2013’e merhaba


1-20121219_144559

Uzun bir ara verince tekrar yazmaya başlamak hayli güç oluyor. Araya giren sebebler haklı da olsa ödevini zamanında yapmamış öğrenci gibi suçlu suçlu geri dönüyorum 🙂

Aradan geçen bir aydan fazla zamanda ne çok şey oldu. Aralık ayı bizim aile için zaten kutlamaların olduğu bir dönem, buna bir de okul aile birliği faaliyetlerimiz eklenince zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Elbette en önemlisi iyisiyle kötüsüyle 2012 yi uğurladık, yeni umutlarla yeni yılı karşıladık. Dilerim herkes için iyiliklerle, güzelliklerle, başarılarla dolu bir yıl olur 2013.

Bu dönemde pek çok yemek ve tatlı yaptım ama koşuşturmalardan ve  makinemin de bozulması, ikame makinayla istediğim gibi resimler çekememiş olmam yüzünden buraya hazırlayamadım malesef. Yaptıklarımı çekemedim ama dışarıda yediklerimden ve okulda yaptıklarımızdan bir kaç kare paylaşacağım sizinle çok iyi olmasa da.

pandeli

Mısırçarsındaki tarihi Pandeli lokantasında bir haftasonu ailecek bir öğle yemeği yedik. Mısır çarsının otantik ortamı içinde gerçekten kendine has, orjinal mavi çinileri ile Pandeli lokantası İstanbulun simgelerinden biri. Yemekleri de uzun yıllardır aynı kalitesini koruyarak sunuluyor.

pandeli beğendili döner

Patlıcan beğendi üstünde döner lokantanın en çok tercih edilen ana yemeklerinden biri. Biz de oldukça lezzetli bulduk, beğendisi güzeldi.

pandeli kağıtta levrek

Kağıtta levrek çok sağlıklı bir ana yemek tercihi olmasının yanında çok da lezzetliydi.

pandeli sebzeli kuzu incik

Ve benim tercihim haşlanmış kuzu incik tereyağlı sebzeler eşliğindeydi. İncik şahane pişmişti ve çok lezzetliydi. Yanında azar azar servis edilen değişik sebzeler son derece sade bir şekilde sadece tereyağıyla pişmişti ve hepsi de çok çok lezzetliydi. Galiba iyi aşçılığın sırrı burada son derece sade bir şekilde lezzetli bir tabak sunabilmek. Benim için de ders niteliğindeydi adeta. Bu kadar övmeme inanmazsanız bir öğle vakti kendinize vakit ayırıp Pandeli’de bir yemek ısmarlayın derim. Güzel bir öğleden sonra geçireceğiniz garanti.

emre dogumgünü

Aralık ayında oğlumun doğum günü de vardı. Artık delikanlılık yolunda adımlar atan oğlum sade bir kutlama istedi. Çok sevdiği iki arkadaşı ve aileleriyle bir akşam yemeği planladık. İstanbulda birbiri ardına açılan steak houselardan birinde çok güzel bir yemek yedik. Yemek dışarıdaydı ama pasta işini kimseye bırakmayıp bir gün önceden adeta 12 saat uğraşarak bir pasta hazırladım. Martha Stewart’tan bir tarifle dört katlı bir pasta hazırladım. Öyle üstü süslü bir butik pasta değildi ama malzemeleri ve lezzetiyle gerçekten çok övgü alan bir pasta oldu. Dışı kalın çikolata ganajla kaplı içi zengin portakal kreması dolgulu farklı lezzette nefis bir pasta oldu.  Martha’nın babasının doğum günlerinde en sevdiği pastaymış bu tarif . Nasıl yapıldığını uygun bir zamanda ayrınları ile sizinle paylaşarım inşallah. Tek üzüntüm davet sahibi olmamın telaşıyla resim çekememiş olmak, bu oldukça yetersiz resimle idare etmek zorundayım şimdilik 😦

okul yeni yıl yemeği

Yine aralık ayı içinde okul aile birliği üyeleri olarak okulumuzda bir yeni konseri ve bir yeni yıl yemeği düzenledik el birliğiyle. İkisi de çok başarılı geçti. Yeni yıl yemeğinde sunduğumuz yemekleri biz veliler hazırladık. Bana da tatlıların bir kısmını yapmak düştü. Birbirinden nefis salatalar, zeytinyağlılar, börekler, tatlılar hazırladık. Sıcak olarak da hindi ve iç pilav sunduk. Öğretmenlerimiz böyle bir kutlama yemeğinden çok memnun kaldılar. Ben iki farklı sosla iki cheesecake, iki elmalı vişneli crumble ve bir baharatlı balkabaklı tart hazırladım. Cheesecake’lerin tarifini en kısa zamanda yazacağım sizlere. Blogda var olan tarife benzese de ufak tefek farklılıkları var.

