eşittir lezzet olmuyor çoğu zaman. Hatta hamur iyiyse, domates sosunuz güzel olduysa bir de mozeralla peyniriniz varsa bence başka hiç bişey istemez. Şimdi yerli firmalarımız da mozeralla peyniri yapıyorlar. Deneyin pizzanızdaki farkı görün derim.

Pişirmeden bahsederken odun ateşi ile ısıtılan taş fırınlarda pişen pizzanın farkını hepimiz teslim ederiz sanırım. Bambaşka bir lezzeti olur bu fırınlarda pişen pizza, pide veya diğer ürünlerin. Evde taş fırın keyfini yaşamak için ben de fırınıma uygun bir fırın taşı edindim. Fakat ürünleri üzerine koymak için henüz bir ahşap küreğim olmadığı için bu defa pizzaları pişirirken kullanamadım. Bir dahaki sefere umarım.

Araya hem Ramazan ayı hem sıcaklar girdiği için yemek yapma ve yazma azmim maalesef yerlerde. Temmuz ayında oğlumun arkadaşları için yaptığım bu pizzayı yazmaya ancak fırsat bulabildim maalesef. Sonbaharı sabırsızlıkla bekliyorum, mutfağa girmeyi özleyip, hevesle işe girişeceğim günleri 🙂

Yukarıda evde iyi bir pizza deneyimi için püf noktalarından bahsetmiştim. Zaman içinde deneme yanılma yolluyla kendimce iyi bir noktaya ulaştım. Kendimin en büyük eleştirmeni de kendim olduğum için gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum. Eğer dikkate almak isterseniz kendimce püf noktalarımı tarifimde anlatacağım.

Fesleğenli Pizza

Malzemeler:

Hamuru için :

–          500 gr un

–          1,5 tatlı kaşığı instant kuru maya

–          1,5 tatlı kaşığı tuz

–          2 tatlı kaşığı toz şeker

–          3 yemek kaşığı zeytinyağı

–          350 ml (2 su bardağından biraz az) ılık su

Üzeri için:

–          Ev yapımı domates sosu ( 1 su bardağı kadar)

–          Rende taze kaşar  ( 2 su bardağı kadar)

–          Rende veya minik toplar halinde mozeralla peyniri ( 1 su bardağı kadar)

–          Taze fesleğen yaprakları

–          Çeri domatesler

–          İyi kalite sızma zeytinyağı (ben ayvalık sızma kullanıyorum)

Ev yapımı domates sosu için:

– 1 kg olgun domates

– 4 diş sarımsak

– 1 çay bardağı sızma zeytinyağı

– 2 tatlı kaşığı toz şeker

– 1 tatlı kaşığı tuz

– 1 çay kaşığı taze çekilmiş karabiber

– bir çay kaşığı kuru fesleğen

1 çay kaşığı kuru kekik

 

Hamur için unu eleyip bir kaba aldım. Üstüne maya, tuz ve şekeri ilave edip harmanladım. Ortasını çukurlaştırıp zeytinyağını koydum. Suyu yavaş yavaş ilave ederek hamuru yoğurdum. Su miktarı unun cinsine göre biraz daha fazla bile olabilir. İki tam bardak kadar su kullanabilirsiniz. Pizza hamurunun ekmek yada börek hamurlarına göre daha yumuşak bir yapıda olması gerekiyor. Elinize yapışıyor gibi görünse de mümkün olduğunca un eklememeye çalışın. Yoğurmaya devam ettikçe hamur kıvama gelip elinizden sıyrılmaya başlayacaktır.  Elde 15 dk kadar yoğurarak hamuru istediğiniz kıvama getireceksiniz. Ya da daha kolayı tüm olayı Kitchen Aid gibi güçlü bir masa üstü miksere bırakın. Tüm malzemeleri haznesine koyun, hamur yoğurma ucu ile çalıştırın. Önce düşük devirde hamuru karın, daha sonra orta yüksek devirde 7-8 dk çalıştırarak hamurun toplanmasını ve elastik bir hal almasını sağlayın. Hamur elde veya makinede istediğimiz kıvama geldikten sonra hafif yağlanmış bir kabın içine alıp üzerini streç film veya bir kapak ile örtün. Yaz aylarında mutfak tezgahı üzerinde rüzgar almayan bir noktada, kış ise sıcak bir kalorifere yada ocağa yakın bir yerde üzerini mutfak havluları ile örterek mayalanmaya bırakın. Yaz aylarında bir saat sonra hamurunuz iki katına kadar kabarmış olacaktır. Kabaran hamuru tezgaha alın, elinizle üstünden bastırarak havasını alın. İki eşit parçaya bölün. Bu miktarda unla hazırladığımız hamurdan iki midi fırın tepsisi pizza çıkıyor. Büyük fırın tepsileri için hamurun üçte ikisini kullanıp, kalanıyla da ufak bir yuvarlak pizza yapabilirsiniz.

