Archive for Mart 2012

Kabaklı kiş


Geçen hafta yaptığım yemeklerden biri de kabaklı kişti. Bol sebze içeren harcı ve ince hamur tabanı ile nispeten daha az zararlı bir hamurişi bence. Misafirlerime zaman zaman değişik iç harçları ile severek yaptığım bir tarif. Kabaklı, ıspanaklı, pırasalı veya mantarlı versiyonlarını yaparım zaman zaman. Kabak en çok tercih edilenlerden biri bizimkiler tarafından. Gelelim tarife;

Malzemeler:

Kiş Hamuru için

– 125 gr soğuk, sert tereyağı ufak küpler halinde kesilmiş

– 1.5 bardak un ( 250 ml lik bir bardak ile)

– 1 çay kaşığı tuz

– bir kaç yemek kaşığı soğuk süt (hamurun toplanma durumuna göre ilave edilecek)

İçi için

– 3 ufak boy kabak (veya 2 normal boy)

– 1 ufak soğan

– 3 yumurta

– 2 bardak süt

– 50 gr beyaz peynir

– 50 gr taze kaşar peyniri

– dereotu ve nane

Yapılışı:

Alt hamuru için küpler halinde kesilmiş soğuk tereyağı mutfak robotuna konur. Üzerine  un ve tuz ilave edilir. Robot kısa fasılalarla çalıştırılarak un ve yağın karışması sağlanır. Karışım kum halinde görünecektir. Bu aşamada önce bir kaşık süt ilave edilir, robot çalıştırılır. Hamur toplanıp bir bütün haline gelene kadar süt ilave edilir. Ama bu çok kısa sürecektir. En fazla 3 kaşık süt yetecektir. Toplanan hamur tezgaha alıp elle yuvarlak bir şekil verilip streç filme sarılarak buzdolabına kaldırılır. 30 dk kadar bekletmek oldukça iyi sonuç veriyor. Bu esnada iç malzemesi hazırlanır.

Temizlenip dış kabukları incecik kazınan kabaklar ince halkalar halinde doğranır. Soğan yemeklik olarak  ince doğranır. Soğanlar biraz zeytinyağı ile tavaya alınır ve yumuşayana kadar pişirilir. Kabaklar ilave edilir. Tuz ve taze çekilmiş karabiber eklenir. Kabaklar hafifçe diriliğini kaybettiğinde ocaktan alınır ve soğumaya bırakılır.

Yumurtalar hafifçe çırpılır, süt ilave edilir. Rendelenmiş peynirler ve kıyılmış dereotu, nane eklenir. Aslında 2 bardak sütün bir bardağı krema olabilir daha fazla lezzet için ama yağ oranını arttırmamak uğruna ben koymuyorum.

Buzdolabında dinlenen hamur tezgaha alınır. İki streç film arasında merdane ile kalıp genişliğine gelene kadar yuvarlak halde açılır. Benim kullandığım kalıbın çapı 28 cm. di. Hamur öncedem yağlanan tart kalıbına streç film yardımı ile yerleştirilir. Hamurun sarkan kenarları düzeltilir. Soğumuş olan kabaklar hamurun üzerine yerleştirilir. Onların üstüne de hazırlanan sütlü karışım dökülür. 180 derece fırında 40- 45 dk üzeri kızarana kadar pişirilir.

Afiyet olsun, umarım siz de beğenirsiniz:)

Değişik bir sulu köfte


Bilgisayar sorunumu bugün hallettim sonunda:) Servisten mutlu haber geldiğinde koşa koşa gittim almak için. Bir işe başlayıp sorumluğunu yerine getirememek ne ağır yükmüş. Umarım bundan sonra sık sık yazacağım. Bu arada birikmiş bir sürü tarifim oldu, yeter ki yazmak için hevesim olsun:)