2013 pasta

Yemekte finalimizi ise yine derneğimizden, yan uğraş olarak pastacılık yapan Hülya hanımın hazırladığı nefis pasta ile yaptık. Günün temasına uygun harika dekore edilmiş, görüntüsü kadar tadı da nefis bir pastaydı. Ellerinize sağlık Hülyacım 🙂

Ve son olarak evde yılbaşı akşamı dostlarla yeni yıl yemeği yendi. Yemeklerdense dostlarla o geceyi paylaşmak güzeldi. Yine hiç resim çekmeyi akıl edemediğim için o akşam için pişirdiklerimi paylaşamıyorum malesef . Yeri geldikçe aynı tarifleri yaptığımda sizlerle paylaşacağım.

Benden şimdilik bu kadar 🙂 Bu biraz toplama bir post oldu biliyorum ama arayı kapamak için buna ihtiyaç vardı sanırım.

2012 yılında en çok ilgi gören 10 tarif listemizle veda ediyorum:

1- Çıtır kabak kızartma

2- İki renkli kek

3- Zeytinyağlı minik tuzlu kurabiyeler

4- Güveçte orman kebabı

5- Marmelatlı kurabiye

6- Izgara patlıcan kebabı

7- Mahlepli sade açma

8- Pirinçli domates yemeği

9- Fırında taze patates eşliğinde tavuk

10- Narlı bulgur salatası

Yeni tariflerde görüşmek üzere hoşçakalın…

Sevgilerimle

İrmikli karnabahar çorbası


Soğuyan havalarla birlikte çorbalar yine masamızda ön sıralarda. Gerçi ben her mevsim çorba sevenlerdenim ama soğuk bir günde eve dönünce bir kase sıcak çorbadan daha cezbedici pek az şey vardır değil mi?

Bu çorba kavınvalidemden öğrendiğim eski bir tarif. Hem mevsimin gözde sebzesi karnabahardan yapılması hem de ne un ne yağ ne de krema içermeden lezzetlendirilmesi ona ayrı bir güzellik katıyor. Az malzeme ve az işlemle sade bir lezzeti tatmak isterseniz denemenizi tavsiye ederim. İsterseniz eskiden yapıldığı gibi üzerine bir tutam tarçın serpin ya da istemezseniz tereyağında kızdırılmış toz kırmızı biber. Ben orjinaline uygun olarak yağsız sadece tarçınla servis yaptım.

Malzemeler;

– bir büyükçe çiçek karnabahar parçası ( 200 gr kadar)

– yarım çay bardağı irmik

– 2 su bardağı et suyu

– 2 su bardağı su

– 1 su bardağı süt

– tuz, karabiber

Yıkanmış karnabaharı elinizle ufak parçalara ayırın yada küp küp  kesin. İki bardak su ile orta ateşte yumuşayana kadar pişirin. Bu aşamada eğer karnabaharın gazından rahatsız oluyorsanız suyunu süzün ve atın. Ben rahatsız olmadığım için ve vitamin kaybı olmasını istemediğim için dökmüyorum. Eğer döktüyseniz 2 bardak sıcak su ilave edin. Ardından et suyu ve sütü de ekleyin. Tekrar kaynamaya başladıktan sonra içine irmiği ilave edin. Ateşi kısıp irmikler iyice şişip çorbayı koyulaştırana kadar 10 dk kadar kaynatın. Çorbanın tuzunu ve çok az karabiberini ekleyip tatlandırın.

Üzerine istersiz tarçın, isterseniz tereyağlı kırmızı biber ekleyerek servis edin, pişman olmayacaksınız 🙂

Afiyet olsun!

Pastırmalı, sebzeli lazanya


Arayı çeşitli sebeplerle uzattıkça yeniden yazmak zorlaşıyor. Araya giren yeniden öğrenci olma halleri zamanımı epeyce çalıyor ama çok da zevkli bir yandan. Yemeklerimi, tariflerimi daha lezzetli kılmak adına yaptığım öğrencilik beni geliştiriyor. Gerçi bu çalışmalarım sırasında yaptıklarımı henüz paylaşamadım sizlerle ama önümüzdeki zamanlarda etkileri mutlaka görülecek.

Bu arada daha önce yaptığım bir lazanyayı paylaşmak istiyorum bugün. Ev ahalisinin hafta sonu menülerinde görmeyi çok sevdiği hamur işi ve makarna türevlerinden en favorileri her türlüsüyle lazanya oluyor çoğunlukla. En klasiğinden bol domates, kıyma ve peynir soslusu hepsini kendinden geçirip zevkle doyuruyor ve mutlu ediyor. Amerikalıların “comford food” dedikleri, rahatlatan, mutlu eden yiyecekler kategorisinden hiç kuşkusuz.

Bu defa evin beyinin isteği üzerine sebzeli ve pastırmalı denedim ve bayıldılar. Yola çıkış noktamız kışın yapmayı çok sevdiğimiz üç renkli rulo böreğimizdi. Bir katına ıspanak, bir katına havuç, bir katına da pastırma dizip hepsini kocaman bir rulo haline getirip fırında pişirilen ve dilim dilim keserek servis ettiğimiz bu böreği bir de lazanyada deneyelim dedik. Sonuç son derece başarılıydı.

