Archive for Mayıs 2012

Diyet kakaolu muffin


 

Bu mini mini kakaolu kekleri dün kendim için pişirdim. Sizlere bir çok tarif veriyorum bol kalorili ama bunları evin ahalisi tüketiyor ben değil. Kendim için daha hafif tabaklar hazırlıyorum bu sıralar. Özellikle çayın yanında bir dilim kek yada bir kurabiye çok sevdiğim bir keyif. Bu keyiften çok uzak kalmamak için hem de beni izleyen pek çok arkadaşımın hafif tarifler isteğine cevap vermek için hoş bir tarif oldu bu kekler.

Hanımlar arasında bir süredir epey popüler olan Dukan diyetinde bol bol kullanılan yulaf kepeği hayatımıza girdi. İster bu diyeti uygulayın ister uygulamayın yulaf kepeği hamurişleri yaparken una güzel ve sağlıklı bir alternatif. Yulaf kepeği ve yulaf hem düşük glisemik endeksi ile kan şekerini dengelemeye yardımcı ve dolayısıyla hızlı acıkmaya engel, hem de midede şişip hem doygunluk sağlıyor . İnce barsaklarda fazla kalori emilimini engelliyor. Ayrıca kolon kanserini engellediği, barsak çalışmasını düzenlediği ve kolestrolü kontrol ettiği söyleniyor çeşitli kaynaklarda. İster hamurişlerinde, ister çorbalarda isterseniz de sadece yoğurda karıştırarak günde 2 yemek kaşığı tüketmekte fayda var.

Uzun lafın kısası bu mini keklerde un yerine yulaf  kepeği kullandım. Şeker yerine de Splenda tatlandırıcı kullandım fakat tatlandırıcı kullanmayı tercih etmiyorsanız yerine 1 çorba kaşığı pekmez (tercihan keçiboynuzu pekmezi) veya agave şurubu kullanabilirsiniz. Agave şurubu da son dönemde önerilen sağlıklı bir şeker kaynağı. Böylece kekimiz tamamen doğal ve sağlıklı bir çay saati tarifi oluyor. Kakao çikolataya göre yağ oranı çok düşük olduğu için keke lezzet veriyor ama kalorisini çok fazla arttırmıyor. Aynı zamanda toz yapısı ile kekin ihtiyaç duyduğu un eksiğini de gideriyor. Tabi diyet de olsa miktarları küçük tuttum hem bayatlamasın hem de çok tüketmeyeyim diye. Kalıplara yapışmaması için de silikon muffin kalıpları kullandım. Çikolata ve kakaoya çok yakıştırdığım portakal tadını vermesi için de portakal kabuğu rendesi ekledim. Benim çok hoşuma gitti, light tarifler arayan arkadaşlarıma özellikle tavsiye ediyorum. Gerçi bizim evin erkekleri bile sulandı benim keklerime.    🙂

Malzemeler:

– 1 yumurta

– 3 yemek kaşığı yulaf kepeği

– 3 yemek kaşığı light süt

– 3 yemek kaşığı yoğurt suyu

– 1 çorba kaşığı toz tatlandırıcı

– 1 çorba kaşığı kakao

– 1 portakal kabuğu rendesi

– 1 çay kaşığı kabartma tozu

Tüm malzemeleri bir kapta tel çırpıcı ile iyice karıştırdım. Sulu bir kıvam oluyor şaşırmayın. Silikon kapların dibine ikişer çorba kaşığı olarak paylaştırdım. Bende 7 adet kek çıktı. Silikon kalıp yoksa küçük kağıt kalıplar kullanılabilir.  180 derece fırında 10 – 12 dk kadar pişirdim. Nefis kabaran, yumuşacık, puf puf keklerim oldu. Fotoğraflamak için üzerine mini şeker süslemeleri serptim çok şirin oldu 🙂

Dilerim seversiniz

Afiyet olsun!

Sucuk köfte


Mutfak kültürümüzdeki pek çok köfte çeşidinden biri daha. Özellikle sevilir bizim evde yanında sade tereyağlı pilavla birlikte. Kayınvalidemin tarifidir ondan öğrendim ben de. Şimdi benden güzel yapıyorsun, bana annemin köftelerini hatırlatıyorsun der her defasında sağolsun.

Sucuk köfte ya da sarımsaklı köfte diye adlandırdığımız bu köftenin adından anlaşılacağı gibi temel lezzetlendirici unsuru sarımsak ve kimyon. Bunlar da köfteyi sucuğa benzetmeye neden oluyor. Zaman zaman yaptığım köftenin tarifi de pişirilmesi de oldukça kolay.