Hamuru kabarmak üzere bıraktığınızda domates sosunu hazırlayın. Domatesleri yıkayıp rendeleyin. Zeytinyağını bir sos tenceresine koyup ocağa alın. Sarımsakları ince doğrayıp yağa atın. Bir dakika yağla birlikte ısındıktan sonra yanmadan domates rendesini ekleyin. Ateşi yükseltip domatesler suyunu çekene kadar pişirin. Bu arada tuzunu, biberini ve şekeri ilave edin. Domatesler suyunu çekip yağına kaldıktan sonra kuru fesleğen ve kekiği ilave edin, karıştırıp kapatın. Bu sosu dilerseniz önceden hazırlayıp dolapta hazır bulundurabilirsiniz.

Fırın tepsisini bol zeytinyağı ile yağlayın. Bu konuda cimri olmayın derim. Hem hamurun çıtır pişmesi için hem de lezzeti için bundan kaçınmamak lazım. Hiç birimiz lastik gibi bir pizza hamuru istemeyiz. İkiye böldüğümüz hamurlardan ilkini tepsiye alıp elimizle tepsi boyutuna ulaşana kadar bastırıp, çekiştirerek şekil verin. Hamur oldukça elastik olduğu için direnecektir ama siz sebatlı olun, sonunda söz dinleyecek 🙂

Tepsiye yaydığımız hamurun üzerine daha önceden hazırlamış olduğumuz domates sosundan bir bardak kadarını bolca yayın. Kenarlarda bir parmak kadar boşluk bırakabilirsiniz. Domates sosunun üzerine fesleğen yaprakları serpiştirin. 2 bardak kadar rendelenmiş taze kaşar ve 1 bardak kadar mozeralla peynirini üzerine bolca yayın. Dilimlenmiş çeri domatesleri yerleştirin, tekrar fesleğen yaprakları koyun.

Pizzayı tepsiye hazırlamaya başlarken fırını açın ve 250 dereye ısınmasını sağlayın. Asla tam ısınmamışken pizzayı fırına vermeyin. Fırın tam ısınmışken alta yakın bir seviyede tepsiyi fırına koyun. Sakın çok uzaklaşmayın gözünüz üzerinde olsun. 15- 20 dk içinde nefis pizzamız hazır olacak.

Hamurun kenarlarından pişmesini kontrol ederek üzeri çok kurumadan fırından alın. Birkaç dakika dinlendirdikten sonra sıcak sıcak servis yapın. Bizimkisi o kadar çabuk yok oldu ki dilimlenmiş halini resimleyemedim bile. Dinlendirirken çekebildiğim bir iki kare kaldı ancak bana 🙂 Hamur kalınlığı son derece yerinde ne ekmek gibi kalın ne de lahmacun kadar inceydi. Yüksek ısıda ve alt kısma yakın piştiği için hem gevrek hem de ortası hala yumuşak bir pizza  oldu. Üstünün lezzeti ise tahmin edebileceğiniz gibi nefisti.

 

Kalan hamuru aynı domates sosu ile üzerine üç çeşit peynir koyarak hazırladım. Taze kaşar, tel peyniri ve tulum peyniri kullandım. Türk usulü “tre formaggi pizza” oldu 🙂

Umarım laf kalabalığı etmemişimdir, umarım seversiniz…

Afiyet olsun!

