Taze bakla favalı enginar


Uzun bir aradan sonra enginar tariflerine geri döndük. Arada hep pişirdim enginar ama farklı tarifler yoktu. Baharın bir diğer güzel ve kısa süreli sebzelerinden biri de taze iç bakla. Enginara da çok yakışıyor. Kuru bakla ile yaz ve kış sık sık yaptığımız fava bu defa taze iç baklalarla yapıldı ve enginar çanaklarının içinde sunuldu. Sızma zeytinyağı, fava ve enginar bol fesleğen ve dereotuyla hımmm yeme de yanında yat oldu doğrusu.

Tarif çok basit, lezzet de bu az malzeme ve basitlikte sanırım. Ben dört kişi için;

– 4 çanak enginar

– 500 gr iç bakla

– 1 ufak soğan

– dereotu, fesleğen

– tuz, şeker

– sızma zeytinyağı kullandım.

Önce iç baklaları üzerine sıcak su dökerek bir süre beklettim. Böylece dış kabukları kolayca soyuldu. Soyulmuş iç baklaları ince doğranmış soğan, zeytinyağı, üzerini kaplayacak kadar su, tuz ve bir tatlı kaşığı şeker ile düdüklü tencereye koydum. 10 dk pişirdim. Açtığımda baklalar yumuşacıktı ve suyunu çekmişti. İçine kıyılmış dereotu ve fesleğen koyarak çatalla ezip püre haline getirdim. Kıvamını yumuşatmak için biraz daha zeytinyağı ekledim. Diğer yanda su, tuz, bir tutam şeker ve zeytinyağı ile enginarları pişirdim. Servis tabağına aldım, içlerini bakla ezmesi ile doldurdum. Tencerede yağına kalan enginarların sosunu üzerlerine gezdirdim. Taze fesleğen yaprakları ile servis ettim.

Bir davet sofrası için de hoş bir enginar yemeği bence. Denemenizi tavsiye ederim.

Afiyet olsun!

Tiramisu


 

Hepimizin bir ev tipi tiramisu tarifi vardır değil mi? Orjinali mascorpone peyniri ile yapılan bir İtalyan tatlısı olan tiramisu için İtalyanların da farklı farklı uygulamaları var. Bizim gibi genelde pişirilmiş bir kremaya peynir karıştırılan tarifler olduğu gibi benim İtalyan arkadaşım Guil’den bire bir uygulama ile öğrendiğim şekilde yumurtaların sarısı ve beyazı ayrı ayrı çırpılmak suretiyle pişirilmeden yapılan bir kremanın kullanıldığı tarifler de var. Ama işin özü kahve ile tatlandırılmış savauyer bisküvi veya keklerin üzerine konan peynirli bir krema ile yapılması. Servisi de çeşit çeşit olabiliyor, tek kişilik kuplarda veya büyük bir tatlıdan porsiyonlar halinde sunulabilir, size nasıl kolay gelirse.

Son yıllarda ev menülerinin vazgeçilmez tatlılarından olan tiramisuyu gönül istediği halde maliyeti nedeniyle orijinal peyniri ile yapamıyorum, onun yerine labne peyniri kullanıyorum çoğumuz gibi. Bu haliyle de çok severek yeniyor ve beğeniliyor. Tarife gelecek olursak;

Malzemeler:

–          1 paket kedi dili bisküvi (24 adet)

Kreması için:

–          ½ litre süt

–          1,5 yemek kaşığı un

–          1,5 yemek kaşığı nişasta

–          ½ su bardağı toz şeker

–          Vanilya

–          200 gr lık 1 paket labne peyniri

Islatma sosu için:

–          Acıbadem aroması veya likörü

–          3 yemek kaşığı granül kahve

–          3 yemek kaşığı şeker

–          1.5 su bardağı sıcak su

Üzeri için bolca kakao

Önce bir sos tenceresinde kreması için gereken malzemeler vanilya ve peynir hariç olmak üzere karıştırılır. Tel çırpıcı ile sürekli karıştırılarak orta ateşte pürüzsüz kıvamda bir muhallebi pişirilir. Ocaktan aldıktan sonra vanilya ilave edilir, karıştırılır. Hafifçe ılındıktan sonra labne peyniri eklenip çırpıcı veya mikser ile pürüzsüz bir krema olana kadar çırpılır.

Kedi dili bisküvileri ıslatmak için sıcak su, şeker, granül kahve ile koyu bir kahve yapılır. İçine birkaç damla acıbadem aroması eklenir. Kedi dilleri teker teker bu sosa batırılarak ıslatılır ve servis kabına yan yana dizilir. Kabın tabanı bisküviler ile kaplanınca üzerine kremanın yarısı dökülür ve eşit şekilde yayılır. Tekrar üzerine kalan kedi dilleri ıslatılarak bir kat olarak yerleştirilir. Üzerine kalan kremanın tamamı dökülür, eşit şekilde yayılır. En üste bir elek yardımıyla bolca kakao serpilir. Soğuması için buzdolabına kaldırılır. En az 2 saat dinlendikten sonra servis edilebilir.

Afiyet olsun!