Malzemeler:

–          500 gr dana döş kıyma

–          3 ince dilim bayat ekmek

–          7-8 diş sarımsak

–          ¼ kuru soğan

–          1 dolu tatlı kaşığı kimyon

–          1 çay kaşığı karabiber

–          1 çay kaşığı tuz

Bayat ekmekler suyla ıslatılır. Sarımsaklar havanda ince dövülür. Soğan rendelenir. Islatılmış ekmekler iyice sıkılır ve ufalanır. Kıyma, ekmek içi, rende soğan, dövülmüş sarımsak, kimyon, karabiber ve tuz iyice yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde top köfteler yapılır. Bir tava ocağa konur ve ısıtılır. Tavaya çok az zeytinyağı ilave edilir. Ardından köfteler tavaya eklenir. Tava sallanarak yuvarlak köfteler iyice kızarana kadar pişirilir. Dilerseniz köfteleri tavada değil bir fırın kabına yerleştirilip 200 derece fırında 30 dk kadar pişirilerek de hazırlayabilirsiniz.

İyi pişirilmiş tereyağlı sade pilav ve yeşil salata ile mükemmel bir öğün oluşturacaktır, benden söylemesi 🙂

Afiyet olsun!

İki renkli kek


Klasik bir mutfak tarifidir değil mi kakao ve sade kekin karışımı. Herkesin üç aşağı beş yukarı benzer  tarifleri vardır. Çocuklu evlerde hele bir kek çeşidi mutlaka bulunur, okul dönüşü bir bardak sütle bayıla bayıla yenir.

Çok bilinen bir kek çeşidi olmasına rağmen ben çok yapmamışımdır nedense. Belki de istediğim kadar başarılı olamamışımdır ondan 🙂

Daha önceleri dediğim gibi evde çocuk olunca bu tür atıştırmalıkları bulundurmak kaçınılmaz oluyor. Kimi zaman kurabiye, bitince kek sonra belki bir sütlü tatlı sırasıyla yerini alıyor mutfakta. Geçen gün yine ihtiyaç üzerine iki renkli keki yaptım. Başarılı bir tarif için yaptığım göz gezdirmelerinde Banu Chef’in bloğunda bir tarife rastladım. Hem bir profesyonel elinden çıktığı için hem de görüntüsü tam aradığım gibi dedirttiği için bu tarifi denemeye karar verdim.

Benim kek kalıbım o kadar büyük olmadığı için orijinal tarifteki ölçülerde oynama yapmak zorunda kaldım.

Malzemeler: orta boy  delikli kek kalıbı için

–          3 iri yumurta

–          1 + 1/3 su bardağı toz şeker

–          2 çorba kaşığı yumuşak margarin (becel kullandım)

–          1 çay bardağı sıvı yağ

–          ½  su bardağı süt

–          2,5 su bardağı un

–          2 yemek kaşığı nişasta

–          Vanilya

–          2 çorba kaşığı kakao

Yapılışı:

Keki yapmaya başlamadan önce tüm malzemelerin oda sıcaklığına gelmesi için bir süre önce dolaptan çıkarılır. Kekin iyi kabarması ve kıvamı için yumurta, süt ve yağın aynı sıcaklıkta olması önemli bir faktör. Bir kapta 2,5 su bardağı un, 2 kaşık nişasta, kabartma tozu ve vanilya elenerek karıştırılır. Diğer yanda başka bir karıştırma kabına üç yumurta kırılır. Üzerine toz şeker ilave edilerek mikser ile önce yavaş sonra hızlı devirde krema kıvamına gelene kadar çırpılır. İki kaşık yumuşak margarin eklenerek çırpılmaya devam edilir. Ardından sıvı yağ ve süt ilave edilir. Sıvı karışım homojen bir hal alınca yavaş yavaş unlu karışım ilave edilir. Bu defa mikser değil elle tel çırpıcı kullanılarak karıştırır. Kek kalıbı yağlanır ve hafifçe unlanır. (ben kalıbın dibine 2 yemek kaşığı ince kıyılmış fındık serptim ilave olarak, hoş bir görünüm ve lezzet için) Karışımın yarısından birazcık fazlası kalıba dökülür. Kalan kek karışımına 2 çorba kaşığı kakao ilave edilir, ilave 2 kaşık süt yardımı ile karıştırılır. Kakaolu kek karışımı kalıptaki sade karışımın üzerine gezdirilir. 180 derece ısınmış fırında  45 – 50 dk pişirilir.

