Archive for the ‘sebze yemekleri’ Category

Çıtır kabak kızartma


Bana yazı hatırlatan yemeklerden biridir kabak kızartması. Bol kalorili olsa da yaz boyunca hiç olmazsa bir iki defa yapılır. Yanında sarımsaklı yoğurtla ne güzeldir. Fakat nedense yuvarlak yuvarlak kesilmiş ve kızardıktan sonra  çıtır olmayan yumuşak kabak kızartmasını sevmem hiç. Benim yaptığım bu usulle hem çok kolay hem de çıtır çıtır kabak kızartmaları yapmak mümkün. Son derece kolay, elbette sadece bir sebze kızartmasından bahsediyoruz sonuçta ama dikkat edilecek birkaç püf noktası ile bugüne kadar hiç yemediğiniz bir sebze gibi gelecek size. Çoğunuz böyle yapıyor da olabilirsiniz ama bilmeyenler için ben bir kere daha anlatayım istedim.

Kızartma konusu açılmışken bir de kızartma yağından bahsedelim. Yazılarımda sıkça bahsettiğim gibi benim mutfağımda kullandığım iki yağım var, zeytinyağı ve tereyağı. Gerektiği her her yerde bu iki çeşidi kullanıyorum başka yağ %99 girmiyor mutfağıma. Çok nadiren bazı unlu tariflerde sıvı yağ olarak ayçiçekyağı çok çok nadiren de becel türü yumuşak margarin gerekli oluyor. Onları da zaten kırk yılda bir yapmış oluyorum. Kızartmalar için de farklı değil, onları da zeytinyağı ile yapıyorum ben.

Zeytinyağının kızartma için uygun olmadığı bence tam bir şehir efsanesi. Pahalı olduğu için kullanılmaması anlaşılabilir ama yağ yapısı olarak  sakıncalı değil kızartma için. Araştırdığım kaynaklara göre zeytinyağının yanma derecesi diğer sıvı yağlara göre daha yüksek dolayısıyla kızartma için sızma zeytinyağı bile çok uygun. Zeytinyağı asitlik derecesine göre değişmek üzere 200 derecenin üzerinde bir tütme derecesine sahip. En mükemmel patates kızartması 180 derecede kızardığına göre zeytinyağı patates kızartmak için bile uygun bir yağ. Dolayısıyla maliyetini göz önünde bulundurmazsak rahatlıkla kızartmalarınız için zeytinyağı kullanabilirsiniz. Zaten benim büyüklerim de ben küçükken hep zeytinyağı kullanıyorlardı her türlü yemekte. Sonra bir sürü bitkisel yağ çıktı piyasaya, hafif diye diye ne olduğu belirsiz yağlar kullanıma girdi evlerde. Şükür ki yavaş yavaş aslına geri dönüşler yaşanıyor.

Kabak kızartmasına dönecek olursak bu usulü sevgili kuzenim Lale’nin annesi Leyla yengeden öğrenmiştim çok uzun yıllar önce. Sayesinde hep bu şekilde pişirdim kabaklarımı. Nasıl yapıyorum;

Malzemelerim; 4 kişi için

–          4 iri sakız kabağı (diri ve sert olanları seçin)

–          1 su bardağı un

–          1 su bardağı zeytinyağı

–          Tuz

Kabakları yıkayıp dış kısımlarını incecik kazıyorum. Kabakları uzunlamasına birkaç milim kalınlığında (maksimum 5 mm) dilimliyorum.

Dilimlerin her iki tarafını hafifçe tuzlayarak birkaç dakika dinlenmeye bırakıyorum. Böylece kabaklar tuz sayesinde su salıp nemleniyorlar.

Yayvan bir kaba unu  koyuyoruz . Nemlenmiş kabakları her iki tarafını una buluyoruz ve tek tek bir tepsiye diziyoruz. Unlanmış hali ile de birkaç dakika beklemeye bırakıyoruz.