Nasıl yaptım derseniz aslında hep bildik malzemeler ve hazırlama yöntemleri ama ben yine de ilk kez bu tip bir yemek yapmaya çalışacak kişiler için tek tek anlatayım;

Malzemeler:

–          1 paket hazır lazanya (haşlanmaya gerek olmayan türü)

–          150 gr ince kesilmiş pastırma

–          500 gr ıspanak

–          1 küçük soğan

–          4 havuç

–          2 diş sarımsak

–          zeytinyağı

–          1 litre süt

–          6 kaşık tepeleme un

–          100 gr tereyağı

–          250 gr taze kaşar peyniri rendesi

–          50 gr rende parmesan peyniri

–          Tuz, karabiber, muskat

Ayıklanmış, yıkanmış ıspanağı ince ince kıydım. Yine ince yemeklik doğranmış bir soğanı birkaç kaşık zeytinyağı ile orta ateşte yumuşayana kadar kavurdum. Ardından ıspanakları ilave edip harlı ateşte ıspanaklar sönene ve suyunu çekene kadar kavurdum. Tuzunu, karabiberini ayarladım ve soğuması için bir kaba aldım. Daha sonra havuçları temizleyip rendeledim.bir tavada birkaç kaşık zeytinyağında ince kıyılmış sarımsaklarla birlikte kavurdum. Tuzunu, karabiberini ekledim ve soğuması için onu da bir kaba aldım.

Beşamel sos için bir sos tenceresinde tereyağını erittim, içine unu ilave edip kokusu gidene kadar orta ateşte kavurdum. Sütünü ilave edip pürüzsüz olana kadar çırparak pişirdim. Tuz, karabiber ve muskat rendesi ilave ederek tatlandırdım.

Bütün malzemeler el altında hazır olunca büyük boy kare borcam tepsinin dibine bir kepçe beşamel sos yaydım. Sosun üzerine bir sıra lazanya dizdim.

Tekrar üzerine bir kepçe sos yaydıktan sonra kavrulmuş ıspanağın üçte yarısını koydum. Her tarafa eşit miktarda gelmesini dikkat ettim. Ispanağın da üzerine didiklediğim pastırmalardan serpiştirdim. Onun da üstüne kaşar peyniri rendesi ve azıcık parmesan serptim.

Tekrar lazanya hamurlarını dizip yine ince bir kat beşamel sos yaydım. Bu defa kavrulmuş havuçların yarısını serpiştirdim sosun üstüne.

Yine pastırma parçaları ve peynir rendesi koyduktan sonra aynı şekilde bir ıspanak bir havuç katı şeklinde devam ettim. En son kata sadece lazanya hamuru koydum ve üstüne kalan beşamel sosun tamamını döktüm. Kalan peynirlerin de tamamını serptikten sonra lazanya fırına girmeye hazırdı.

190 derece fırında tüm malzemeler bir arada kaynaşıp pişene ve üzeri nar gibi kızarana kadar 30-40 dk pişirdim.

Fırından çıkardıktan sonra 15 dk dinlendirip sonra dilimleyerek servis yaptım ama o bekleme süresi inanın çok uzun geldi 🙂  Tepsiden gelen kokulara dayanmak çok kolay değil 🙂  Farklı bir lazanya denemek isterseniz çekinmeden bunu yapın derim, pişman olmazsınız.

Afiyet olsun!

Baharatlı balkabağı tartı


Sonbaharın getirdiği güzellikleri bir bir mutfağıma sokmaya başladığımdan bu yana daha önce de bahsettiğim gibi balkabağı favorilerimden biri. Bu defa tatlı haliyle bizlerle.

Misafirlerinize klasik kabak tatlısı dışında farklı bir tatlı sunmak isterseniz bu tartı yada orijinal adıyla “pumkin pie” yapabilirsiniz. Balkabağına çok yakışan ceviz yerine bu kez birkaç baharatı bir arada kullanarak ona farklı bir lezzet kazandırıyoruz. Kışı anımsatan bu kokular ve tatlar ortaya tam bir sonbahar tatlısı çıkarıyor.

Biraz aşamalı da olsa aslında oldukça kolay bir tarif. Sadece biraz sabır ve zaman ile üç aşamada yapmamız gerekiyor. Mutfakta başka işlerle uğraşırken iyi bir planlama ile hiç farkına bile varmadan aradan çıkabilir, gözünüzü korkutmasın ne olur.

Malzemeler :

Balkabağı püresi için :

–          2 dilim ayıklanmış kabak

–          Yarım su bardağı toz şeker

–          Yarım bardak su

Tart hamuru için :  30 cm lik kalıp kullandım

–          2,5 su bardağı un

–          2 çorba kaşığı toz şeker

–          ½ çay kaşığı tuz

–          115 gr soğuk tereyağı (yarım paket kadar) küçük küp küp kesilmiş

–          1 yumurta hafifçe çırpılmış

–          2-3 yemek kaşığı buzlu su

İçi için :

–          Pişirdiğimiz kabak püresi

–          1 su bardağı toz şeker

–          ½ çay kaşığı tuz

–          1 çay kaşığı tarçın

–          ½ çay kaşığı toz zencefil

–          ¼ çay kaşığı dövülmüş karanfil

–          2 büyük yumurta (veya 3 küçük yumurta)

–          1,5 kutu krema (300 ml)

–          ½  kutu krema üzeri için

1.Aşama:

Bir tencereye ayıklanmış ve ufak parçalara ayrılmış kabakları, toz şekeri ve suyu koyun. Orta ateşte kabaklar yumuşayana ve tüm suyunu çekene kadar pişirin. Sıcakken bir patates ezici veya blender ile püre haline getirin, soğuması için bir kaba alıp bekletin.