Zeytinyağlı minik tuzlu kurabiyeler


Birkaç yıl önce yaptığımız bir Ayvalık seyahati sırasında uğradığımız Laleli zeytinyağları tesisinde tattığımız birbirinden güzel yağlardan başka ikram ettikleri zeytinyağlı tatlı ve tuzlu minik kurabiyelerin tatları aklımdan hiç çıkmadı. Tuzlu kurabiyelerin kıvamına, gevrekliğine ve tadına hayran olmakla birlikte çok da şaşırmamıştım ama zeytinyağı ile yapılan tatlı, minik un kurabiyeleri büyük sürprizdi benim için. Yapan hanımlarla ufak bir sohbet esnasında kabaca tarif almıştım ama sanırım püf noktaları eksikti. Henüz zeytinyağlı un kurabiyesi konusunda yeterince başarılı olamadım, denemelerim sürüyor. Ama tuzlular konusunda istediğim kıvamı yakaladım, belki tam olarak aynısı değildir ama beni tatmin etti. Sadece zeytinyağı ile hiç katı yağ kullanmadan son derece gevrek ve ağızda dağılan kurabiyeler oldu. Ben sadece bir tepsilik yaptığım için ölçülerim de az, siz isterseniz miktarı iki katına çıkarabilirsiniz.

Malzemeler;

–          1 çay bardağı iyi kalite zeytinyağı

–          1 yumurta sarısı

–          bir miktar kıyılmış dereotu

–          2 yemek kaşığı ince rende eski kaşar peyniri

–          2 yemek kaşığı lor peyniri

–          1 çay kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı şeker

–          1 tatlı kaşığı kabartma tozu

–          Aldığı kadar un (yaklaşık 2 su bardağı)

–          Hamuru toplamak için 1 yemek kaşığı süt

–          Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı

–          Çörek otu veya susam

Yapılışı;

Bir karıştırma kabında zeytinyağı, yumurta sarısı, kaşar peyniri, lor, kıyılmış dereotu, tuz ve şekeri karıştırın. Unu ve kabartma tozunu ekleyerek hamur haline getirin. Hamurun dağılmayan bir şekle gelmesi için bir kaşık sütü ekleyip tekrar yoğurun. Hamuru ister minik toplar biçiminde şekillendirin, isterseniz yarım santim kalınlığında açıp kalıplarla minik şekillere kesin. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin. Kurabiyelerin üzerine sürmek için bir yumurta sarısına az zeytinyağı ekleyip karıştırın. Fırça ile kurabiyelerin üzerine sürün, çörek otu veya susam serpin. 170 derece fırında 20-30 dk kurabiyeler kızarana kadar pişirin. Soğuduktan sonra son derece gevrek ve leziz kurabiyelerinizi afiyetle yiyebilirsiniz. Ben kurabiyelerimi dereotu ile çeşitlendirdim, dilerseniz onun yerine çörek otu, anason veya pul biber gibi baharat ilaveleri ile tatlandırabilirsiniz.

 

Güveçte orman kebabı


Orman kebabı çok sık yapılan bildiğimiz bir tarif, kolay da. Elimizin altında bezelye olduğunda aklımıza ilk gelen yemeklerdendir. Eti ve sebzesiyle besleyici ve lezzetli bir bileşim bence. Bu defa farklılık olsun, fırında biraz daha lezzet kazansın diye güveçte hazırladım. Üzerine de hem yemek çok kuruyup suyunu kaybetmesin hem de lezzetli bir hamurla şık bir sunum olsun diye kapak yaptım. Amerikalıların meşhur “chicken pot pie” benzeri bir yemek oldu.

Orman kebabını nasıl hazırladığımdan bahsedeyim kısaca. Kullandığım malzemeler 6 kişi için;

–          500 gr ayıklanmış iç bezelye

–          500 gr kuşbaşı kuzu eti

–          2 havuç

–          2 patates

–          2 orta boy kuru soğan

–          1 yemek kaşığı domates salçası

–          Zeytinyağı

–          Tuz, karabiber, kekik

–          6 kare milföy hamuru

–          Yumurta sarısı hamurun üstüne sürmek için

Önce kuzu etlerini pişirdim. Bunun için düdüklü tencereyi önce boş olarak kızdırdım. Yeterince ısındığından emin olunca zeytinyağı koydum. Etleri ilave ettim birkaç dakika hiç karıştırmadım. Daha sonra karıştırarak etlerin harlı ateşte suyunu bırakmadan kavrulmasını sağladım. Birkaç dakika daha kavrulduktan sonra etleri kaplayacak kadar sıcak suyunu ekledim. Kapağını kapattım, pim çıktıktan sonra 15 dk pişirdim. Diğer yanda soğanı yemeklik doğradım. Patates ve havucu küçük küpler halinde doğradım. Bir çelik tencereye zeytinyağı ve soğanları koydum. Bir çimdik tuz ilavesiyle soğanları pişirmeye başladım. Soğanları yanmadan şeffaflaşana kadar pişirdim. Havuçları ilave ederek kavurmaya devam ettim. Ardından patatesleri ekledim pişirmeye devam ettim. Sebzeler sotelenince bir kaşık salçayı ekleyip salçanın da kavrulmasını sağladım. Bezelyeleri tencereye ilave ettim ardından düdüklüde pişmiş etleri suyuyla birlikte ekledim. Tuzunu, karabiberini ve kekiği ilave ettim. Bence orman kebabının olmazsa olmaz baharatı kekik, büyük bir lezzet katıyor yemeğe. Tüm malzemeleri sebzeler pişene kadar kısık ateşte pişirdim. Yemek fazla suyunu çektikten sonra güveçlere paylaştırdım. Milföy hamurları hafif donukluğunu kaybettikten sonra yuvarlak kalıplar halinde kestim. Güveçlerin üzerine kapak yaptım. Artan hamurlarla üzerine süs yaptım. Bir yumurta sarısını biraz zeytinyağı ile karıştırdıktan sonra hamurların üzerine fırça ile sürdüm. 200 derece fırında hamurlar pişip üzeri kızarana kadar 30 dk kadar pişirdim. Fırını kapattıktan sonra bir süre fırında güveçleri kendi sıcaklığı ile dinlendirip sonra servis yaptım.