Bu sırada tavaya yağı koyup ısınmasını sağlıyoruz. Unlanmış kabak dilimleri beklerken tekrar su salıp üzerindeki unu bir nevi bulamaca döndürüyor. Bu haliyle kabak dilimlerini kızgın zeytinyağında iki taraflı altın rengi olana kadar kızartıyoruz. Kabaklar son derece çıtır bir şekilde pişiyor. Kesinlikle yumuşak olmuyor. Hatta tavadan çıktıktan sonra servise kadar da aynı çıtırlığı muhafaza ediyor. Yanında sarımsaklı yoğurtla nefis bir tabak sizi bekliyor. Deneyin derim 🙂 kırk yılda bir bişey olmaz, söz kimseye de söylemem 🙂

Afiyet olsun!

Taze soğanlı kuzu


Girit mutfağı ve kültürü ile kayınvalidem sayesinde tanıştım. Ege yemeklerine yakın, zeytinyağı, otlar ve kuzu eti ağırlıklı bir mutfak bu. Aslında son derece sade ama güzelliği sadeliğinde yemekler. Az ve kaliteli malzeme ile yapılan yemeklerde ürünün kendi doğal lezzetini yakalıyorsunuz.

Bu tarif de onlardan biri. Sadece dört malzeme ile nefis bir lezzet. Bahar mevsimi kuzunun da mevsimi olduğu için sebzelerle çeşitli alternatifleri yapılır bu zamanlarda. Enginarlısı, otlusu, ıspanaklısı, kıvırcık yaprakları ile kapaması, taze patatesle fırında tarçınlısı. Say say bitmez, umarım zamanla hepsini yapıp sizlere sunma imkanım olur. Kuzu yemeyenler için bir şey diyemeyeceğim, bu yemekte maalesef dana eti ile aynı lezzetti yakalamak mümkün değil. Bu son derece basit yemeğin tarifi de çok kolay.

Malzemeler;

–          1 kg kuzu kol (kasabınıza iri 4 yada 5 parça halinde kestirin, kemikli de kalabilir)

–          2 bağ taze soğan (500 gr)

–          1 iri domates (veya 2 küçük)

–          ¼ demet taze nane

–          Zeytinyağı

–          Tuz, karabiber

Taze soğanları ayıklayıp 5 cm uzunluğunda parçalar halinde doğrayın. Domatesi kabuğu ile iri küpler halinde doğrayın. Naneyi saplarından ayıklayın. Düdüklü tencereyi ateşe koyup boş olarak iyice ısınmasını sağlayın. Yeterince ısındığında içine bolca zeytinyağı koyun. Bu yemekte yağ konusunda cimri olun diyemeyeceğim maalesef. Zaten malzeme listemiz son derece kısıtlı, zeytinyağı da baş aktörlerden biri. İri parçalar halindeki etleri tencereye yerleştirin ama karıştırmayın. Birkaç dakika mühürlenmeleri için bekleyin. Zaten et kendi kendini bırakıp yapışmaz olacaktır tencereye. O zaman etleri çevirin ve arka kısımlarının da kızarmasını sağlayın. Bu şekilde et hiç suyunu bırakmayacak ve lezzetini koruyacaktır. Genelde tariflerde hep yazıldığı gibi etleri suyunu bırakıp tekrar çekene kadar kavurun tabiri aslında ete yapılan en büyük yanlışlardan biri. Kızgın tencerede etin suyunu salmasına izin vermeden ilk pişirmeyi yapmak ve ardından ne eklenecekse öyle devam etmek en doğrusu. Böylece etin kendi suyu ve lezzeti içinde kalacak ve et son derece yumuşak pişecektir.

Etler iki taraflı kızardıktan sonra sıcak su ekleyin üstüne çıkana kadar. Kapağını kapatıp pim çıktıktan sonra 30 dk pişirin, ocağı kapatın. Düdüklü tencerede pişirmiyorsanız bu aşamada tencerenin kapağını kapatıp orta ateşte en az bir saat etin pişmesini sağlayın. Düdüklü tencerenin basıncı gittikten sonra kapağı açıp tekrar ateşi yakın. Tencereye ayıklamış olduğunuz taze soğanları ve ardından domatesleri ekleyin. Yemeğin tuzunu ve karabiberini ayarlayın. Soğanlar yumuşayana kadar birlikte pişirin. Sebzeler etle birlikte piştikten sonra naneleri ilave edin ve birkaç dakika daha pişirin.