 

Patlıcanlı poğaça; Borekitas


Yaz aylarını geçirdiğimiz Büyükada’da sabahları işe gitmek için vapura yetişmeye çalışırken uğradığımız ilk yer Büyükada fırını olurdu. Tuba Şatana blogunda ne güzel tanıtmış bizim emektar fırınımızı. Birbirinden güzel mamulatları arasında patlıcanlı poğaçaların yeri bir başkadır. Hemen aceleyle iki adet sardırır vapura yetişirdik. Sabah serinliğinde vapurun açık kısmına oturup taze demlenmiş çayla birlikte kahvaltımızı yapardık Bostancıya varana kadar. Şimdi artık o vapurların yerini gürültülü motorlar aldı, o ayrı bir konu.

İnce hamurunun içinden çıkan is kokulu peynirli patlıcan ezmesi ağzınızda nefis bir tat bırakır, yemeğe doyamazsınız. Adalı Musevi komşularımızdan aldığımız tariflerle ben de evde yapmaya başlamıştım bu poğaçayı. Elbette ev usulünde fırındakinden farklı bir hamur elde ediyorsunuz ama böylesi daha hafif. Uzun zamandır yaptığım bu poğaçaların aynı ölçülerle Deniz Alphan’ın “Dina’nın Mutfağı” kitabında yer aldığını görünce çok sevindim. Bu poğaçalara verilen borekitas adı küçük börekler anlamına geliyor Seferad mutfağında. İçlerine zaman zaman farklı malzemeler de konsa borekitas denince akla hemen patlıcanlı olanları geliyor.

Patlıcanlı yemekler ve börekler bizim evin favori yemeklerindendir yaz aylarında. En kısa zamanda annemin usulüyle patlıcanlı börek yapıp paylaşacağım. Ondan hemen önce bu hafta yaptığım borekitas tarifini vermek istiyorum.

Malzemeler:

İçi için ;

–          3-4 adet patlıcan közlenmiş

–          1 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir

–          2/3 su bardağı rendelenmiş eski kaşar

–          Duruma göre az tuz

Hamur için;

–          500 gr un

–          ¾ bardak sıvı yağ

–          ¼ bardak eritilmiş tereyağı

–          ½ bardak su

–          1 bardak ince rendelenmiş eski kaşar peyniri (bir miktarını üstü için ayırın)

–          Bir tutam tuz

–          Üzeri için bir yumurta sarısı

İç malzemesi için patlıcanları ocakta közleyin, soyup ince ince kıyın.

İçine beyaz peynir ve kaşar peyniri rendesini ekleyin. Tadını kontrol edin, eğer gerekiyorsa tuz ilave edin.

Unu geniş bir kaba eleyerek koyun. İnce rendelenmiş kaşar peyniri ve az tuzu ilave edip unla iyice harmanlayın.

Ortasını havuz gibi açın, eritilmiş tereyağı, sıvı yağ ve suyu bu havuza dökün. Elinizle yavaşça unu sıvılara yedirerek hamur yapın. Eğer gerekiyorsa az un ilave edin. Oldukça elastik, yumuşak bir hamur elde edeceksiniz. Hamuru 15- 20 dk dinlendirin.

Dinlenmiş hamurdan merdane ile açabileceğiniz büyüklükte parçalar koparıp 3 mm kadar inceliğinde açın.

Bir kapak, bardak yada benzeri bir kalıp yardımıyla 8-10 cm çapında yuvarlaklar kesin. İçlerine patlıcanlı içten koyup kapatın. Tüm hamura bu şekilde şekil verdikten sonra yumurta sarısını bir yemek kaşığı su ile çırpıp poğaçaların üstüne sürün. Ayırdığınız kaşar rendesinden üstlerine serpin.

Oldukça ince açtığımız için  bereketli bir hamur oluyor. Benim midi fırın tepsilerimle iki tepsi poğaça elde ediyorum.

Poaçaları 180 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Fırından çıktıktan sonra 15 dk dinlendirip servis yapın.

Hep yaptıklarınızdan farklı bir poğaça denemek isterseniz bir şans verin derim bu tarife. Hamurun içindeki kaşar rendesi hamura hem lezzet hem de gevreklik kazandırıyor. Farkınaysanız hamurda herhangi bir kabartıcı malzeme ilavesi yok. İçindeki yağ ve peynir hamura kurabiye kıvamında bir gevreklik veriyor. İçinden çıkan isli patlıcan lezzeti ise damak tadımıza çok uygun bir sürpriz.

Afiyet olsun!