Geçenlerde sürekli yazılarını takip ettiğim ve çok beğendiğim Şemsa Denizsel’in bloğunda Enginarlı Sulu Köfte tarifini görünce muhakkak denemem gerekli diye düşündüm. Bahar demek enginar demek benim için de, yapabilsem her gün bir çeşidini yemek isterim. İzmirde annemin enginarla yaptığı bir yemeği hatırladım bu tarifi görünce. İstanbul tipi zeytinyağlı çanak enginar yemeğinden farklı olarak taze yaprakları da kullanılır bu yemekte ve nispeten daha suludur ve ılık yenir içinde et olmamasına rağmen . O lezzeti çok özlediğim için ve Şemsa hanımın tariflerine de çok güvendiğim için bu benzer tarifi denemeye karar verdim. Sonuç, muhteşem:) Bir yemeğin terbiyesi bu kadar mı lezzetli olur, bu kadar mı aromalar uyum içindedir, şahaneydi! Elbette benim uygulamam onun tarifine ne kadar yaklaşabildi bilmiyorum orjinalini yemediğim için. Kimbilir o ustanın elinden yemiş olsaydım neler söyleyecektim:)

Sadece kendime göre bir iki değişiklik yaptım. İlk olarak köfteyi bulgurla değil klasik sulu köfte biçiminde pirinçle hazırladım. Ufacık bir soğan, kıyılmış dereotu, azıcık yumurta akı, tuz ve karabiber ilavesiyle. İkinci olarak köfteyi fırınlamadım. Pirinçleri çiğ bir köfteyi fırınlamak iyi bir fikir değilmiş gibi geldi. Sadece önceden pirinçleri sıcak su ile yarım saat kadar ıslattım. Üçüncü olarak bir havuç ilave ettim patateslerle birlikte. Annemin yaptığı yemekte olurdu. Son olarak da bende sultani bezelye olmadığı için bir avuç normal bezelye ilave ettim. Geri kalan aynen Şemsa hanımın tarifindeki gibi uygulandı. Bu tarifte soyulmuş hazır çanak enginar kullanılmadığı için bulabildiğiniz en taze körpe enginarları satın alıp, evde hazırlamak gerekiyor. En dıştaki kart yaprakları atıp, enginarın tepesinden de 2 parmak kadarını kesmek gerekiyor. Sapından da 3 cm kadarını bırakmak lazım, dış kabuğunu incecik soyarak. En son olarak bir enginarı dörde bölerek varsa göbeğindeki tüylü ve dikenli kısımları çıkarıp hemen limonla ovup, limonlu suya koymak gerekiyor kararmaması için. Biraz zahmetli gibi mi görünüyor:) Evet malesef biraz öyle ama güzel şeyler kolay elde edilmiyor ne yazıkki.

Ben çok hoşlandım, evdekiler de öyle. Emre değişik tatlara açık bir çocuk olmasına rağmen pek enginara rağbet etmezdi o bile bayıla bayıla yedi. Zaten şu sıralar en büyük destekcim o:) Annesi blog yazarı oldu ya yaptığı herşeyi zevkle beğeniyle yiyor beni teşvik etmek için:)

Ton Balıklı Spagetti


Bizim evde makarna yan yemek olarak değil ana yemek olara tercih edilir çoğunlukla. Eğer o gün makarna (özellikle de spagetti tercih edilir ) yapılacaksa malzemesi yoğun tek bir yemek olarak yemeği tercih ederiz, yanında bir salata ile belki. Geçen akşam da öyle oldu. Her zamankinden farklı olarak bu defa ton balığı ile bir sos hazırladım. Biz çok hoşlandık, umarım sizler de seversiniz:)

Malzemeler:

* 2×160 gr Ton balığı konservesi

* 2×200 ml Domates püresi

* 1 avuç siyah ve yeşil zeytin karışık (çekirdekleri çıkarılmış)

* 3 diş sarımsak

* Yarım demet maydanoz

* 2 adet kuru kırmızı süs biberi

* 2 yemek kaşığı kapari

* zeytinyağı

* 1 paket spagetti (500 gr)

Yapılışı:

Kaynayan bol tuzlu suda makarnalar haşlanırken diğer yanda başka bir tavada sosu hazırlamaya başlıyoruz. Büyük bir tavada sızma zetinyağını hafifçe ısıtıp içine ince kıyılmış sarımsakları atıyoruz. Ardından elimizle kırıp parçaladığımız kuru kırmızı biberi ilave ediyoruz. Ayıklanmış zeytinleri ve kapariyi de ekledikten sonra kıyılmış maydozun yarısını koyuyoruz. Malzemeler hafifçe sotelenip tadını yağa bıraktığında ton balığını ilave ediyoruz. Çok fazla ezmeden karıştırıyoruz. Ardından iki kutu domates püresini ilave ediyoruz. Bu esnada tuzunu ve biberini ayarlamak gerekli. Sosu kendi halinde bir süre pişmeye bırakıp, “al dente” dişe gelir kıvamda pişmiş olan makarnayı süzüyoruz. Haşama suyunun bir bardak kadarını kullanmak üzere ayırıyoruz. Süzülmüş spagettileri hala ocakta olan sosun içine koyuyoruz. Sosla iyice harmanlayıp çekmesini sağlıyoruz. Ayırdığımız haşlama suyunu azar azar, makarnalar çektikçe sosa ekleyerek kıvamını ayarlıyoruz. Bu esnada makarnalar pişmeye devam edeceği için pişme kıvamı bizim ağız tadımıza daha uygun hale geliyor.