İşte bu kadar, yemek hazır 🙂 kendi suyu ve sebzesi ile servis edilen pamuk gibi bir kuzu eti sizi bekliyor.

Afiyet olsun!

 

 

Yaprak sarmalı etli enginar dolması


Bu tamamen zorunluluktan şekil değiştirmiş bir yemektir 🙂  böylece lezzetli ve kolay bir çeşit oluştu.

Enginar mevsiminde annemin yaptığı gibi bir enginar dolması yapmasam olmazdı elbette ama gel de bul İstanbul’da dolma yapılabilecek enginarı. Mevsim ilerlediği için artık yeterince körpe enginar bulmak mümkün değil tezgahlarda. Neredeyse çanak enginarlar bile kılçıklanmaya başladı. Dolma yapmak içim bulabildiğim en taze enginarların iç yaprakları istediğim kadar yumuşak çıkmayınca mecburen tarifi çanak enginar ile uygulamaya karar verdim. Göbeklerine doldurduğum iç dağılmasın diye de taze asma yaprakları ile sardım enginarları. Böylece farklı lezzette ve görünümde bir yemek kazandım. Yanlarına da kalan içten yaprak sarmaları yapıp ilave edince nefis oldu.

İzmir’in ve Ege bölgesinin enginar dolması meşhurdur. Hem zeytinyağlısı hem de kıymalısı yapılır.  O körpecik bütün enginarların tüm yapraklarının arası dolma içiyle doldurulur. Dolma harcında aslen domates kullanılmaz etli bile olsa. Sadece enginarın, etin ve taze otların tadı alınsın istenir. Saf zeytinyağı ile pişmiş enginarlar lokum gibidir. En dış yapraklarını emerek sıyırırız yerken ama iç yapraklar artık tamamen yenilecek haldedir. Hele tabağınızdaki yemeğin sonuna doğru yaklaştığınızda en mükemmel yeri enginarın kalbi sizi bekler ödül gibi.

Bu kadar methiyeler düzdüğüm yemeği bu defa gerçekleştiremedim ama yeni versiyonu da son derece hoş oldu. Tarifi kısaca anlatacak olursam;

Malzemeler: 4 kişi için

–          300 gr dolmalık kıyma

–          2 adet kuru soğan

–          2 çay bardağı pirinç

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          ¼ demet nane

–          Tuz, karabiber

–         1 çay bardağı zeytinyağı

–          250 gr taze yaprak

–          4 adet ayıklanmış çanak enginar

Taze yaprakları yıkayıp üzerine kaynar su döküp 5 dk  beklettim, yumuşayınca süzdüm. Dolma içi için soğanları, taze otları ayıkladım. Hepsini robota koyup ince kıydım. Kıyılmış soğan ve otları, yıkanmış pirinci, tuzu, karabiberi ve yarım çay bardağı kadar zeytinyağını birlikte harmanladım. Enginar çanaklarının içlerini tepeleme dolma harcı ile doldurdum. Büyük asma yapraklarından birkaç tanesini kullanarak enginarların her tarafını sardım. Enginarları pişireceğim tencerenin ortasına yerleştirdim. Kalan yaprakları kalan dolma harcı ile ufak sarmalar şeklinde sardım. Sarmaları enginarların etrafına yerleştirdim. Üzerlerine yarım çay bardağı zeytinyağı gezdirdim. Sarmaların hizasına gelene kadar su ekledim. Sarmaların ve enginarların üstüne bir tabak kapattım tencerenin kapağını da kapattıktan sonra ocağa koydum. Orta ateşte 40-45 dk pişirdim. Hafif ılındıktan sonra servis yaptım. Enginar sarmaları kesildiğinde çok hoş bir sunum sağladı.