Emre anne bu kek çok güzel olmuş yaaa diye dolu ağzıyla iltifat ettiğinde tatmasam bile güzel bir kek olduğuna ikna oldum 🙂 Kestiğinizde ortaya çıkan iki renkli hali, hem sade hem çikolata tadı, pürüzsüz yapısı ve yumuşacık ağızda dağılan hali tam puan alıyor. Denerseniz pişman olmazsınız, benden söylemesi.

Afiyet olsun!

Not:  Sağ yandaki “Takip et” tuşunu tıklamayı unutmuyorsunuz değil mi? 🙂

Erikli taze yaprak sarma


Bahar geldi, yaz geliyor, üzüm bağları filiz verdi, tazecik yapraklarını sunmaya başladı. Asmaların üzeri tam da adına yakışır şekilde filizi yeşil kaplı. Çocukken anneannemin bağlarında dolaşır, yeni çıkmış filizleri uçlarından koparır yerdim. Mayhoş kendine has bir tadı vardı. Bunun gibi başka tatlar da kalmış aklımda, mesela taze nohut yerdik biz çocuklar. Mevsimi gelince taze nohut dallarını satanlar dolaşırdı sokaklarında kasabanın. Bir dalı elimize alır yuvalarında henüz tam olgunlaşmamış nohutları çıkarır yerdik. Ya anneannemin üzümler olgunlaşmadan koruklarla yaptığı koruk şurubu ve erik suları unutulur mu? Ne hoş alışkanlıklar varmış 🙂

Uzun lafın kısası tazecik yapraklar çıkınca onlardan sarma yapmamak olmazdı elbette. Anneannemin bağından gelenler kadar güzel olmasa da pazardan aldıklarım da iyiydi. Bütün kış gerektiği yerde salamura yaprakları da kullanıyoruz yemeklerimizde ama taze yaprağın lezzeti bambaşka.

Klasik usulde zeytinyağlı sarma içini çok güzel hazırlarım ayıptır söylemesi. Baharatıyla, fıstığı, üzümüyle hakkını vererek yaparım ve çok beğenilir. Ama bu mevsimde bence taze yapraklarla İzmir usulü veya Ege usulü mü demeli yalancı dolma dedikleri iç, annemin hep yaptığı gibi daha güzel oluyor. Taze otlarla lezzetlendirilmiş, karabiberden başka baharatı olmayan kavrulmamış soğan ve pirincin birleşimi yaprakların doğal mayhoşluğu ve eriklerin ekşisi ile birleşince bence mükemmel.

Tarifi ölçülerle anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Herkes kendi yaprak miktarına göre ayarlayabilir bunları sanırım. Yine de kendi yaptığım ölçüleri vereyim dilerseniz, biliyorsunuz benim miktarlarım hep az oluyor.

Malzemeler:

–          250 gr taze yaprak

–          2 su bardağı pirinç

–          2 orta boy kuru soğan  (bir soğan + 5 dal taze soğan kullanılabilir. Bende kalmadığı için kullanamadım)

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          ¼ demet taze nane

–          1 çay kaşığı karabiber

–          1 tatlı kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı şeker

–          Bir  kase yeşil erik

–          Sızma zeytinyağı

Yaprakları yıkadım, üzerine kaynar su dökerek bir kap içinde 5 dk beklettim. Yapraklar yumuşayınca sudan çıkarıp süzülmeye bıraktım. Pirinci yıkadım bir kaba aldım. Soğanı, dereotu, maydanoz ve naneyi çok ince kıydım, pirinçlere karıştırdım. Tuzunu, şekerini ve karabiberini ilave ettim. Yarım çay bardağı kadar zeytinyağını da harca döküp karıştırdım. Yaprakların ve eriklerin ekşisini düşündüğüm için harca limon suyu eklemedim. Yumuşamış yaprakları sarma harcı ile tek tek sardım. Tencerenin dibine yaprakların saplarını ve kötü yaprakları koydum. Aralarına erikler serpiştirerek sarmaları yerleştirdim. Sarmaların üzerine biraz daha zeytinyağı gezdirdim. Sarmaların hizasına gelecek kadar su ekleyip üzerine bir tabağı kapattım. Tencere kapağını da kapattıktan sonra orta ateşte pişmeye koydum. Yaklaşık 30-40 dk sonra pişmişti. Ilındıktan sonra servis yaptım.