Spagettimizi servis tabağına alıp üzerini kalan maydanozlarsa süsleyerek servis yapıyoruz.

Afiyet olsun:)

Kolay çikolata mus


Son bir kaç gündür oldukça sıkıntılıyım çünkü bilgisayarım bozuldu. Elimdeki küçük mobil aletten ise resim yüklemek vs çok zor olduğu için hiç bişey yazamadım. Neyse bir çare bulacağız mutlaka:)

Bu arada yaptığım bir kaç tarifi yazacağım. Bunlardan ilki kolay bir çikolatalı tatlı. Bilirsiniz ” Chocolate Mousse” çok lezzetli olmakla birlikte çiğ yumurta içerdiği için her zaman mutfaklarımızda yer almaz. Bu tarifi yine bir İngiliz programcı Nigella Lawson’da görmüştüm. Hiç yumurta kullanmadan yine de köpük köpük bir mus yapmak mümkün. Çikolata ve tatlı severlerin hoşuna gideceğine eminim.

 

Malzemeler:

* 150 gr Marshmallow şekerleme

* 50 gr Tereyağı

* 250 gr Bitter çikolata

* 60 ml kaynamış sıcak su

* 200 ml kutu krema

* vanilya

Yapılışı:

Bir sos tenceresine marshmallowları, tereyağı, çikolata ve sıcak suyu koyup kısık ateşte karıştırarak eritiyoruz. Homojen bir halde tüm malzemeler eriyince ocaktan alıyoruz. Diğer tarafta bir kutu süt kremasını bir kapta mikser ile katılaşana kadar çırpıyoruz. Ilınmış olan çikolata karışımı ile kremayı ve vanilyayı bir spatula ile bir birine yediriyoruz. Servis kaseleri boşalttığımız tatlıyı buzdolabında 1-2 saat soğuttuktan sonra servis yapabiliriz.

Kolay değil mi:)

Kurutulmuş domatesli tavuk


 

Geçen gün televizyondan İngiliz aşçı Jamie Oliver’ı izliyordum. Onun bütün tv şovlarınından büyük keyif alıyorum. Zaten yemek kitabı okumasını çok sevdiğim gibi tvlerdeki yemek programlarınını da izlerim zevkle. Jamie Oliver’ın şimdi bizde de yayınlanmaya başlayan ” 30 minutes meals” programı 30 dakikada Jamie’nin 3 yada 4 tabak hazırladığı bir program. Elbette aslında bu çekim çok daha uzun sürüyordur ama temel amaç kısa sürede hazırlanabilecek lezzetli yemek önerileri. Tabi benim onun kadar el becerim ya da onunki gibi tam teşkilatlı bir mutfağım yok. Ama izlerken ben de yapabilirim bunu imajı veriyor insana.

Son izlediğim programda bir tavuk yemeği hazırladı. Kullandığı malzemeler nedeniyle lezzetli olacağını tahmin ettim. Bugün de evde bir tavuk yemeği yapmaya kadar verince bunu denemek istedim.  Tavuk göğüs etinin ortasının bıçakla cep gibi açılıp içine kurtulmuş domates, fesleğen, maydanoz, sarımsak, zeyinyağı ve beyaz peynirden hazırlanmış bir iç konuluyor. Zeytin yağında dış kısmı karamelize olana kadar kızartılıp daha sonra az tavuk suyu ilavesi ile bir süre daha pişirilerek yapılıyor. Servis ederken dilimlenerek üzerine tavada kalan az sos üzerine gezdiriliyor. O derisi üzerinde bir tavuk göğüs parçası kullandı. Benimkiler ise derisizdi. Emre tavuğun derisini sevmiyor ama sanırım olsa daha iyi olacaktı. Tavuğu pişerken kurumaktan koruyor. Benimki birazcık kuru olmuştu, belki de olması gerekenden biraz daha fazla pişirmişimdir. Neyse yine de fena olmadı. Emre’den” çok güzel olmuş, eline sağlık anne” iltifatını aldık:) Ben yanında fırınlanmış sebzeler ve tereyağlı pilav ile servis yaptım.

