Archive for the ‘sebze yemekleri’ Category

Mini köfteli kök ıspanak


köfteli ıspanak yemeği

 

Hep hamur işleri, tatlılar, ağır yemekler yapmıyorum elbette mutfağımda. Gündelik hayatımızda bolca sebze yemeği yer alıyor masamızda. Ispanak da en sevdiğimiz sebzelerden biri. Klasik kıymalı pirinçli ıspanak yemeğine değişik bir alternatif olarak mini köftelisini yaptım geçenlerde. Tarif basit;

Malzemeler:

– 1 demet ayıklanmış ıspanak, daha çok kök kısımları ve ufak yapraklar

– 300 gr dana kıyma

– 2 yemek kaşığı pirinç

– 1 büyük soğan

– 1 havuç

– 1 adet kırmızı biber

– 1 tatlı kaşığı salça (ben domates- biber karışık kullandım)

– bir kaç kaşık zeytinyağı

– tuz, karabiber

– yarım limon suyu

Soğanın yarısını rendeleyin. Kıyma, pirinç, soğan rendesi, tuz ve karabiber ilavesiyle köfteyi yoğurun. Harçtan minik köfteler yuvarlayın. Bir tavayı ocakta ısıtın, içine bir yemek kaşığı zeytinyağı koyun. Mini köfteleri tavaya atıp, sallayarak hafifçe kızartın. Kızarmış köfteleri tavadan alıp bir tabağa koyun. Kalan yarım soğanı yemeklik ince doğrayın. Havucu ayıklayıp ince ince halka dilimleyin. Kırmızı biberi ayıklayıp doğrayın. Bir tencereye biraz zeytinyağı koyup ısıtın. Soğanı ekleyip yakmadan kavurun. Ardından havuçları koyup sotelemeye devam edin. Sonra biberleri ekleyin, bir kaç dakika daha pişirdikten sonra bir tatlı kaşığı salçayı ilave edip kokusu çıkana kadar kavurun. Ispanakları da tencereye ekleyin. Ispanaklar söndükten sonra mini köfteleri tencereye ilave edin. Az sıcak su ekleyip tencerenin kapağını kapatın. Orta ateşte 15-20 dk pişirin. Yemek piştikten sonra yarım limonun suyunu yemeğe ilave edin. Biraz dinlendirdikten sonra servis yapın.

köfteli ıspanak

Bol sebzeli, eti, karbonhidratı bir arada az yağlı çok sağlıklı bir yemek sizi bekliyor.

Afiyet olsun !

Çırpma


çıprma 2

Bazı yemekler anılarla ilişkilidir, size çocukluğunuzu anımsatan, o günleri canlandıran. Bu basit ama çok lezzetli börek, mücver benzeri yemek de öyle benim için. Rahmetli babaannemi kaybedeli bir yıl oldu, ne çabuk geçmiş zaman. Çırpma onunla özdeşleşmiş benim zihnimde. Oysa çok uzun zamandır yapmamıştı, onun elinden yememiştik. Ama çocukluk anılarımda mutfakta bu karışımı hazırlarkenki hali aklımda hep nedense bir de baklava yaparkenki hali bayram arifelerinde.  Şimdi düşünüyorum da demek o zamanlar da ilgiliymişim mutfakla bu sahneler kaldığına göre hep aklımda. Kendi elimle hiç yapmamış olsam da baklavanın nasıl yapıldığı, aralara neler serpildiği, yağının sıcaklığı veya tarhana yaparkenki aşamalar bir bir aklımda kalmış.

Çıprmayı hem o tadı özlediğim için hem de babaannemi anmak için yapmak istedim hatırladığım kadarıyla. İyi ki de yapmışım, ruhu şad olsun.

Pırasalı lezzetleri seviyorsanız bunu da seveceksiniz demektir. Pırasa sadece zeytinyağlı yada kıymalı bir tencere yemeği olarak kalmamalı bence. Özellikle börek veya tart, kiş benzeri hamurişi versiyonları çok lezzetli.  Çok kolay bir tarif çırpma, birlikte yapalım:

Malzemeler:

– 500 gr pırasa

– 150 gr rendelenmiş peynir (beyaz peynir veya eski kaşar olabilir, ne arzu ediyorsanız onu kullanın, ben lor, beyaz peynir ve izmir tulumu karışımı kullandım)

– 3 yemek kaşığı zeytinyağı

– tuz, karabiber

– 1,5 su bardağı mısır unu

– 1 su bardağı su

– 50 gr tereyağı

çırpma hazırlık

Pırasayı ayıklayıp yıkadıktan sonra ince ince kıyın. Bir tavada zeytinyağı ile hafif soteleyin. Tuzunu, karabiberini ekleyin, soğuması için kenara alın. Diğer tarafta mısır ununu su ile boza kıvamında bir bulamaç haline gelecek şekilde karın. Su miktarını gözlemleyerek ayarlayabilirsiniz. Elinizdeki mısır unu cinsine göre su miktarı değişiklik gösterebilir. Kıvamı sulu bir kek hamuru veya boza kıvamında olmalıdır. Bulamacın içine sotelenmiş pırasaları ve peyniri ekleyin, iyice karıştırın.

tepside

Fırın tepsisinin içini tereyağı ile kalın bir tabaka halinde yağlayın. İyi pişmesi, lezzeti ve tepsiden kolayca çıkabilmesi için bu aşama çok önemli. Pırasalı karışımı tepsiye dökün, eşit kalınlıkta yayın. Malzemenin tepsideki kalınlığı bir santim kadar olmalıdır. Kalan tereyağını ufak parçalar halinde pırasaların üzerine koyun. 200 derece fırında üzeri iyice kızarana kadar 30- 40 dk pişirin. Dilimlerek servis yapın.