Afiyet olsun!

 

 

Erikli taze yaprak sarma


Bahar geldi, yaz geliyor, üzüm bağları filiz verdi, tazecik yapraklarını sunmaya başladı. Asmaların üzeri tam da adına yakışır şekilde filizi yeşil kaplı. Çocukken anneannemin bağlarında dolaşır, yeni çıkmış filizleri uçlarından koparır yerdim. Mayhoş kendine has bir tadı vardı. Bunun gibi başka tatlar da kalmış aklımda, mesela taze nohut yerdik biz çocuklar. Mevsimi gelince taze nohut dallarını satanlar dolaşırdı sokaklarında kasabanın. Bir dalı elimize alır yuvalarında henüz tam olgunlaşmamış nohutları çıkarır yerdik. Ya anneannemin üzümler olgunlaşmadan koruklarla yaptığı koruk şurubu ve erik suları unutulur mu? Ne hoş alışkanlıklar varmış 🙂

Uzun lafın kısası tazecik yapraklar çıkınca onlardan sarma yapmamak olmazdı elbette. Anneannemin bağından gelenler kadar güzel olmasa da pazardan aldıklarım da iyiydi. Bütün kış gerektiği yerde salamura yaprakları da kullanıyoruz yemeklerimizde ama taze yaprağın lezzeti bambaşka.

Klasik usulde zeytinyağlı sarma içini çok güzel hazırlarım ayıptır söylemesi. Baharatıyla, fıstığı, üzümüyle hakkını vererek yaparım ve çok beğenilir. Ama bu mevsimde bence taze yapraklarla İzmir usulü veya Ege usulü mü demeli yalancı dolma dedikleri iç, annemin hep yaptığı gibi daha güzel oluyor. Taze otlarla lezzetlendirilmiş, karabiberden başka baharatı olmayan kavrulmamış soğan ve pirincin birleşimi yaprakların doğal mayhoşluğu ve eriklerin ekşisi ile birleşince bence mükemmel.

Tarifi ölçülerle anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Herkes kendi yaprak miktarına göre ayarlayabilir bunları sanırım. Yine de kendi yaptığım ölçüleri vereyim dilerseniz, biliyorsunuz benim miktarlarım hep az oluyor.

Malzemeler:

–          250 gr taze yaprak

–          2 su bardağı pirinç

–          2 orta boy kuru soğan  (bir soğan + 5 dal taze soğan kullanılabilir. Bende kalmadığı için kullanamadım)

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          ¼ demet taze nane

–          1 çay kaşığı karabiber

–          1 tatlı kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı şeker

–          Bir  kase yeşil erik

–          Sızma zeytinyağı

Yaprakları yıkadım, üzerine kaynar su dökerek bir kap içinde 5 dk beklettim. Yapraklar yumuşayınca sudan çıkarıp süzülmeye bıraktım. Pirinci yıkadım bir kaba aldım. Soğanı, dereotu, maydanoz ve naneyi çok ince kıydım, pirinçlere karıştırdım. Tuzunu, şekerini ve karabiberini ilave ettim. Yarım çay bardağı kadar zeytinyağını da harca döküp karıştırdım. Yaprakların ve eriklerin ekşisini düşündüğüm için harca limon suyu eklemedim. Yumuşamış yaprakları sarma harcı ile tek tek sardım. Tencerenin dibine yaprakların saplarını ve kötü yaprakları koydum. Aralarına erikler serpiştirerek sarmaları yerleştirdim. Sarmaların üzerine biraz daha zeytinyağı gezdirdim. Sarmaların hizasına gelecek kadar su ekleyip üzerine bir tabağı kapattım. Tencere kapağını da kapattıktan sonra orta ateşte pişmeye koydum. Yaklaşık 30-40 dk sonra pişmişti. Ilındıktan sonra servis yaptım.

Siz de baharı sofranızda yaşatmak isterseniz deneyin derim. Sarmaları annem gibi muntazam saramasam da bu lezzetten mahrum kalmamak için buna aldırmıyorum doğrusu 🙂

Afiyet olsun!