2.Aşama:

Mutfak robotunun bıçağı takılı haznesine unu, toz şekeri ve tuzu koyun. Küçük küplere kesilmiş soğuk tereyağını ilave edin. Robotu kısa süreli çalıştırarak un ve yağın kum haline gelmesini sağlayın. Bir yumurtayı hafifçe çırpıp robotun haznesine ekleyin. Tekrar kısa süreli çalıştırıp yumurtanın karışmasını sağlayın. Hamur yeterince toplanmadıysa toplanana kadar kaşık kaşık soğuk su ilave edip robotu çalıştırmaya devam edin. Hamur toplanınca robotu durudurup hamuru mermer tazgaha alın. Elinizle tekerlek şekli verin. Streç filmle sarıp yarım saat buzdolabında dinlendirin. Daha sonra tekrar tezgaha alın. Altını ve üstünü hafifçe unlayarak merdane ile kalıp genişliğinde açın. Hamuru dikkatlice yağlanmış tart kalıbına aktarın, elinizle sıkıca yerleştirin, kenarlarını düzeltin. Yerleşmiş tart kalıbını tekrar buzdolabına kaldırın.

2. Aşama:

Bir karıştırma kabına kabak püresini alın. İçine krema, şeker, tuz ve baharatları ekleyip iyice karıştırın. Ayrı bir kapta yumurtaları hafifçe çırpın ve kabaklı karışıma ekleyin, iyice karışmasını sağlayın. Hazırlanmış olan balkabaklı karışımı buzdolabından aldığımız tart hamurunun içine dökün.

Tartı önce 220 derece ısıtılmış fırında 15 dk pişirin. Daha sonra sıcaklığı 175 dereye düşürüp 40-50 dk daha pişirmeye devam edin. Fırından aldıktan sonra 2 saat dinlendirin. Kalan yarım kutu kremayı çırpıp koyulaştırarak üzerini süsleyin, şimdi servise hazır 🙂

Harcadığınız zamana değecek bana güvenin, misafirlerinize hiç beklemedikleri farklı bir lezzet sunacaksınız. Önümüzdeki günlerde balkabaklı cheesecake sırada olacak umarım. Tüm amacım size farklı tatları ulaştırmak.

Afiyet olsun!

 

Sonbahar; küçük bir gezi


Yılın en sevdiğim zamanları ilkbahar ve sonbahardır. Birinde canlanan doğanın ilk filizleri ve pırıldayan ışıkları, diğerinde  düşen yaprakların hüznü ve solan ışıkların güzelliği… iki ayrı uç ama birbirinden güzel iki doğa hali…

Düşen yaprakların üzerinde uzun uzun yürünür…

küçük küçük köprülerden geçilir…

Temiz hava ve toprak kokusu bol bol içine çekilir….

Narlı bulgur salatası


Kurban bayramından çıktıktan sonra biraz hafiflemek ve mideleri rahatlatmak için ferahlatıcı bir salata çok güzel bir alternatif olabilir.

Meyveli salataları roka gibi hafif acımtırak otlarla birlikte çok seviyorum. Bazen taze ıspanak, bazen roka, bazen çeşitli kıvırcıklar veya tere bu salatalarımın temelini oluşturuyor. Üzerine de duruma göre eldeki birbirine uyabilecek malzemeleri bir araya getirip ekliyorum.

Salataların içinde besleyici malzemeler bir araya geldiğinde sadece bir ön ya da yan yemek olmaktan çıkıp tam bir öğün halini alıyor. Ben bu çeşit salataları çok seviyorum, içinde karbonhidratı, sebzesi, meyvesi, proteini bir arada tam bir yemek. Bulgurlu salatam da tam bir vejeteryan tabak oldu. Bu sıralarda mideyi biraz dinlendirmek şart.

Neler kullandım;

Malzemeler:

–          1 demet roka

–          1 su bardağı haşlanmış iri pilavlık bulgur (yarım su bardağı kuru bulgur haşlanınca bir bardak oluyor)

–          1 adet ayıklanmış nar

–          Bir avuç iri kıyılmış ceviz

–          Bir kaç tane kornişon salatalık turşu

–          Bir orta boy kuru soğan

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          Nar ekşisi

–          1 limon

–          Sızma zeytinyağı

–          Tuz, karabiber

–          Sirke

 

Rokaları yıkadım, ayıkladım, kalın saplarını kestim ve salata kurutucusuyla kuruttum. En irisinden pilavlık bulgurları haşladım ve iyice süzdüm. Benim kullandığım bulgur pirinç iriliğinde kırılmamış bir cins bulgurdu. Önceleri bu cinsi Perşembe pazarında cins cins kuru fasulye ve çeşitli bakliyatlar ile tahıllar satan fasulyecimde görüp almıştım ilk. Şimdilerde marketlerde de bulunur oldu. Salatalarda bulgur kullanmak istediğimde bu boyu tercih ediyorum çoğunlukla.