Sıradan bir tencere yemeğini bu sunumla belki bir aile daveti yemeğinde menüye koymak güzel olabilir değil mi?

Afiyet olsun!

Krem karamel


Bazı tadlar ve kokular insana anılarından çağrışım yapar. O kokuyu ya da tadı aldığınızda geçmişe gidersiniz bir anda. Kaynamış süt kokusu çocukluğumda babamın kardeşimle beni arasıra götürdüğü Kemeraltı’ndaki kahvaltıcıları hatırlatır. Sıcak süt, kaymak, bal, yumurta ve tazecik sıcak ekmek servis edilir bu esnaf dükkanlarında. İşine gitmeden önce erkenden kahvaltı etmek isteyenler için. Bilmem hala var mı  orada, o kadar uzun zaman oldu ki gitmeyeli. Krem karamel tadı da benim için lise günlerine dönüştür. Okul çıkışı cepte kalan harçlıklarla Kemeraltı’nın ara sokaklarından birindeki devamlı gittiğimiz tatlıcımızın ufak dükkanına girilir. Ufak taburelerle duvara monteli dar masanın kenarına oturursun. Altenatifler peynir tatlısı, krem karamel ve diğer sütlü tatlılardır. Benim tercihim bellidir, krem karamel… alt kattan metal kalıp içinde tatlı gelir, usta el çabukluğuyla bıçağı içinde dolaştırır ve servis tabağına ters çevirir. Karameliyle birlikte tabağa akar tatlı. Yandaki kaptan bir kaşıkla bolca dövülmüş fındık üstüne boca edilir. İzmir’den başka yerde fındıkla servis edilir mi bu tatlı hiç bilmiyorum. Birkaç saniye sonra tatlım önümde. İlk kaşığı ağzıma götürürüm kremin ipeksi yumuşaklığı, karamelin hafif acımsı tadı, fındıkların ağızda bıraktığı gevreklik benim için çok hoş bir birliktelik. O çocuksu naiflik ile mutluluk anı budur bizim için 🙂

Bendeki anılarının haricinde mutfak arşivimde de yeri vardır krem karamelin. Her kadının defterinde yıllardır uyguladığı garantili tarifleri vardır. Bazı yemekler yada tatlılar sadeliği ve lezzetiyle hep kendini kanıtladığı için onlar üzerinde çok değişiklik yapmayı arzulamayız, riske girmek istemeyiz. Krem karamel de benim uzun yıllardır aynı ölçüyle yaptığım, her seferinde bana sürpriz yapmayıp başarılı olan bir tarifim.

Krem karamel genellikle yumurta içeriği nedeniyle tereddütle yaklaşılan bir tatlıdır. Acaba kıvamı tutar mı, acaba yumurta kokar mı, acaba karameli fazla mı yanacak soruları akla gelir. Benim ölçülerimde genel tariflere göre daha az yumurta kullanılıyor.Yumurtanın tazeliği, süt ve yumurtayı birleştirirken sütün sıcaklığı ve fırında pişme ısısı yumurta kokusuna büyük etkendir. Sütü kaynama derecesine yükseltmeden yoğurt yaparken olduğu gibi parmağımızın dayanabileceği bir sıcaklığa getirmek lazım. Bu çok sıcak olmayan sütü fazla çırpılmamış yumurtalarla yine çok çırpmadan karıştırmak gerekli. Burada kıvam önemli, yumurtalar sütle pürüzsüz bir kıvamda karışmış olmalı. Hatta kalıplara boşaltırken bir süzgeçten geçirmek çok iyi olabilir. Fazla çırpılan krem karamel karışımı içine hava alacağından piştiğinde iç kısmında peynir gibi delikler oluşacaktır, bunu istemeyiz. Yine sütle çırparken mikser kullanılırsa üstte çok köpük birikir. Bu köpüğü kaşıkla alıp atmak gerekir ki bu da malzememizin azalması demek. Bunun yerine ben el çırpma teli ile kontrollü bir çırpmayı tercih ediyorum.

Fırın ısısı ise diğer önemli konu. Yüksek sıcaklıktaki bir fırın belki işlemi hızlandıracak ama malzemedeki yumurta da aşırı pişmiş olacağından koku olabilecektir. Bu nedenle 160 derece fırında fırın tepsisi içine su koyarak pişirmek krem karamel için daha uygundur. Tepsi içindeki su hem ısıyı kalıplara eşit olarak dağıtacak hem de hızlı ve aşırı pişmeyi önleyecektir. Topu topu üç malzemeli bir tatlı için ne kadar çok söylenecek söz varmış dimi 🙂 Ama bu tip detaylara dikkat etmek sonucu garantiliyor. Ölçülerimiz şöyle;

Malzemeler:  6 adet krem karamel kalıbı (eğer kalıp yoksa küçük bir borcam kase de iş görür, tek parça halinde pişirip sonradan bölerek servis edilebilir)

Karameli için:

–          1/3 su bardağı şeker

–          2 yemek kaşığı su

–          Birkaç damla limon

Kremi için:

–          ½ litre süt (2,5 su bardağı)

–          3 yumurta

–          ½ su bardağı toz şeker

–          Vanilya özü

Ufak bir sos tenceresine karamel yapmak için ayırılan toz şeker ve su konup ateşe alınır. Devamlı başında durarak şekerin erimesini beklenir. Birkaç damla limon suyu ilave edilir. Şeker yavaş yavaş renk değiştirecektir. Arzuladığımız renge ulaştığında ateşten alınır. Önceden içlerini suyla ıslattığımız krem karamel kalıplarının dibine kaşıkla karamel paylaştırılır.