Bunlar arkadaşımın bahçeden toplayıp getirdiği çiçekler, o kadar güzellerdi ki paylaşmak istedim 🙂 kokuları hala başımı döndürüyor.

Bunlar da oğlumun dershane dönüşü aldığı anneler günü karanfilleri, bugüne kadar aldığım en güzel karanfillerdi 🙂

Bu arada bir şey hatırlatmak istiyorum izninizle; eğer sayfamın sağ alt köşesinde çıkan “takip et” butonunu veya yan menüdeki “takip et” yazısını tıklarsanız  grubumuza dahil olabilirsiniz. Böylece yeni yazılardan öncelikle haberdar olabilirsiniz. Sizleri aramızda görmekten çok mutlu olurum 🙂

sevgilerimle

Taze bakla favalı enginar


Uzun bir aradan sonra enginar tariflerine geri döndük. Arada hep pişirdim enginar ama farklı tarifler yoktu. Baharın bir diğer güzel ve kısa süreli sebzelerinden biri de taze iç bakla. Enginara da çok yakışıyor. Kuru bakla ile yaz ve kış sık sık yaptığımız fava bu defa taze iç baklalarla yapıldı ve enginar çanaklarının içinde sunuldu. Sızma zeytinyağı, fava ve enginar bol fesleğen ve dereotuyla hımmm yeme de yanında yat oldu doğrusu.

Tarif çok basit, lezzet de bu az malzeme ve basitlikte sanırım. Ben dört kişi için;

– 4 çanak enginar

– 500 gr iç bakla

– 1 ufak soğan

– dereotu, fesleğen

– tuz, şeker

– sızma zeytinyağı kullandım.

Önce iç baklaları üzerine sıcak su dökerek bir süre beklettim. Böylece dış kabukları kolayca soyuldu. Soyulmuş iç baklaları ince doğranmış soğan, zeytinyağı, üzerini kaplayacak kadar su, tuz ve bir tatlı kaşığı şeker ile düdüklü tencereye koydum. 10 dk pişirdim. Açtığımda baklalar yumuşacıktı ve suyunu çekmişti. İçine kıyılmış dereotu ve fesleğen koyarak çatalla ezip püre haline getirdim. Kıvamını yumuşatmak için biraz daha zeytinyağı ekledim. Diğer yanda su, tuz, bir tutam şeker ve zeytinyağı ile enginarları pişirdim. Servis tabağına aldım, içlerini bakla ezmesi ile doldurdum. Tencerede yağına kalan enginarların sosunu üzerlerine gezdirdim. Taze fesleğen yaprakları ile servis ettim.

Bir davet sofrası için de hoş bir enginar yemeği bence. Denemenizi tavsiye ederim.

Afiyet olsun!

Güveçte orman kebabı


Orman kebabı çok sık yapılan bildiğimiz bir tarif, kolay da. Elimizin altında bezelye olduğunda aklımıza ilk gelen yemeklerdendir. Eti ve sebzesiyle besleyici ve lezzetli bir bileşim bence. Bu defa farklılık olsun, fırında biraz daha lezzet kazansın diye güveçte hazırladım. Üzerine de hem yemek çok kuruyup suyunu kaybetmesin hem de lezzetli bir hamurla şık bir sunum olsun diye kapak yaptım. Amerikalıların meşhur “chicken pot pie” benzeri bir yemek oldu.