Garnitür sebze olarak, brokoli, brüksel lahanası, kırmızı biber, havuç ve sarımsak kullandım. Ayıklanmış, uygun parçalara bölünmüş sebzeleri yarım limon suyu, tuz, karabiber, kırmızı pul biber ve zeytin yağı ile harmanladım. 200 derece fırında 30- 35 dk sebzeler karamelize olana kadar pişirdim. Ben tek başına bir yemek olarak bile kendim için çok seviyorum bu usulde pişmiş sebzeleri. Marinesine çeşitli taze otlar da katılabilir, biberiye, kekik gibi. Zeytinyağı bol tutulduğunda daha da lezzetli oluyor tabi. Asit olarak limon suyu yerine kimi zaman nar ekşisi kimi zaman da balsamik sirke kullanıyorum. Hatta sarımsaklar kabuklarıyla diş diş konulduğunda çok değişik bir lezzete sahip oluyor. Bugün ilave etmedim ama sebzelerin arasın iri parçalar halinde soğanlar da konabiliyor.

İlave olarak daha çok kendim için kuru börülce salatası hazırladım.  1 su bardağı börülceyi 30 dk kadar haşladım, süzdüm. 1 kırmızı biber, 1 ufak soğan, 2 diş sarımsak, yarım demet maydanoz, bir kaç dal dereotu, bir kaç dal naneyi rondada hep beraber kıydım. Bu karışımı sıcak börülcenin üzerine ilave ettim. zeytin yağı, bir limon suyu, biraz nar ekşisi ve tuz ilavesi ile salatam hazır oldu. Bu tarifi çok yıllar önce Emel Başdoğan’ın Tefal için hazırladığı yemek kitabından öğrenmiştim. Yılda bir kez falan yaparım.

İşte bugünkü menüm:

* Börülce salatası

* Kurutulmuş domatesli tavuk

* Fırınlanmış karışık sebzeler

* Tereyağlı pilav

 

 

 

Kivi soslu kremşantili muhallebi


 

Bugün bu muhallebinin tarifini vermeyi düşünmemiştim aslında ama sonuç epey takdir aldığı için fikrimi değiştirdim:)

Oldukça basit ve evde olan malzemelerle lezzetli bir sütlü tatlı. Aslında bunu hep çilek sosuyla yapardım. Bugün evde kivi vardı ve neden olmasın dedim. Özellikle ben tatlı ve ekşi tatları birarda sevdiğim için bana uygun bir tatlı oldu.

Malzemeler:

* 500 ml süt

* 1.5 yemek kaşığı un

* 1.5 yemek kaşığı mısır nişastası

* 6 yemek kaşığı toz şeker

* 1 paket vanilya

* 1 paket toz kremşanti

* krem şanti için bir bardak süt

* 3 kivi

* 2 yemek kaşığı pudra şekeri

Sos tenceresinde önce un, nişasta ve şeker iyice karıştırılır. Süt yavaş yavaş ilave edilerek topaklanmadan karıştırılır. Orta ateşte sürekli karıştırarak muhallebi kıvamını alana kadar pişirilir. Ocaktan alınan muhallebiye vanilya ilave edilir, arada karıştırılarak soğutulur. Diğer yanda bir bardak soğuk sütle bir poşet toz kremşanti mikser ile çırpılır. Soğumuş muhallebi ile karıştırılarak iyice birbirine yedirilir. Muhallebi 6 adet kaseye eşit paylaştırılır.