Yarım litre süt ve yarım bardak şeker sos tenceresi ile ateşe alınır. Şeker eriyip, süt ısınana kadar beklenir. Süt istediğimiz ısıya gelince kaynamasına izin vermeden ocaktan alınır. Bir karıştırma kasesine yumurtalar kırılır. Tel çırpıcı ile yumurtalar kabartmadan çırpılır, yavaş yavaş süt ekleyerek karıştırmaya devam edilir. Köpük oluşturmamaya dikkat edilir. En son bir tatlı kaşığı vanilya özü eklenir. Varsa karışımın üstünde biriken köpükler kaşıkla alınır. Karışımın eşit miktarda olmasına dikkat ederek önceden hazırlanan 6 kalıba paylaştırılır.

 

Kalıplar içine su konmuş fırın tepsisine yerleştirilir. 160 derece ısınmış fırında 60 dk üzeri kızarmadan pişirilir.  Fırından çıktıktan sonra oda sıcaklığına gelmesi beklenip buzdolabında soğumaya bırakılır. Servis edileceği zaman kaynar su konmuş bir kabın içinde krem karamel kalıbı birkaç dakika bekletilerek karamelin gevşemesi sağlanır. Bıçakla kenarlardan rahatlatıp servis tabağına ters çevirerek kalıptan çıkartıp servis yapılır.

 

İsterseniz üstüne İzmir usulü dövülmüş fındık koymak size kalmış 🙂

Afiyet olsun!

 

 

Yeşil mercimekli ve rokalı makarna


 

Yoğun ve sıkıntılı geçen bir haftanın ardında bazı yemekler rahatlatıcı ve keyif verici oluyor. Son günler bizim için öyle geçiyor maalesef hep yetişmesi gereken programlar, dersler, sınavlar. Biz derken aslında bu programlar evin genç bireyinin meşguliyetleri ama hepimizi etkiliyor ister istemez. Benim de çabam onu biraz olsun gevşetip mutlu edecek ortamı yaratmak üzerine. Sevdiği atıştırmalıkları, tatlıları ve sağlıklı yemekleri yapıyorum.

Makarna her çocuğun olduğunu gibi onun da en sevdiği yemek. Tam bir öğün oluşturması için zengin soslarla birleştirmeyi seviyorum. Bizim evde en sevileni bolognes soslu spagetti olmakla birlikte her çeşit makarna iştahla karşılanır. Sağlıklı alternatifler olmasına da dikkat ettiğim için gözüm hep arayıştadır, kitaplarda, tvde, internette. Bu tarifi de televizyonda izledim, Martha’nın diğer programı “Every Day Food” da. Protein olarak yeşil mercimek kullanılıyor olması, bol soğan ve domates ile tatlandırılıyor olması lezzeti konusunda ipucu verdi bana. Yeşil mercimeği hepimiz çok severiz ve sıkça tüketiriz de. Kışlık çorbamız, yemeğimiz, salatamız bazen de börek harcımız olarak soframızda yer alır. Kışlık tariflere geçtiğimizde bol bol bahsedeceğim hepsinden. Bu tarifi seçmemdeki en büyük ikinci etken de makarnaya son anda eklenen roka. Çok sevdiğim başka bir makarna tarifimde de roka kullandığım için taze çıtır rokanın yemeğe kattığı lezzeti biliyordum. Zaten klasik sade domates ve mozerellalı incecik bir pizzanın üzerine konmuş rokayı da çok severim. Rokanın her şeyini severim aslında. Demek istediğim salata dışında hamur işi ile de çok iyi gidiyor roka, denemenizi tavsiye ederim acilen. Neyse lafı çok uzattım; sonuçta denedik ve çok beğendik bu tarifi, arşivimize dahil ettik.

Kısaca anlatacak olursam;

Malzemeler; 5 kişilik

–          500 gr midye makarna

–          1 su bardağı yeşil mercimek

–          3 orta boy kuru soğan

–          450 gr konserve doğranmış domates (ben hazır kutu kullandım henüz domatesler lezzetli olmadığı için)

–          Tuz, taze çekilmiş karabiber, bir tutam İtalyan baharat karışımı (bende vardı kullandım, yoksa bir tutam kuru fesleğen, bir tutam kuru kekik, bir tutam pul biber, bir tutam sarımsak tozu) aslında tarifte tuz ve biber dışında baharat kullanmamış, koymayabilirsiniz.

–          Yarım çay bardağı sızma zeytinyağı

–          Yarım demet roka

–          Rendelenmiş peynir (asıl tarifte parmesan peyniri kullanılıyor, ben İzmir tulum rendesi koyuyorum)

 

Mercimekleri yıkayıp üzerini geçecek kadar su ile ocağa koyun, bir tutam tuz atın. Önce harlı ateşte kaynamasını bekleyin sonra altını kısıp 20 dk mercimekler pişene kadar fokurdamadan haşlayın, suyunu süzün. Soğanları yarım halka halinde kalınca doğrayın. Zeytinyağı ile birlikte bir tavaya alın. Bir tutam tuz ve şeker ile pişirmeye başlayın. Soğanlar şeffaflaşıp ardından karamelize olana kadar kavurun. Önceden koyduğumuz şeker soğanın daha çabuk karamelize olmasını sağlayacaktır. Soğanlar hazır olduğunda doğranmış domatesleri ekleyerek pişirmeye devam edin. Domatesler pişip soğanlarla sos haline geldikten sonra haşlanmış mercimeği de ilave edin, baharatları ekleyin, tuzunu kontrol edin. Lezzetlerin karışması için birkaç dakika daha pişirin altını kapatın. Sosumuz hazır oldu.