Orman kebabını nasıl hazırladığımdan bahsedeyim kısaca. Kullandığım malzemeler 6 kişi için;

–          500 gr ayıklanmış iç bezelye

–          500 gr kuşbaşı kuzu eti

–          2 havuç

–          2 patates

–          2 orta boy kuru soğan

–          1 yemek kaşığı domates salçası

–          Zeytinyağı

–          Tuz, karabiber, kekik

–          6 kare milföy hamuru

–          Yumurta sarısı hamurun üstüne sürmek için

Önce kuzu etlerini pişirdim. Bunun için düdüklü tencereyi önce boş olarak kızdırdım. Yeterince ısındığından emin olunca zeytinyağı koydum. Etleri ilave ettim birkaç dakika hiç karıştırmadım. Daha sonra karıştırarak etlerin harlı ateşte suyunu bırakmadan kavrulmasını sağladım. Birkaç dakika daha kavrulduktan sonra etleri kaplayacak kadar sıcak suyunu ekledim. Kapağını kapattım, pim çıktıktan sonra 15 dk pişirdim. Diğer yanda soğanı yemeklik doğradım. Patates ve havucu küçük küpler halinde doğradım. Bir çelik tencereye zeytinyağı ve soğanları koydum. Bir çimdik tuz ilavesiyle soğanları pişirmeye başladım. Soğanları yanmadan şeffaflaşana kadar pişirdim. Havuçları ilave ederek kavurmaya devam ettim. Ardından patatesleri ekledim pişirmeye devam ettim. Sebzeler sotelenince bir kaşık salçayı ekleyip salçanın da kavrulmasını sağladım. Bezelyeleri tencereye ilave ettim ardından düdüklüde pişmiş etleri suyuyla birlikte ekledim. Tuzunu, karabiberini ve kekiği ilave ettim. Bence orman kebabının olmazsa olmaz baharatı kekik, büyük bir lezzet katıyor yemeğe. Tüm malzemeleri sebzeler pişene kadar kısık ateşte pişirdim. Yemek fazla suyunu çektikten sonra güveçlere paylaştırdım. Milföy hamurları hafif donukluğunu kaybettikten sonra yuvarlak kalıplar halinde kestim. Güveçlerin üzerine kapak yaptım. Artan hamurlarla üzerine süs yaptım. Bir yumurta sarısını biraz zeytinyağı ile karıştırdıktan sonra hamurların üzerine fırça ile sürdüm. 200 derece fırında hamurlar pişip üzeri kızarana kadar 30 dk kadar pişirdim. Fırını kapattıktan sonra bir süre fırında güveçleri kendi sıcaklığı ile dinlendirip sonra servis yaptım.

Sıradan bir tencere yemeğini bu sunumla belki bir aile daveti yemeğinde menüye koymak güzel olabilir değil mi?

Afiyet olsun!

Kabak mücver fırında


 

Taptaze sert kabaklarla, bol dereotlu, taze soğanlı mücver her zaman çok sevilir bizim evde. Ama ne de olsa kızartılan bir mücver bol sebzesine rağmen bol da kalori içeriyor. Çok lezzetli olsa da her zaman yapmıyorum. Bunun yerine aynı malzemeyi bir fırın tepsisine döküp fırında pişirmeyi tercih ediyorum. Böylece daha hafif, daha sağlıklı, daha besleyici bir mücver oluyor. Kızartılanın yeri başka olsa da bu şekli de oldukça lezzetli ve aslını aratmıyor.

Peki nasıl yapıyorum;

Malzemeler;

–          4 büyük boy kabak

–          4 yumurta

–          1 su bardağı yoğurt (200 ml’lik bardak)

–          ½ su bardağı zeytinyağı

–          2 su bardağı un

–          6 sap taze soğan

–          ¼ demet dereotu

–          ¼ demet maydanoz

–          1 tatlı kaşığı kuru nane (elimin altında tazesi yoktu, varsa siz tazesini tercih edin derim)

–          1 paket kabartma tozu

–          1 tatlı kaşığı tuz

–          1 tatlı kaşığı çekilmiş karabiber

–          150 gr beyaz peynir

Kabakları temizleyip kabuğunu ince kazıyoruz. İri rende ile rendeliyoruz. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince ince kıyıyoruz. Büyük bir kap içinde rende kabakları, kıyılmış yeşillikleri, yumurtaları, zeytinyağını, yoğurdu, kuru naneyi karıştırıyoruz. İki bardak unu kabartma tozu ile birlikte yavaş yavaş ilave ederek yediriyoruz. Tuzunu karabiberini ekliyoruz. Kırıklanmış veya rendelenmiş beyaz peyniri de ekleyip harcı tamamlıyoruz. Harcımız kek hamurundan daha yumuşak bir kıvamda oluyor. İyice yağlanmış fırın kabına döküp eşit şekilde yayılmasını sağlıyoruz. 200 derece fırında 40-45 dk kadar pişiriyoruz.

