Posts Tagged ‘çorba’

Baharatlı balkabağı çorbası


Sonbahar gelince en sevdiğim sebzelerden biri de balkabağıdır. Aylardır bol bol yediğimiz yaz sebzelerinden tam bıkma haline gelmişken kış sebzeleri de kendini iyice özletmiş oluyor. En hevesle beklediklerimden biridir balkabağı. Sadece klasik tatlısıyla kalmadan çorbasını, böreğini, yemeğini ve farklı çay saati tariflerini yapmayı çok seviyorum. Tatlılar dışında kullanırken doğal tatlılığını dengelemek için kuvvetli sebzeler veya baharatlarla tatlandırmayı uygun buluyorum. Bu çorba da öyle bir tarif, bolca baharatlı hatta hafif acılı. Bence serin ve yağmurlu havalarda harika gidiyor.

Son derece sade, yapımı çok kolay bir çorba, ayrıca oldukça sağlıklı. İçinde ilave olarak fne krema ne de un var. Bol bol betakaroten içeren besleyici bir çorba bu, denemenizi tavsiye ederim. Nasıl yaptığıma gelince ;

Malzemeler :

– yarım kilo ayıklanmış balkabağı

– 1 orta boy patates

– 1 iri havuç

– 1 iri soğan

– 2  su bardağı et yada tavuk suyu

– yarım litre  su

– 1 çay kaşığı karabiber

– 1 çay kaşığı acı toz kırmızı biber

– 1 tatlı kaşığı toz köri karışımı

– tuz

– 3-4 yemek kaşığı sıvıyağ

Bir tencereye yağı koyun, ısınınca soğanı ilave edin hafif soteledikten sonra sırasıyla havuç, patates ve kabakları ilave edin. Sebzeler güzelce sotelendikten sonra baharatları ilave edin. Baharatlarla bir iki daha soteledikten sonra et suyu ve normal suyu ekleyin, tuzunu koyun.

Normal tencerede yada düdüklü tencerede pişmeye bırakın. Sebzeler iyice yumuşadıktan sonra ocaktan alın. Blenderda hepsini püre haline getirin. Tadını kontrol edin, tuzu yada biberi eksikse ilave edin. Kendi doğal koyuluğunda olmasına dikkat edin. Sulu görünüyorsa bir süre daha pişirerek suyunu azaltın.

Servis yaparken her bir kaseye bir kaşık çırpılmış yoğurt ilave edin.

Hoşgeldin sonbahar 🙂

Afiyet olsun!

Sebze Çorbası


İstanbulda tam bahar havasına kendimizi iyice alıştırmışken kış ani bir dönüşle yüzünü bize hatırlattı yeniden. Yağmur, soğuk hava ve rüzgar sanki hiç bahar gelmemişçesine davranıyordu. Bu havada canımız çorba istedi hemen. Dolapta haftasonu hazırladığım tavuk suyu da vardı. Tavuk deyince hepimiz irkiliyoruz artık. Sertifikalara da ne kadar güvenebileceğimizi bilmediğim halde yine de organik tavuk almaya çalışıyorum. Tavuk suyuna çorbanın yerini pek fazla şey tutamıyor doğrusu. Canım ne klasik şehriye çorbası ne de hep yaptığım blenderden geçirilmiş bir sebze çorbası istedi. Dolaptaki sebzeleri, önceden haşlamış olduğum kuru fasulyeleri kullanacağım taneli bir çorba yapayım dedim. Biraz İtalyanların minestronesine benzer bişey oldu sonuçta. İtalyada orjinal versiyonunu yemedim ama İstanbulda yediklerimden daha lezzetli olduğu kesin. Neler koydum içine sayayım;

– 1 büyük kuru soğan

– 3 diş sarımsak

– 1 küçük baş kereviz

– 1 kırmızı biber (salçalık biber dediğimiz)

– 1 ufak kabak

– 1 ufak patates

– 1 su bardağı haşlanmış kuru fasulye

– 1 yemek kaşığı domates püresi

– bir kaç kaşık zeytinyağı

– 1 defne, tuz, taze çekilmiş karabiber

– evde hazırlanmış tavuk suyu ve normal su (toplam 1 litre kadar)

– 1/4 bardak ufak erişte veya makarna

– 50 gr sert kolay erimeyen peynir

– taze fesleğen yaprakları

Nasıl yaptım;

Öncelikle bütün sebzeleri tavla zarı büyüklüğünde doğradım. Tencereye zeytinyağını koydum, soğanları ilave ettim. Hafifçe soğanlar piştikten sonra sarımsakları ilave ettim. Ardından sırasıyla bir kaç dakika aralıklarla kırmızı biberleri, kerevizleri, kabakları ve patetesleri ekledim ve soteledim. Sebzeler sotelendikten sonra domates püresini ekledim. Biraz piştikten sonra tavuk suyunu ve suyu koydum. Tuzunu, karabiberini ve defneyi ilave edip kaynamaya bıraktım. Haşlanmış kuru fasulyeler de eklendikten sonra bir süre birlikte piştiler. En son bir tutam erişteyi ilave edip 10 dk daha kısık ateşte kaynatıp altını kapattım. Servis yaparken domates çorbasında yaptığımız gibi peynir eklemek istedim. Evde bulunan tuzlu ve kolay erimeyen manyas peynirini tavla zarı boyutunda kestim ve çorbanın üstüne koydum. Son dokunuş olarak da fesleğen yaprakları ekledim. Yanında sarımsaklı ekmek de çok uyumlu oldu kendi adıma söylersem. Çorbayı içerken yumuşamış ama erimemiş peynir parçaları ağıza hoş bir tat verdi. Kıbrısta da sanırım hellim peyniri kızartılarak çorbalara ilave ediliyor. Bu da farklı bir alternatif, aklınızda bulunsun.

Tavuk ve kemik suyu hazırlamak konusunda ayrı bir yazı hazırlamak istiyorum aslında. Mutfakta boş bir zamanımızda hazırlayıp buzluğa kaldırabileceğimiz lezzetli et ve sebze suları yemeklerimizin tadına tad katıyor. Kısaca burada kullandığım tavuk suyundan bahsedersem; temel lezzet verici sebzeler olan soğan, kereviz sapları, havuç, maydanoz sapları, defne, karabiber taneleri ve bir diş sarımsak kullandım tavukla parçalarıyla beraber. Üzerine eklediğim suya tuz da ilave edip önce hızlı ateşte kaynayana kadar bekleyip üzerinde biriken köpükleri aldım. Sonra son derece kısık ateşte bir saat kadar pişirdim. Aslında bu süreyi daha da uzun tutmak mümkün. Böylece daha konsantre bir lezzet elde etmek mümkün bulyonlar yerine kullanılabilecek.  Soğuduktan sonra süzüp bir kaç ayrı kaba doldurup buzdolabına koydum. İyice soğuduğunda üzerinde donmuş olan yağını alıp attım ve buzluğa kaldırdım ihtiyaç olduğunda kullanmak üzere. Fakat buzluğa kaldırmayacaksanız üzerindeki yağı almayın diyor uzmanlar. Beklerken bozulmaktan koruyucu bir tabaka görevi görüyormuş. Kullanacağınız zaman bu tabakayı sıyırıp atabilirsiniz. Tavuk yada et suyu hazırlamanın yollarından sadece bir şekli bu anlattığım. Daha farklı uygulamalar da var elbette. Ve tabiki hepinizin yıllardır bildiği uyguladığı bişey yeni değil ama ne olur ne olmaz belki ihtiyacı olan biri vardır diye anlatmak istedim:)