Büyük bir tencerede 2 litre su kaynatın. Su kaynadıktan sonra içine bolca tuz atın. Ne derler bilirsiniz iyi ve lezzetli bir makarna pişirmek için suyunun okyanus kadar tuzlu olması gerekir. Korkmayın bu tuzun tamamı makarnaya geçmiyor, suda kalıyor. Ayrıca makarna suyuna sıvı yağ veya zeytinyağı koymaya da gerek yok. Yapışmaması için bazı kişiler tavsiye ediyor ama eğer kaynama suyunuz yeterince bolsa makarnanız yapışmaz. Tencereye makarnaları attıktan sonra arada karıştırırsak sorun çıkmaZ. Suya konan yağ makarnanın üstüne yapışacağından sonradan ekleyeceğimiz sosu emmesine engel olur bu da sosun üzerinden akmasına neden olur. Aklınızda bulunsun. Makarnayı 11 dk pişirin, hamurlaşmadan süzün.  Aman soğuk sudan geçirmeyin.

Makarnayı ve mercimekli sosu birlikte harmanlayın. Yıkanıp ince kıyılmış rokayı ekleyip tekrar harmanlayın. Servis tabağına alıp üzerine peynir rendesi ve ilave roka ile sunun.

Yerken mercimeğin, kavrulmuş soğanın, domatesin oluşturduğu sos makarnaya müthiş bir lezzet verirken arada pişmeden eklenen taze rokaların farklı dokusu ve değişik aroması müthiş bir kombinasyon oluşturuyor ağızda. Şiddetle denemenizi tavsiye ederim 🙂

Afiyet olsun!

PS. İpekcim servis tabağı tanıdık gelmiş olmalı sana 🙂

Cevizli brownie


Evet kabul ediyorum kilolarımla derdim var 🙂 yemeyi ve pişirmeyi seviyorum. Ama tatlıya, dondurmaya,  düşkünlüğüm yoktur çok aramam. Çayın yanında sade bir dilim kek ya da bir kurabiye beni tatmin edebilir. Şuruplu tatlılara, bol kremalı pastalara bağımlı değilim, tatlı krizlerim yoktur. Benim kilolarım metabolik bir problem zaten canımmm (hep böyle avuturuz kendimizi dimi) 🙂

Fakattt sıra eğer ılık ılık tabağıma konmuş bir dilim browniye gelmişse iş değişir doğrusu. Hem bol bol çikolata, hem kek benzeri bir yapı, hem kakaonun acı tadı hımmmm işte buna hayır diyemem hiç. Hep yapa geldiğimiz kakaolu keklerden farklı bir yapısı vardır brownilerin. Daha ıslak, daha yoğun bir yapı ve daha yoğun çikolata tadı buluruz onda. İçine bazen hiç bişey ilave etmeden sade, bazen de ceviz, fındık yada  parça çikolata ilavesiyle pişilir. Servis yaparken ise ya daha fazla çikolata tadı için çikolata sos veya bir top vanilyalı dondurma eşlik eder ona yada her ikisi birden. Ben sıcak bir dilim brownie üzerinde yavaş yavaş erimekte olan ufak bir top dondurmayı tercih ederim.

Bu tarifi Martha Stewart’dan almıştım. Miktarları ile biraz oynayarak kendime göre ayarladım. Çünkü klasik Amerikan tariflerinde çok yoğun yağ ve şeker var. Şeker ve yağ miktarını kendimize göre birazcık azaltmakta sakınca görmedim. Sonuç da gayet iyi ve tatminkardı. Tarife gelecek olursak;

Malzemeler:  (200ml’ lik normal su bardağı ile ölçtüm)

–          160 gr bitter çikolata

–          70 gr tereyağı

–          ¼ su bardağı süt (50 ml)

–          3 yumurta

–          1 su bardağı toz şeker  (175 gr)

–          3/4 su bardağı  un ( 90 gr)

–          ¼ su bardağı kakao (50 gr)

–          Bir tutam tuz

–          1 tatlı kaşığı vanilya özü

–          ½ bardak iri kırılmış ceviz

Yapılışı;

Brownie için 20 x 20 cm ebadında bir kare kalıp kullandım. Piştikten sonra kalıptan rahatça çıkabilmesi için içini yağlayıp pişirme kağıdı ile kapladım. Bir sos tenceresine sütü ve tereyağını koyup hafif ateşte yağ eriyene kadar ısıttım. Ardından parçaladığım çikolataları içine ekleyip karıştırarak erimesini sağladım, ocaktan aldım. Ben yağ miktarını azaltıp onun yerine süt koydum, o nedenle sıcak sütün içinde erittim çikolatayı ama kaynamaya müsaade etmedim çikolatanın yapısını bozmamak için.  Eğer süt kullanmayıp 110 gr tereyağı kullanıyorsak çikolata ve tereyağını ben mari usulü kaynayan su üzerine konmuş bir kapta eritmek gerekli, direkt ateşte değil. Diğer tarafta bir kapta un, kakao, şeker ve bir tutam tuzu harmanladım. Erimiş çikolatanın içine yumurtaları birer birer ilave ederek karıştırdım. Yumurtalı çikolatalı karışımı unlu kakaolu karışıma ilave ederek spatula ile iyice yedirip homojen hale gelene kadar karıştırdım. En son cevizleri ilave edip tekrar karıştırdım. Kalıba döküp 170 dereceye ısıtılmış fırında 40 dk pişirdim. İçini çok kurutmadan çıkarmak gerekli. Fırından çıktıktan sonra 15 dk dinlendirip dilimleyerek sıcak sıcak servis yapabilirsiniz.