Fırından çıktıktan sonra yarım saat dinlendirip ondan sonra istediğimiz büyüklükte dilimlere kesiyoruz. Ilık ya da soğuk servis ediyoruz.

Aynı mücver harcını kızartma mücver yaparken de kullanıyorum, bazı ufak tefek farklarla. Yoğurt miktarı daha az oluyor, iki kaşık koyuyorum, zeytinyağı hiç koymuyorum. Kabartma tozu da kullanmıyorum. Mücver harcında oranı her bir kabağa bir yumurta olacak şekilde ayarlıyorum genelde. Beyaz peyniri de her zaman eklemiyorum. Harcı kaşıkla kızgın yağa dökerek önce bir tarafını sonra diğer tarafını çevirerek kızartıyorum.

Bence fırın mücveri bir deneyin derim:-)

Afiyet olsun!

Enginar güzellemelerine devam: İç baklalı enginar


Yine mi enginar demeyin ne olur, Emre dedi de:)))) Oysa sadece haftada bir yapıyorum bu aralar. Faydasını düşününce her gün yemek lazım aslında. Şaka bir yana sonradan hepsi afiyetle beğenerek yediler elbette. Zaten beğenmeseler olay çıkardı, verdiğim emeği düşününce:)))) Taze iç baklaların üstündeki ince kabuğu tek tek soydum iç kısmına zarar vermemeye çalışarak. Ota, sebzeye bayıldığım için bana göre  leziz bir yemek çıktı ortaya. Kullandığım malzemelere gelince;

– 500 gr taze iç bakla

– 4 adet ayıklanmış çanak enginar

– 1 orta boy kuru soğan

– 3 dal taze soğan

– 5-6 dal dereotu

– 1/2 çay bardağı sızma zeytinyağı

– tuz

– 1 tatlı kaşığı şeker

Nasıl yaptım;

Öncelikle daha önce söylediğim gibi pazardan aldığım taze iç baklaların kabuklarını tek tek soydum bir gece önce tv seyrederken. Yemeği hazırlamaya başlarken kuru soğanı çok ince yemeklik doğradım. Yayvan bir tencereye soğanı ve zeytinyağını koydum. Az tuz ilavesi ile orta ateşte pişirmeye başladım. Soğanları rengi dönmeden ama iyice yumuşayana kadar pişirdim. Soğanlar olduğunda bir bardak kadar sıcak suyu ilave ettim göz kararı. Kaynayan yemek suyuna enginarları ve iç baklaları ekledim. Tuzunu kontrol ettim, şekerini ilave ettim. Altını kısıp, kapağını kapattım. 15-20 dk pişmeye bıraktım. Arada bıçakla enginarları kontrol ettim. Bıçak rahatça girip çıktığında enginarlar tamamdır. Zaten bu arada iç baklalar fazlasıyla pişmişti ama biçimini kaybetmemişti. Eğer daha diri olmalarını arzu ediyorsak enginarları önce koyup bir 5 dk geçtikten sonra baklaları koyabiliriz.  Yemek tamam olduğunda ince kıyılmış taze soğanları ve dereotlarını ekledim, karıştırdım. Ateşi kapattım, yemeği dinlenmeye bıraktım. Servis yaparken üzerine hafifçe sızma zeytinyağı gezdirdim, kıyılmış dereotu serptim. Nefis oldu:) Umarım siz de denersiniz.

Afiyet olsun!