Dereotu ve maydanozu yıkayıp ayıkladım, ince kıydım. Narı ayıklayıp bir kaseye koydum. Cevizleri bıçakla iri kıydım. Kuru soğanı ayıkladım, bütün halde ince halka halka doğradım. Bir kaba koyup üzerine az tuz serptim ve üzerini örtecek kadar sirke döküp bekletmeye bıraktım. Ben üzüm sirkesi kullandım ama lezzetinden hoşlandığınız herhangi bir tür sirke olabilir.

Bir limonu iyice yıkadıktan sonra kabuğunu rendeledim bir kaba koydum. Suyunu sıkıp onu da üzerine ilave ettim. Limon kabuğu aromasının sosa iyice geçmesini istedim. Limon suyuna eşit miktarda zeytinyağı koydum. Tuz ve değirmen karabiber ekledikten sonra iyice çırparak sos kıvamına getirdim. Sosun dörtte birini rokaların üzerine gezdirdim ve elimle harmanladım, servis kabının tabanına yerleştirdim. Kalan sosa nar ekşisi de ilave ederek tekrar çırptım. Nar ekşisi miktarını arzunuza göre ve kullandığınız ürünün tadına göre siz ayarlayabilirsiniz. Salatanın süslemesi için kullanmak üzere nar, ceviz ve kıyılmış yeşilliklerin bir kısmını ayırdım. Kalanları ve tavla zarı büyüklüğünde doğradığım kornişon turşuları haşlanmış bulgurun olduğu kaba koydum, güzelce karıştırdım. Nar ekşili, limonlu sosu üzerine döktüm, harmanladım. Soslanan bulgurlu karışımı rokaların üzerine yaydım.

En üste sirkede beklemiş soğan halkalarını serpiştirdim. Sirkede 15-20 dk kadar bekleyen soğanlar sertliğini ve yakıcılığını yitirmiş ama sirkeli lezzeti ile bambaşka bir hale gelmiş oluyorlar. Salataya farklı bir lezzet ve doku katıyorlar. Ayırdığım nar taneleri, ceviz ve kıyılmış yeşilleri de serperek salatamı tamamladım. En son olarak biraz daha nar ekşisi ve zeytinyağı gezdirerek servis yaptım.

Ben çok sevdiğim pek çok lezzeti bir arada barındıran bu salatamı çok beğenerek yiyorum ve denemenizi tavsiye ediyorum.

Afiyet olsun!

Baharatlı balkabağı çorbası


Sonbahar gelince en sevdiğim sebzelerden biri de balkabağıdır. Aylardır bol bol yediğimiz yaz sebzelerinden tam bıkma haline gelmişken kış sebzeleri de kendini iyice özletmiş oluyor. En hevesle beklediklerimden biridir balkabağı. Sadece klasik tatlısıyla kalmadan çorbasını, böreğini, yemeğini ve farklı çay saati tariflerini yapmayı çok seviyorum. Tatlılar dışında kullanırken doğal tatlılığını dengelemek için kuvvetli sebzeler veya baharatlarla tatlandırmayı uygun buluyorum. Bu çorba da öyle bir tarif, bolca baharatlı hatta hafif acılı. Bence serin ve yağmurlu havalarda harika gidiyor.

Son derece sade, yapımı çok kolay bir çorba, ayrıca oldukça sağlıklı. İçinde ilave olarak fne krema ne de un var. Bol bol betakaroten içeren besleyici bir çorba bu, denemenizi tavsiye ederim. Nasıl yaptığıma gelince ;

Malzemeler :

– yarım kilo ayıklanmış balkabağı

– 1 orta boy patates

– 1 iri havuç

– 1 iri soğan

– 2  su bardağı et yada tavuk suyu

– yarım litre  su

– 1 çay kaşığı karabiber

– 1 çay kaşığı acı toz kırmızı biber

– 1 tatlı kaşığı toz köri karışımı

– tuz

– 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

Bir tencereye yağı koyun, ısınınca soğanı ilave edin hafif soteledikten sonra sırasıyla havuç, patates ve kabakları ilave edin. Sebzeler güzelce sotelendikten sonra baharatları ilave edin. Baharatlarla bir iki daha soteledikten sonra et suyu ve normal suyu ekleyin, tuzunu koyun.

Normal tencerede yada düdüklü tencerede pişmeye bırakın. Sebzeler iyice yumuşadıktan sonra ocaktan alın. Blenderda hepsini püre haline getirin. Tadını kontrol edin, tuzu yada biberi eksikse ilave edin. Kendi doğal koyuluğunda olmasına dikkat edin. Sulu görünüyorsa bir süre daha pişirerek suyunu azaltın.