Benim gibi bir bitter çikolata severseniz sizin de hoşunuza gidecek eminim. Fakat sütlü çikolata severlerdenseniz içine ceviz yerine sütlü çikolata veya beyaz çikolata parçaları ekleyebilirsiniz.

Afiyet olsun!

Kıtır kaplamalı sebzeli börek


Kış sebzeleriyle severek yaptığımız bu böreği yaz iyice gelmeden, kış sebzeleri bütünüyle pazardan çekilmeden bir kere daha yiyelim istedik. Diğer böreklere nazaran bol sebzeli iç harcı ve her bir börek için kullandığım dörtte bir yufka ile hafif bir börek. Asıl tarif kızartılarak yapılıyor ama uzun zamandır ben aynı şekilde fırında pişiriyorum. Pek çok tarifte adını Çin böreği olarak görüyoruz ama bence kendi ağız tadımıza uydurduğumuz bir börek bu. Asıl Çin böreği ile çok alakası kalmamış.  Zaten başka mutfakları evimizde uygularken bulduğumuz malzemelere ve ağız tadımıza göre modifiye etmiyor muyuz hep.

Hangi sebzeleri koyuyorsun içine derseniz lahana, pırasa ve havuç sabit olmak üzere o sırada dolabımda hangi sebzeler varsa uyacağını düşündüğüm onları da ilave ediyorum. Yani siz de kendi versiyonunuzu yaratabilirsiniz. Sebzeler için belli miktarlar vermeyeceğim, yapmak istediğiniz börek miktarına bağlı olarak ölçüleri siz ayarlayabilirsiniz.

Malzemeler:

–          Hazır yufka (bir yufkadan 4 adet börek elde ediyoruz)

Sos için;

–          1 su bardağı süt

–          1 yumurta

–          ½ su bardağı zeytinyağı

İç malzemesi;

–          Lahana

–          Pırasa

–          Havuç

–          Soğan

–          Yeşil ve kırmızı biber

–          Soya filizi (tadı çok yakışıyor koymakta fayda var)

–          az miktarda dana kıyma

–          1 kase ceviz

–          Tuz, karabiber, toz kırmızı biber

Tüm sebzeleri ince ince kıydım. Bir tencerede çok az zeytinyağı ile kıymayı az pişirdim, sebzeleri sırayla ilave ederek sotelemeye devam ettim. Sebzeler yumuşayıp hafifçe piştiğinde baharatları ve tuzunu ekledim. Cevizi irice kıyıp karışıma ilave ettim, iç harcını soğumaya bıraktım.

Yufkalara sürmek için sos malzemelerini bir kasede çırptım. Bir yufkayı tezgaha açtım yarısına fırça ile sostan sürdüm ve yufkayı ikiye katlayıp yarım daire haline getirdim. Bıçakla dörde bölerek büyük üçgenler elde ettim, üstlerine sostan hafifçe sürdüm. Her bir üçgenin geniş tabanına börek içinden bol bol koyarak büyük ve geniş sigara börekleri gibi sardım.

Hazırlanan börekleri önce sosa sonra da kurutulmuş ekmek içine buladım. Tepsiye dizdiğim börekleri 200 dereceye ısıtılmış fırında 30-35 dk arasında kızarana kadar pişirdim.

Eğer fırında değil de yukarıda bahsettiğim gibi kızartmayı tercih ederseniz yufkalar arasına hiç sütlü yumurtalı harçtan sürmeyin. Börekleri sadece yufka ile anlattığım gibi sarın. Sonra börekleri önce az sütle çırpılmış yumurtaya sonrada galeta unu veya evde hazırlanmış kurutulmuş ekmek içine bulayıp derin sıvı yağda kızartın. Böyle de çok lezzetli oluyor ama daha kalorili elbette. Tercih sizin.

Afiyet olsun!

Çilek soslu cheesecake


 

Uzun zamandır severek yaptığım lezzetli, pek yanılma payı olmayan, kolay ve pratik temel cheesecake tarifimi paylaşmak istiyordum. Bu temel tarif üzerinden giderek aromaları çeşitlendirmek, üstünün sosunu değiştirmek hatta içine çikolata ekleyerek farklı alternatifleri oluşturmak mümkün. İlk tarif için de çilek mevsiminde olduğumuz için yine onu seçtim. Kışın limon ve portakallı, baharda çilekli, yazın şeftali ve vişneli her zaman mevsim meyveleri ile çeşitlendirmek mümkün tarifi.