Kırmızı Meksika Fasulyesi Salatası


 

Bugün kendim için besleyici ama hafif bişeyler yapmak istedim. Dün başka bir yemek için haşladığım kırmızı fasulyeler vardı. Bir kaç defa başka yerde yediğim salatayı ben de denemek istedim. Buzdolabında bulunan bazı eklemelerle bu salata çıktı ortaya. İçine koyduklarım;

– 1 kase haşlanmış kırmızı meksika fasulyesi

– 2 adet kırmızı biber

– yarım kase soya filizi

– yarım kase haşlanmış mısır

– 6 adet kornişon turşu

– 10-15 adet çekirdeği çıkmış yeşil veya siyah zeytin

– 2 sap taze soğan

– 3-4 sap dereotu

Kırmızı biberi ve soya filizlerini az suyla haşladım. Kırmızı biberleri ufak ufak doğradım. Kornişon turşuları tavla zarı büyüklüğünde doğradım. Taze soğanları ve dereotlarını kıydım. Tüm malzemeleri bir kasede harmanladım. Zetinyağı, 1/2 limon suyu ve nar ekşisiyle tatlandırdım. Umarım benim kadar beğenirsiniz.

 

Kuzu Etli Enginar


Enginarı zaten çok severdim ama klasik birkaç tariften de dışarı pek çıkmazdım doğrusu. Bu yıl Şemsa hanım benim için çok ilham verici oldu. Sadece enginar değil tüm tarifleri o güzel anlatımıyla bana yol gösteriyor.  Her tarifini bir an önce yapmak, mutfağımdakilere tattırmak isteği duyuyorum.

Enginarlara gelince sevgili Ezgi’nin Ayna’da yaptığı gibi 40 gün 40 enginar yapamayacak olsam da bu bahar mümkün olduğu kadar çok çeşidini denemek istiyorum. Bugünkü yemeğimiz kuzu etli, sultani bezelyeli enginar. Kendi eski tatlarımızı ve yeni öğrendiklerimi birleştirdiğim güzel bir tarif oldu. Tüm ev halkı afiyetle yedi. Denemek isterseniz eğer;

4 kişi için malzemelerim;

–          400 gr kuzu eti  (yemeklik kuşbaşı da olabilir, kemikli et de olabilir)

–          4 adet çanak enginar

–          250 gr sultani bezelye

–          1 adet kuru soğan

–          15 adet arpacık soğanı

–          2 sap taze soğan

–          ¼ demet dereotu

–          10-12 Fesleğen yaprağı

–          ½ limon suyu

–          Tuz, taze çekilmiş karabiber

–          1 çay bardağı sızma zeytinyağı

Nasıl yaptım;

Önce düdüklü tenceremi ocağa koydum, ısınmasını sağladım. Zeytinyağını koyup ardından etleri ekledim. Kızgın tencerede etler bir müddet kendi halinde piştikten sonra ince doğranmış kuru soğanı ekledim. Limon kabuğu rendesi ve fesleğenlerin yarısını kıyıp etlere ilave ettim. Bir müddet etler soğanlarla kavrulduktan sonra sıcak su koyup düdüklüyü kapattım. Buhar çıktıktan sonra 15 dk pişirdim. O arada sultani bezelyeleri, arpacık soğanlarını ve taze soğanı ayıkladım. Düdüklüyü açıp arpacık soğanları ilave ettim. Tuz ve karabiberini ekledim. 5 dk kadar soğanlarla pişmeye devam ettiler (buradan itibaren normal kapakla pişirdim, düdüklü olarak devam etmedim) Ardından enginarları ekledim. Enginarlar hafifçe yumuşayana kadar birlikte piştiler. Bıçakla enginarları kontrol edip pişmeye yakın olduğunu görünce sultani bezelyeleri ekledim. Onlar da yumuşayınca limon suyunu ekleyip ateşi kapattım. Kıyılmış dereotu ve taze soğanı koyup karıştırdım, kapalı kapakla dinlenmeye bıraktım.  Servis ederken üzerine biraz daha sızma zeytinyağı gezdirdim, kıyılmış dereotu ve fesleğen serptim.

Umarım sizler de bizim kadar seversiniz, afiyet olsun!