Siz de baharı sofranızda yaşatmak isterseniz deneyin derim. Sarmaları annem gibi muntazam saramasam da bu lezzetten mahrum kalmamak için buna aldırmıyorum doğrusu 🙂

Afiyet olsun!

Bunlar arkadaşımın bahçeden toplayıp getirdiği çiçekler, o kadar güzellerdi ki paylaşmak istedim 🙂 kokuları hala başımı döndürüyor.

Bunlar da oğlumun dershane dönüşü aldığı anneler günü karanfilleri, bugüne kadar aldığım en güzel karanfillerdi 🙂

Bu arada bir şey hatırlatmak istiyorum izninizle; eğer sayfamın sağ alt köşesinde çıkan “takip et” butonunu veya yan menüdeki “takip et” yazısını tıklarsanız  grubumuza dahil olabilirsiniz. Böylece yeni yazılardan öncelikle haberdar olabilirsiniz. Sizleri aramızda görmekten çok mutlu olurum 🙂

sevgilerimle

Taze bakla favalı enginar


Uzun bir aradan sonra enginar tariflerine geri döndük. Arada hep pişirdim enginar ama farklı tarifler yoktu. Baharın bir diğer güzel ve kısa süreli sebzelerinden biri de taze iç bakla. Enginara da çok yakışıyor. Kuru bakla ile yaz ve kış sık sık yaptığımız fava bu defa taze iç baklalarla yapıldı ve enginar çanaklarının içinde sunuldu. Sızma zeytinyağı, fava ve enginar bol fesleğen ve dereotuyla hımmm yeme de yanında yat oldu doğrusu.

Tarif çok basit, lezzet de bu az malzeme ve basitlikte sanırım. Ben dört kişi için;

– 4 çanak enginar

– 500 gr iç bakla

– 1 ufak soğan

– dereotu, fesleğen

– tuz, şeker

– sızma zeytinyağı kullandım.

Önce iç baklaları üzerine sıcak su dökerek bir süre beklettim. Böylece dış kabukları kolayca soyuldu. Soyulmuş iç baklaları ince doğranmış soğan, zeytinyağı, üzerini kaplayacak kadar su, tuz ve bir tatlı kaşığı şeker ile düdüklü tencereye koydum. 10 dk pişirdim. Açtığımda baklalar yumuşacıktı ve suyunu çekmişti. İçine kıyılmış dereotu ve fesleğen koyarak çatalla ezip püre haline getirdim. Kıvamını yumuşatmak için biraz daha zeytinyağı ekledim. Diğer yanda su, tuz, bir tutam şeker ve zeytinyağı ile enginarları pişirdim. Servis tabağına aldım, içlerini bakla ezmesi ile doldurdum. Tencerede yağına kalan enginarların sosunu üzerlerine gezdirdim. Taze fesleğen yaprakları ile servis ettim.

Bir davet sofrası için de hoş bir enginar yemeği bence. Denemenizi tavsiye ederim.

Afiyet olsun!

Tiramisu


 

Hepimizin bir ev tipi tiramisu tarifi vardır değil mi? Orjinali mascorpone peyniri ile yapılan bir İtalyan tatlısı olan tiramisu için İtalyanların da farklı farklı uygulamaları var. Bizim gibi genelde pişirilmiş bir kremaya peynir karıştırılan tarifler olduğu gibi benim İtalyan arkadaşım Guil’den bire bir uygulama ile öğrendiğim şekilde yumurtaların sarısı ve beyazı ayrı ayrı çırpılmak suretiyle pişirilmeden yapılan bir kremanın kullanıldığı tarifler de var. Ama işin özü kahve ile tatlandırılmış savauyer bisküvi veya keklerin üzerine konan peynirli bir krema ile yapılması. Servisi de çeşit çeşit olabiliyor, tek kişilik kuplarda veya büyük bir tatlıdan porsiyonlar halinde sunulabilir, size nasıl kolay gelirse.