Ben “cheesecake”lerimi fazla kalın sevmiyorum. Kalınlığı yüksek bir kek için çok miktarda peynir ve krema kullanıldığından kalorisi iyice artıyor. Krema yerine zaman zaman suyu alınmış yoğurt ya da sütü sirke yada limonla kestirerek elde ettiğimiz lor da kullanılabilir. Fakat çeşitli denemelerim sonucunda gördüm ki labne + krema birleşimi bence en iyi birlikteliği sağlıyor. Klasik bir Amerikan tatlısı olan cheesecake için yurtdışında kullanılan krem peynir çok yoğun yağ içeriği olan bir peynir çeşidi. Onlardan yapılan cheesecake daha ipeksi bir kıvama ve yoğun bir tada sahip oluyor. Bizde cheesecake yapmaya müsait olan peynirler labne, lor veya krema beyaz peynir ise daha az yağlı. Belki orijinal tada uzak kalıyor ama ben seviyorum bizim peynirlerle yapılan cheesecakeleri daha hafif oldukları için. Karışıma krema ilavesi labnedeki eksik yağ oranını yükseltmeye yardımcı oluyor, kıvamı güzelleştiriyor ama yine de Amerikan versiyonundan daha hafif oluyor. Siz daha da hafif bir kek istiyorsanız tarifteki krema yerine bir bardak suyu süzülmüş, tadı ekşi olmayan bir yoğurt kullanın.

Cheesecake yaparken meydana gelen en büyük sorunlardan biri fırında pişerken kekin çatlamasıdır. Bunu önlemenin en temel yollarından biri karışımı hazırlarken çok fazla karıştırmamak, ikincisi ise çok sıcak fırında pişirmemektir. Eğer karışım mikser ile veya elle çok fazla çırpılırsa içine hava hapsolacak pişerken de bu hapsolan hava dışarıya çıkmaya çalışırken kekin çatlamasına neden olacaktır. Ben karıştırırken  Kitchen Aid’in çıpma telini değil karıştırma ucunu kullanıyorum yada mutfak robotunda kesme bıçağı takılı olarak karışımı hazırlıyorum, el mikseri kullanmıyorum. İkinci çatlama nedeni pişirme ısısı demiştik; eğer fırın ısısı fazla yüksek olursa karışım önce kenarlardan pişmeye başlayacak ve ortadan çatlayabilecektir. Bunu önlemek için cheesecake kalıbını su geçirmemesi için dıştan alüminyum folya ile sarıp su dolu bir tepsinin içine koyarak pişirmek de önerilebilir. Ama benim kendi deneyimlerime göre 160 dereceye ısıtılmış bir fırında  su banyosuna gerek olmadan 50-60 dk arasında pişirilirse hiç çatlama olmadan bir cheesecake yapmak mümkün. Cheesecake yaparken fırında fazla pişirmek de tadına kötü etki eden faktörlerden biri. En iyi kıvam üzeri kızarmadan, kalıbın kenarlarına yakın kısımları elle dokunulduğunda toklaşmış ama en ortası hala hafifçe yumuşakken fırını kapatıp, sıcak fırında bir süre bekleterek elde edilebilir. Daha sonra oda ısısına gelene kadar bekletip ardından kalıbıyla buzdolabına kaldırmak, 2-3 saat buzdolabında beklettikten sonra kalıbı açmak gerekiyor. Bir gece bekletilirse daha da iyi sonuç alınabilir.

Ne kadar da uzattın lafı dediğinizi duyar gibiyim:-) haklısınız ama ne yapayım ki eğer aklımda olanları aktarmazsam ve denerken tarif başarısız olursa kendimi sorumlu hissederim. Neyse tarife gelecek olursak;

Malzemeler: 22 cm çaplı yuvarlak bir kelepçeli kalıp

Alt taban için;

–          1 paket  burçak bisküvi

–          25 gr tereyağı  yani 1 tepeleme yemek kaşığı dolusu ( eskiden 50 gr kullanırdım ama denedim yarısı da iş görüyor doğrusu. Burada yağın görevi un haline getirilmiş bisküvileri bir araya toplayıp taban oluşturmak, pişerken gevrek halde kalmasını sağlamak)

Orta kısım için;

–          300 gr labne peyniri (bazı markaların 300 gr.lık paketleri var, diğer 200 gr.lık markalardan ise 1.5 paket kullanılabilir)

–          200 ml kutu süt kreması (1 kutu)

–          1 su bardağı toz şeker (normal su bardağı 200 ml.lik)

–          3 yumurta

–          3 yemek kaşığı mısır nişastası (kaşıklar tepeleme dolu olmayacak, silme olacak)

–          Vanilya

Üst kısmı için;

–          1 kase çilek

–          2 yemek kaşığı toz şeker

–          1 yemek kaşığı mısır nişastası

–          Yarım bardak su

Yapılışı:

Malzemelerde olduğu gibi aynı sırayı takip ediyoruz cheesecake yaparken. Önce al tabanı oluşturmak için bir paket (140 gr) burçak bisküviyi mutfak robotunda un kıvamına gelene kadar çekiyoruz. Ufak bir tencerede bir tepeleme yemek kaşığı (25 gr) tereyağını kısık ateşte yağı yakmadan eritiyoruz. Yağ eridikten sonra ocaktan alıp içine un haline gelmiş bisküvileri döküp kaşıkla karıştırıyoruz. Yağın tüm bisküvilere iyice nüfüz etmesini sağlıyoruz. Önceden yağladığımız kelepçeli yuvarlak kalıbın içine döküyoruz. Elimizle veya bir kaşığın sırtı ile sıkıştırarak eşit bir kalınlıkta tabana yayıyoruz. Bir bardağın dibi ile tüm yüzeyi bastırarak sıkıştırıyoruz. Bazı tariflerde tabanı bu haldeyken önceden ısıtılmış fırına verip 5 dk lığına pişirmek öneriliyor. Çok dikkatli olacaksanız yapabilirsiniz ama ben başka şeylere dalıp unutabileceğimden yapmıyorum doğrusu. Kalıbı buzdolabına kaldırıyorum ve iç malzemesini hazırlamaya başlıyorum.