Servis yaparken her bir kaseye bir kaşık çırpılmış yoğurt ilave edin.

Hoşgeldin sonbahar 🙂

Afiyet olsun!

Fıstık ezmeli mini çikolata kapları


Arada bir yemeyi sevdiğim hazır çikolatalardan biri içi fıstık ezmesi dolgulu olanlardır. Uzun süredir bulamadığım için kendim yapmayı denedim geçen gün. Buna en çok sevinen de Emre oldu tabiki. Ben kendi zevkime uygun şekilde bitter çikolatalı yaptım ama sütlü çikolatadan olursa herkesin ağız tadına daha uygun olur herhalde. Bir dahaki sefere hem karamel dolgulu hem de sütlü çikolatalısını yapacağım. Emre’nin aklında muz dolgulusunu da yapmak var, hepsini tek tek paylaşırım en kısa zamanda.

Elimde 2 cm çaplı mini kağıt kaplar olmasaydı yapmak bu kadar kolay olmayabilirdi. Onların varlığına güvenerek yola çıktım ve sonuç olumlu oldu. Neler kullandım;

– 24 tane mini kağıt kap ( 2 cm çaplı)

– 160 gr bitter çikolata

– 1,5 tatlı kaşığı tereyağı

– 2 tepeleme çorba kaşığı fıstık ezmesi

– 1 çorba kaşığı pudra şekeri

– süslemek için fıstık

Çikolatanın 2/3 ünü küçük parçalara bölüp ısıya dayanıklı  cam bir kaba koyun. İçine bir tatlı kaşığı tereyağı ilave edin. Kabı suyu kaynamakta olan  bir sos tenceresinin üstüne oturtun. Cam kase suya deymemeli, sadece buharı ile ısınmalı. Su banyosu üstünde çikolatayı karıştırarak eritin. Tamamen pürüzsüz kıvama geldikten sonra çikolatayı bir çay kaşığı ile mini kağıt kaplara herbirine bir kaşık olmak üzere paylaştırın.

Kağıt kapların içindeki erimiş çikolatayı kaşığın tersi ile yan kenarlara doğru yayın. Kağıt kapların tüm iç yüzeyi çikolata ile kaplansın.  Hepsi tamamlandıktan sonra kapları buzdolabına kaldırın. 15- 20 dk kadar bekletin ki çikolata katılaşsın.

O arada iki yemek kaşığı fıstık ezmesini pudra şekeri ile iyice karıştırın, güzel bir krema kıvamını alsın. Donmuş çikolatalı kağıt kapları dolaptan alın. Her birinin içine yine bir çay kaşığı ile bir kaşık fıstık ezmesi koyun, kaşığın tersini hafifçe ıslatarak tepelerine bastırın içine otursun.

Kalan çikolataları yarım tatlı kaşığı tereyağı ile su banyosu üstünde eritin. Erimiş çikolatayı kaşık yardımıyla her bir kapın üstüne paylaştırın. Fıstık ezmelerini kaplayıp üstünü örtecek şekilde yayın. Her birinin üzerine yarım fıstık yerleştirin. Hepsi tamamlanınca donması için buzdolabına kaldırın.

Çikolata kapları yarım saat sonra servise hazır olacaktır, kağıdı soyup afiyetle tadabilirsiniz.

Fıstık ezmesi sizin ağız tadınıza uygun değilse onun yerine fındık ezmesi de kullanabilirsiniz, son derece leziz olacaktır.

Afiyet olsun!

 

Palamut zamanı; dereotu soslu soğuk palamut


Palamutun en güzel ve bol olduğu mevsimi yaşıyoruz. Tavası, ızgarası, fırında pişmiş hali, pilakisi derken bol bol faydalanıyoruz ondan.

Evde balık yaparken kızartmayı nadiren tercih ediyorum, en sevdiğim şekli fırında pişirilmiş şekli oluyor. Sunumu her zamankinden farklı oldu ama en son aldığım ve fileto halinde kesilmiş bu palamutları da öyle pişirdim ilk önce. Birkaç tane iri soğanı soyup bütün halde kalın yuvarlak halkalar halinde doğradım. Zeytinyağı ile yağladığım fırın tepsisine soğanları yaydım. Yıkanmış, hafif tuz ve karabiber ile tatlandırılmış balıkları soğanların üzerine dizdim. Bir kaç tane defne yaprağını ve 10-15 tane karabiberi balıkların altlarına sıkıştırdım. İki adet iri domatesi halka halka kesip balıkların üzerine aralıklı koydum. bir limonu da ince dilimleyip en üstlerine koydum. Balıkların ve sebzelerin üzerinde bir miktar sızma zeytinyağı gezdirdim. 200 derece ısınmış fırında balıkları 20-25 dk kadar fazla kurutmadan kendi sularıyla pişirdim.

Fırından aldığım balıkları ılınması için dinlenmeye bıraktım. Soğan, domates, limon, defne ve tane karabiber aramolarını içine çeken balıkları sebzelerinden arındırıp ayıkladım. hiç kılçık kalmamasına dikkat ettim. İri parçalar halinde didiklediğim balıkları servis tabağına dizdim.