Son yıllarda ev menülerinin vazgeçilmez tatlılarından olan tiramisuyu gönül istediği halde maliyeti nedeniyle orijinal peyniri ile yapamıyorum, onun yerine labne peyniri kullanıyorum çoğumuz gibi. Bu haliyle de çok severek yeniyor ve beğeniliyor. Tarife gelecek olursak;

Malzemeler:

–          1 paket kedi dili bisküvi (24 adet)

Kreması için:

–          ½ litre süt

–          1,5 yemek kaşığı un

–          1,5 yemek kaşığı nişasta

–          ½ su bardağı toz şeker

–          Vanilya

–          200 gr lık 1 paket labne peyniri

Islatma sosu için:

–          Acıbadem aroması veya likörü

–          3 yemek kaşığı granül kahve

–          3 yemek kaşığı şeker

–          1.5 su bardağı sıcak su

Üzeri için bolca kakao

Önce bir sos tenceresinde kreması için gereken malzemeler vanilya ve peynir hariç olmak üzere karıştırılır. Tel çırpıcı ile sürekli karıştırılarak orta ateşte pürüzsüz kıvamda bir muhallebi pişirilir. Ocaktan aldıktan sonra vanilya ilave edilir, karıştırılır. Hafifçe ılındıktan sonra labne peyniri eklenip çırpıcı veya mikser ile pürüzsüz bir krema olana kadar çırpılır.

Kedi dili bisküvileri ıslatmak için sıcak su, şeker, granül kahve ile koyu bir kahve yapılır. İçine birkaç damla acıbadem aroması eklenir. Kedi dilleri teker teker bu sosa batırılarak ıslatılır ve servis kabına yan yana dizilir. Kabın tabanı bisküviler ile kaplanınca üzerine kremanın yarısı dökülür ve eşit şekilde yayılır. Tekrar üzerine kalan kedi dilleri ıslatılarak bir kat olarak yerleştirilir. Üzerine kalan kremanın tamamı dökülür, eşit şekilde yayılır. En üste bir elek yardımıyla bolca kakao serpilir. Soğuması için buzdolabına kaldırılır. En az 2 saat dinlendikten sonra servis edilebilir.

Afiyet olsun!

Zeytinyağlı minik tuzlu kurabiyeler


Birkaç yıl önce yaptığımız bir Ayvalık seyahati sırasında uğradığımız Laleli zeytinyağları tesisinde tattığımız birbirinden güzel yağlardan başka ikram ettikleri zeytinyağlı tatlı ve tuzlu minik kurabiyelerin tatları aklımdan hiç çıkmadı. Tuzlu kurabiyelerin kıvamına, gevrekliğine ve tadına hayran olmakla birlikte çok da şaşırmamıştım ama zeytinyağı ile yapılan tatlı, minik un kurabiyeleri büyük sürprizdi benim için. Yapan hanımlarla ufak bir sohbet esnasında kabaca tarif almıştım ama sanırım püf noktaları eksikti. Henüz zeytinyağlı un kurabiyesi konusunda yeterince başarılı olamadım, denemelerim sürüyor. Ama tuzlular konusunda istediğim kıvamı yakaladım, belki tam olarak aynısı değildir ama beni tatmin etti. Sadece zeytinyağı ile hiç katı yağ kullanmadan son derece gevrek ve ağızda dağılan kurabiyeler oldu. Ben sadece bir tepsilik yaptığım için ölçülerim de az, siz isterseniz miktarı iki katına çıkarabilirsiniz.

Malzemeler;

–          1 çay bardağı iyi kalite zeytinyağı

–          1 yumurta sarısı

–          bir miktar kıyılmış dereotu

–          2 yemek kaşığı ince rende eski kaşar peyniri

–          2 yemek kaşığı lor peyniri

–          1 çay kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı şeker

–          1 tatlı kaşığı kabartma tozu

–          Aldığı kadar un (yaklaşık 2 su bardağı)

–          Hamuru toplamak için 1 yemek kaşığı süt

–          Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı

–          Çörek otu veya susam

Yapılışı;

Bir karıştırma kabında zeytinyağı, yumurta sarısı, kaşar peyniri, lor, kıyılmış dereotu, tuz ve şekeri karıştırın. Unu ve kabartma tozunu ekleyerek hamur haline getirin. Hamurun dağılmayan bir şekle gelmesi için bir kaşık sütü ekleyip tekrar yoğurun. Hamuru ister minik toplar biçiminde şekillendirin, isterseniz yarım santim kalınlığında açıp kalıplarla minik şekillere kesin. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin. Kurabiyelerin üzerine sürmek için bir yumurta sarısına az zeytinyağı ekleyip karıştırın. Fırça ile kurabiyelerin üzerine sürün, çörek otu veya susam serpin. 170 derece fırında 20-30 dk kurabiyeler kızarana kadar pişirin. Soğuduktan sonra son derece gevrek ve leziz kurabiyelerinizi afiyetle yiyebilirsiniz. Ben kurabiyelerimi dereotu ile çeşitlendirdim, dilerseniz onun yerine çörek otu, anason veya pul biber gibi baharat ilaveleri ile tatlandırabilirsiniz.