Mutfak robotunda veya tezgah üstü mikserin karıştırma kabında önce labne peyniri ve şekeri çırpmaya başlıyorum. Homojen bir krema kıvamı aldığında kutu kremayı içine ilave edip çırpmaya devam ediyorum. Ardından yumurtaları teker teker karışıma ekliyorum. 3 kaşık nişastayı da ekleyip tamamen yedirdikten sonra vanilya ilave edip tamamlıyorum karışımı. Bütün bu işlemleri çok uzun süre çırpmadan sadece karışım homojen olana kadar yapıyoruz.

Buzdolabından çıkardığımız kalıba karışımı yavaş yavaş döküyoruz, bisküvili taban dağılmasın diye. Ardından 160 derece fırına veriyoruz. Arada gözlemleyerek 50 dk kadar sonra üzeri kızarmadan, orta kısım hala sallanır haldeyken fırını kapatıyoruz. Fırın kapağını hafif açık bırakarak 10 dk daha fırında bekletiyoruz. Daha sonra fırından çıkarıp oda sıcaklığında soğumasını bekliyoruz. Soğurken kekimiz fırından çıktığı andaki kabarıklığını kaybedip çökecektir. Endişelenmeyin normali budur. Çökme sırasında üzerine dökeceğimiz sosu taşıyacak doğal bir kenar oluşacaktır.

Üstü için bir kase çileği ufak parçalara kesiyoruz. Bir sos tenceresine aldığımız çileklerin üzerine 2 yemek kaşığı toz şeker serpip kısık ateşte pişirmeye başlıyoruz. Şeker ve ısı yardımıyla sulanıp hafifçe pişen çileklerin üzerine yarım bardak su ile ezilmiş bir kaşık nişastayı yavaş yavaş ekliyoruz. Kıvamını kontrol ederek pişiriyoruz. Eğer sos çok koyu görünüyorsa biraz daha su ekleyerek kıvamını ayarlıyoruz. Sosu ocaktan alıp karıştırarak hafif soğumasını sağlıyoruz. Ilınmış sosu oda sıcaklığına gelmiş kelepçeli kalıbının içindeki kekin üstüne döküp eşit olarak yayılmasını sağlıyoruz. Bu defa benim sosum biraz fazla olmuş, kenarlardan taştı, normalde sadece üstte kalması yeterli ve hoş olur.  Keki kalıbıyla birlikte buzdolabına kaldırıp dinlenmeye bırakıyoruz.

Birkaç saat sonra önce bıçakla kenarları kalıptan sıyırıyoruz. Ardından dikkatlice kelepçeyi açıp çıkarıyoruz. Cheesecake servise hazır:-)

Afiyet olsun!

Kabak mücver fırında


 

Taptaze sert kabaklarla, bol dereotlu, taze soğanlı mücver her zaman çok sevilir bizim evde. Ama ne de olsa kızartılan bir mücver bol sebzesine rağmen bol da kalori içeriyor. Çok lezzetli olsa da her zaman yapmıyorum. Bunun yerine aynı malzemeyi bir fırın tepsisine döküp fırında pişirmeyi tercih ediyorum. Böylece daha hafif, daha sağlıklı, daha besleyici bir mücver oluyor. Kızartılanın yeri başka olsa da bu şekli de oldukça lezzetli ve aslını aratmıyor.

Peki nasıl yapıyorum;

Malzemeler;

–          4 büyük boy kabak

–          4 yumurta

–          1 su bardağı yoğurt (200 ml’lik bardak)

–          ½ su bardağı zeytinyağı

–          2 su bardağı un

–          6 sap taze soğan

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          1 tatlı kaşığı kuru nane (elimin altında tazesi yoktu, varsa siz tazesini tercih edin derim)

–          1 paket kabartma tozu

–          1 tatlı kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı çekilmiş karabiber

–          150 gr beyaz peynir

Kabakları temizleyip kabuğunu ince kazıyoruz. İri rende ile rendeliyoruz. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince ince kıyıyoruz. Büyük bir kap içinde rende kabakları, kıyılmış yeşillikleri, yumurtaları, zeytinyağını, yoğurdu, kuru naneyi karıştırıyoruz. İki bardak unu kabartma tozu ile birlikte yavaş yavaş ilave ederek yediriyoruz. Tuzunu karabiberini ekliyoruz. Kırıklanmış veya rendelenmiş beyaz peyniri de ekleyip harcı tamamlıyoruz. Harcımız kek hamurundan daha yumuşak bir kıvamda oluyor. İyice yağlanmış fırın kabına döküp eşit şekilde yayılmasını sağlıyoruz. 200 derece fırında 40-45 dk kadar pişiriyoruz.

Fırından çıktıktan sonra yarım saat dinlendirip ondan sonra istediğimiz büyüklükte dilimlere kesiyoruz. Ilık ya da soğuk servis ediyoruz.

Aynı mücver harcını kızartma mücver yaparken de kullanıyorum, bazı ufak tefek farklarla. Yoğurt miktarı daha az oluyor, iki kaşık koyuyorum, zeytinyağı hiç koymuyorum. Kabartma tozu da kullanmıyorum. Mücver harcında oranı her bir kabağa bir yumurta olacak şekilde ayarlıyorum genelde. Beyaz peyniri de her zaman eklemiyorum. Harcı kaşıkla kızgın yağa dökerek önce bir tarafını sonra diğer tarafını çevirerek kızartıyorum.

Bence fırın mücveri bir deneyin derim:-)

Afiyet olsun!