Diğer yanda bir sos kabına bir limonun suyunu sıktım, kabuğunu rendeledim. Dörtte bir demet yıkanmış ayıklanmış dereotunu ince kıydım limon suyuna ekledim. Ardından bolca sızma zeytinyağı, tuz ve taze çekilmiş karabiber koydum. Bütün sosu bütünleşene kadar çatalla çırptım, ayıklanmış balıkların üzerine gezdirdim. Sosla birlikte bir süre dinlendikten sonra soğuk olarak servis yaptım. Giriş tabağı olarak lezzeti çok çok beğenildi. Hep aynı balık sunumlarından sıkıldıysanız şiddetle denemenizi tavsiye ederim.

Balıkları önce fırında pişirmek sonra ayrıca soslamak vs uzun iş gibi görülebilir ama fırında kendi lezzetiyle pişen balığın tadı çok farklı oluyor. Suda haşlanmış ondan sonra ayıklanmış balığın tadından çok farklı. Zaten palamut pilaki yaparken de ilave su koymamaya çok dikkat ederim. Balık çorbası yapmanın dışında balığın kendi suyuyla pişmesini tercih ediyorum.

Mevsimin balıklarını kaçırmayın bence.

Afiyet olsun!

Martha’nın domatesli tartı


Birbirinden farklı sebeplerle son zamanlarda düzenli olarak yazamıyorum. Araya zaman girdikçe daha önce yapıp resimlediğim tarifleri yazıya dökmek de zorlaşıyor. O tarife bir heyecanla girmiş, hevesle yapıp, fotoğraflamış ve afiyetle de yemişsiniz ailecek, yani olay yüzde 80 tamamlanmış aslında. Eğer hemen yazıp paylaşamadıysam bir nedenle bazen unutulmaya mahkum oluyor ne yazık ki. Ama bu tarif farklı, uzun zamandır aklımın bir kenarında devamlı beni dürtüyordu, ne zaman yazacaksın, ne zaman yazacaksın, mutlaka yazmalısın 🙂 Tarifin güzelliği ve lezzeti kadar verdiğim emeğin ve zamanın da etkisi var bunda.

Daha önceleri de yazdığım gibi Martha Stewart’ın tv programlarını severek izliyorum. Denediğim  tarifleri de başarılı olduğu için güvenim tamdır. Uzun zaman önce bu domatesli tartı yapışını izlediğimde domateslerin en güzel olduğu dönemde mutlaka yapmalıyım diye düşündüm. Geçen ayın başlarında pazardan tam istediğim boyutlarda kıpkırmızı, lezzetli salkım domatesler aldım bu tart için ve devamındaki tatil gününde tartı yapmaya koyuldum.

Baştan söylemeliyim malzemeler çok basit ve az ama bolca zamanınızı talep eden bir tarif bu. Sabırla ve dikkatle uğraşıp çokça da zaman harcayıp sona ulaşıyorsunuz ama buna da değiyor doğrusu. Uzun süre hafif ısıda fırında pişen domateslerin aroması katlanıyor, domatesin belki de en yoğun öz tadına ulaşılıyor. Bu ağır ağır pişmiş domatesler kıyır kıyır bir tart tabanı ve peynirle de birleşince nefis bir birliktelik ortaya çıkıyor.

Eğer ağırlamak istediğiniz çok özel bir davetliniz olacaksa ön giriş yemeği olarak bu tarifi uygulayın derim. Bu farklı lezzetle misafirinizi çok şaşırtabilirsiniz ve övgüleri de bol bol alabilirsiniz 🙂

Gelelim nasıl yaptığıma, miktarları bizim sıklıkla kullandığımız ölçülere çevirerek uyguladım;

Malzemeler;

Tart hamuru :

–          2,5 su bardağı un (200 ml lik normal su bardağı)

–          125 gr (yarım paket ) soğuk sert tereyağı, ufak küplere kesilmiş

–          1 tatlı kaşığı toz şeker

–          ¾ tatlı kaşığı tuz

–          1 yumurta, hafifçe çırpılmış

–          2-3 yemek kaşığı buzlu su

İç malzemesi :

–          23-24 adet yaklaşık 5-6 cm çaplı domates

–          8-10 dal taze kekik

–          2 iri baş sarımsak

–          Zeytinyağı

–          Tuz, karabiber

–          1,5 su bardağı rende İzmir teneke tulum peyniri (150 gr kadar)

Tart hamurunun lezzetli ve piştiğinde ağızda dağılan gevreklikte olması için malzemelerinin çok soğuk olması önemlidir. O nedenle unun bile bir süre buzdolabında bekletilmiş olması tavsiye ediliyor. Mutfak robotunun haznesine unu, küp küp soğuk tereyağını, tuzu ve şekeri koyup kısa süre yüksek hızda çalıştırın. Yağ ve un adeta iri taneli kum görüntüsünde olmalıdır. Hafif çırpılmış yumurtayı ekleyip birkaç saniye daha çalıştırın. Hamur neredeyse toparlanmış olacaktır. Yine çalıştırıp üstteki delikten bir iki kaşık buz gibi soğuk su ekleyin, hamur toplanır toplanmaz robotu durudurun. Hamuru tezgaha alıp elinizle yuvarlak bir top şekli verin, streç filme sarıp buzdolabına kaldırın.