Üç adet kivi soyulup rondoya konur. Üzerine eklenen 2 kaşık toz şeker ile sos kıvamına gelene kadar iyice parçalanır. Sos kaselerin üzerine eşit olarak paylaştırılır. Buzdolabında soğuduktan sonra afiyet olsun:)

Güneşli bir pazartesi


Mart nihayet güzel yüzünü göstermeye başladı, güneşli açık hava yaşama sevinci veriyor:) Sahilde uzun bir yürüyüş ve güneş altında ısınarak adalara bakarak kahve keyfi kolay kolay bırakılamadığı için eve geç dönüş mutfaktaki zamanımı epey daralttı. Neyseki ne yapacağımı düşünmüştüm yürüyüş sırasında. Pazar gününden hazırlamış olduğum kıymalı börek içi ve yufkalar hazır beni bekliyordu buzdolabında. Yufkacıdan değil de alışveriş sıradında marketten aldığım paketlenmiş yufkalar pek ince ve yumuşak değildi. Bu nedenle onları kayınvalidemden öğrendiğim usulde katlamalı börek yapmaya karar verdim. Sosunda su kullanıldığı için bu börekler çıtır çıtır ve kabarık oluyor. Emre mutlaka okuldan gelince bişeyler atıştırmayı seviyor. Mutlaka tatlı olarak ne var diye soracağı için de krem şantili muhallebi yapmaya karar verdim.

İşte Pazartesi gününün menüsü:

* Kıymalı Çıtır Börek

* İzmir Köfte

* Karışık Yeşil Salata

* Kivi Soslu Kremşantili Muhallebi

KIYMALI ÇITIR BÖREK:

Çok bilenen bir tarif aslında ama duymamış olanlar için katlama biçimini de göstermek istiyorum kolay anlaşılması için. Çünkü sosu ve katlama biçimi bu böreği milföy gibi kat kat ve çıtır çıtır yapıyor. Milföy hamurundan daha az yağlı ve kesinlikle çok lezzetli, şiddetle tavsiye ediyorum. İçine istenen her türlü börek içi konabilir. Ben bu defa kıymalı yapmayı tercih ettim. Aslında bugünkü menü dengesini göz önüne alacak olursak peynirli yada sebzeli  bir iç olması daha uygun olurdu. Fakat benim elimde hazır bir iç olduğu için ve benimkiler kıymalı börekleri çok sevdikleri için onu kullandım.

Malzemeler:

İçi için:

* 250 gr dana kıyması

* 1 büyük soğan

* 2 çarliston biber

* 1 etli kırmızı biber

* 1 yemek kaşığı domates ve biber salçası

* 5-6 dal maydanoz

* tuz, karabiber

* 2 yemek kaşığı  zeytinyağı

* 3 adet hazır yufka

Sosu için:

* 1 su bardağı su

* 50 gr tereyağı

* 1 çay bardağı  zeytinyağı

* üzerine sürmek için bir yumurta

Börek içini hazırlamak için klasik olarak önce ince doğranmış soğanı yağda yumuşayana kadar pişirip daha sonra kıymayı ilave ediyoruz. Kıymayı iyice ezerek bir süre pişirdikten sonra ufak küpler halinde doğranmış biberleri ilave ediyoruz. Onlar da bir süre piştikten sonra salçayı ilave ederek kavurmaya devam ediyoruz. Tuz ve karabiberini ilave ediyoruz. Acı olmasını istersek pul biber de ilave edilebilir. Kıyma yeterli derecede piştikten sonra altını kapatıp doğanmış maydanozları ilave ediyoruz ve soğumaya bırakıyoruz.

Börek sosu için bir kapta 50 gr tereyağını eritiyoruz yanmadan. Eriyince içine bir bardak su ve zeytinyağını ilave edip bir çırpıcı ile iyice çırpıyoruz.

Bir yufkayı tezgah üzerine açıp her tarafını bu sos ile ıslatıyoruz. Yufkanın sağ ve sol kenarlarını ortada birleşecek şekilde katlıyoruz. Tekrar kuru kısımları sosla ıslatıyoruz. Bu kez yufkanın alt ve üst kısımlarını ortada birleşecek şekilde katlayarak kare bir şekil elde ediyoruz. Ve bu kareyi dörde bölerek daha küçük kareler elde ediyoruz. Dolayısıyla bir yufkadan dört adet börek elde ediyoruz. Her bir karenin için börek harcımızdan koyup kenarlarını sosla ıslatarak zarf şeklinde kapatıyoruz. Katlama yeri alta gelecek şekilde tepsiye diziyoruz. Üç yufkayı da aynı şekilde işleme tabi tuttuktan sonra kalan 2-3 kaşık sosun içine bir yumurta kırıp çırpıyoruz. Yumurtalı karışımı bol bol böreklerin üzerine sürüyoruz. Çörek otu ile üzerlerini süsledikten sonra 200 derece fırında iyice kızarana kadar pişiriyoruz.