Domatesleri yıkayıp temizleyin, saplarını çıkartın. Her birinin dip kısmına keskin bir bıçak ile çok derin olmamak üzere artı şeklinde ince kesikler atın. Büyük bir tencere su koyup kaynatın. Diğer yanda da büyük bir kase buzlu su hazırlayın. Diplerini çizdiğiniz domatesleri parti parti kaynar suya atın. 15-20 sn sıcak suda kaldıktan sonra bir süzgeç ile alıp buzlu suyun içine atın. Bu şoklama sayesinde domatesler kabuğunu atacaktır ve kolayca soyulacaktır. Tüm domatesleri bu şekilde soyduktan sonra tepelerini bir bıçakla kesin. Her birini kesik kısmı aşağıya bakacak şekilde avucunuzun içine alıp nazikçe sıkın, domateslerin çekirdekleri ve suyu çıksın.

Bir baş sarımsağı bütün halde dibinden kesin, saçakları gitsin, hafifçe içi gözüksün. Sarımsağın sığabileceği büyüklükte kare alüminyum mutfak folyosu ve pişirme kağıtları kesin (20 x 20 cm gibi olabilir) alüminyum folyonun üstüne pişirme kağıdını koyun ki sarımsak pişerken doğrudan alüminyum ile temas etmesin. Sarımsağın üstüne biraz zeytinyağı ve tuz serpin. Folyoyu sıkıca sarımsağın üzerine sarın, açık kısmı kalmasın. Diğer sarımsak başını da aynı şekilde hazırlayın. Fırına girebilecek bir kabın içine yerleştirin.

Büyük bir fırın tepsisine pişirme kağıdı serin, üzerine zeytinyağı gezdirin. Çekirdekleri ve suyu sıkılmış domatesleri kesik yerleri alta gelecek şekilde yağlı kağıt üzerine yerleştirin. Üzerlerine bolca deniz tuzu ve taze çekilmiş karabiber serpin. Taze kekikleri bıçak ile ince kıyın, domateslerin üzerine serpiştirin. Bolca sızma zeytinyağı ile domatesleri lezzetlendirmeyi tamamlayın.

Fırını 130-140 dereceye ısıtın. Domatesleri ve sarımsakları bu ısıda 2-2,5 saat pişirin. (ben sonlara doğru dereceyi 150’ye çıkardım) Domatesler düşük ısılı fırında yavaş yavaş pişecek ve tüm aroması güçlenerek lezzetlenecektir o nedenle lütfen zamandan kazanmak için dereceyi arttırmaya kalkmayın. O takdirde domatesler şeklini koruyamayacak, lezzeti de arzu ettiğimiz yoğunluğa ulaşamayacaktır.

Bu arada tart hamurunu buzdolabından çıkarın. Tart kalıbınızı yağlayın (ben 30 cm çaplı bir kalıp kullandım bu ölçü için). Hamuru unlayarak merdane ile kalıp genişliğinde açın. Hamuru merdane yardımıyla tezgahtan alıp kalıba yayın, kenarlarının ve tabanının iyice oturması için elinizle sıkıca yerleştirin. Pişerken aşırı kabarmaması için çatalla çeşitli yerlerinden delin. Yine pişerken kabarmasını önlemek için bir pişirme kağıdını kalıptan daha büyük ebatta kesin. Hamurun üzerine yayın. Onun da üzerine ağırlık yapması için evdeki bakliyatlardan iki bardak kadarını dökün. Bu bakliyatı saklayıp başka zaman yine bu tür pişirme usulü için kullanabilirsiniz.

Tart hamurunu bu şekilde 200 derece ısınmış fırına verin, 25 dk pişirin. Daha sonra fırın ısısını 170 dereceye düşürün, içinden kağıtla beraber bakliyatları alıp boş bir şekilde 15 dk daha pişirin. Altın sarısı renge ulaşan tart tabanını fırından alın ve soğuması için bekletin.

Tart tabanı yeterince soğuduktan sonra fırından alınmış ve soğumuş sarımsak paketlerini açın. Elinizle sıkarak krem gibi pişmiş karamelize sarımsakları çıkarın. Ufak bir spatula ile krema halindeki sarımsağı tart tabanına sürün. Üzerine rendelenmiş peynirin yarısını yayın. Birkaç dal kekikiği ince kıyıp peynirin üzerine serpiştirin. Fırınlanmış domatesleri düzgün bir sıra ile tartın üzerine yerleştirin. En üste kalan peyniri eşit olarak dağıtın.

Hazır olan tartı 170 dereceye ısıtılmış fırında 10 dk daha fırınlayın, peynir eriyip tüm malzemeler ısınana kadar pişirin.

O la laa! Sonuç tıpkı ekrandan gördüğüm gibi 🙂 lezzeti ise tahminlerimin de ötesinde 🙂

Afiyet olsun!