çırpma

İster çay saatlerinizde değişik bir tuzlu olarak isterseniz akşam yemeklerinizde değişik bir mücver alternatifi olarak sofranızda yer verin derim. Mısır unu ve pırasa bileşimi hoş bir alternatif olarak sizin için.

Afiyet olsun!

Karışık yaz dolması


Türk mutfağında dolmaların yeri çok ayrıdır değil mi? Her mevsim pek çok sebzenin dolması, sarması yapılır, zevkle yenir. Zeytinyağlısı, etlisi, pirinçlisi, bulgurlusu derken çeşitleri saymakla bitmez. Tarif deseniz her ev hanımı gözü kapalı yapmasını bilir. Her birinin kendine göre içine koyduğu lezzet vericiler farklı olsa da, her yöreye göre az çok farklılıklar gösterse de temelde tarif benzerdir.

Bizim evde de çok sevilir dolmalar. Zeytinyağlıları çok sevilir  ama etli dolmalar da sebzesi, eti, karbonhidratı bir arada yanında yoğurduyla tam bir öğün oluşturan terkibi nedeniyle tercih sebebi oluyor gündelik mutfağımızda. Yaz dolmalarını karışık sebzelerden yapmayı seviyorum, bir de fırında pişirmeyi. Fırında ağır ağır demlenerek pişen çeşit çeşit sebzelerin lezzeti sanki katlanıyor bana göre.

Tarif herkesçe malum olsa da mutfağa yeni giren gençler için yazmak istiyorum dikkat gerektiren noktalarıyla birlikte.

Malzemeler :

–          2 adet dolmalık patlıcan

–          2 adet dolmalık kabak

–          4 adet dolmalık biberi

–          4 adet kırmızı biber

İçi için:

–          400 gr dolmalık çekilmiş orta yağlı kıyma

–          16 yemek kaşığı pirinç (doldurulacak sebze adedi kadar kaşık pirinç)

–          2 adet orta boy soğan

–          1 demet maydanoz

–          4 adet olgun domates rendelenmiş

–          1 yemek kaşığı biber salçası

–          1 tatlı kaşığı kuru nane

–          Karabiber, tuz

–          Zeytinyağı

Dolma için ayırdığımız sebzeleri yıkayıp ayıklayın. Biberlerin üstünü kesip kapak yapın, çekirdeklerini çıkarın. Kabakların üstünü ince kazıyın, ortadan ikiye ayırın, dört parça kabağı dolmalık oyun. Patlıcanları ortadan ikiye kesin, dört parça patlıcanı dolmalık oyun. Kabakların ve patlıcanların içini hafif tuz ve karabiber ile ovun. Böylece sebzeleriniz pişerken daha lezzetli olacaktır.

Dolma harcı için iki adet soğanı rendeleyin veya çok ince olarak yemeklik doğrayın. Pirinci ayıklayıp iyice yıkayın. Bir demet maydanozu ayıklayıp, yıkayın, ince kıyın. Domatesleri rendeleyin. Bir karıştırma kabında kıymayı soğan, maydanoz, pirinç, rende domateslerin üçte ikisi, bir yemek kaşığı biber salçası, kuru nane, tuz, karabiber ile karıştırın. Biraz zeytinyağı ve az su ilavesi ile iyice yoğurun.

Dolmalık sebzeleri harç ile doldurup pişireceğiniz tencereye dizin.( Ben pişirmeye fırında devam edeceğim için hem ocakta hem fırında kullanılabilecek yayvan döküm bir tencere tercih ettim.)

Kalan domates rendesine 2 bardak su, yarım bardak zeytinyağı, tuz ve karabiber ekleyin, karıştırın ve dolmaların üzerine dökün. Dolma tenceresini önce ocakta suyu kaynayıp dolmalar hafiften yumuşayana kadar pişirin. Daha sonra tencereyi ocaktan alıp 200 derece fırına sürün. Yaklaşık 50 dakika kadar dolmalar iyice pişip, üzeri hafifçe kızarana kadar fırınlayın.

Fırından aldıktan sonra yarım saat kadar dinlendirip yanında yoğurtla servis yapın.

Afiyet olsun!

Pirinçli domates yemeği


Bazı yemekler kesinlikle anılarla ilişkilidir. Ne zaman o tadı alsanız bir anda geçmişe, birlikte o yemeği paylaştığınız anlara gidersiniz. Bu da onlardan biri benim için. Son derece sade ve kolay tarifine rağmen müthiş lezzetli bu yemek  anneannem, teyzem, annem ve benim üç nesil bir arada yediğimiz öğle yemeklerini hatırlatır sıcak İzmir günlerinde.

Aradaki büyük mesafelerin kısa süreliğine yok edildiği nadir ziyaretlerde paylaştığımız menünün temel taşlarından biridir benim isteğim üzerine. Asıl başköşe elbette anneannemin domates soslu köfteli patlıcan kızartmasınındır, bir diğeri de bol ekşili uzun bamya teyzemin yaptığı.Şimdilerde bu tatları özledikçe kendim yapıyorum onlardan öğrendiğim şekilde.

Pirinçli domates, domates yemeği veya kimi zaman tarifte ufak farklarla domates bastı yada balık uçtu isimleri alan bir Ege yemeği bu basit ama lezzetli yemek. Deniz Alphan’ın Dina’nın Mutfağı kitabında bahsettiği gibi  Türk Seferad yemekleri kültüründe de yer alan bir tarif. Yüzyıllarca aynı coğrafyaları paylaşan kültürlerin yemeklerini de paylaşmış olmaları şaşırtıcı değil.

Çocukluğumda henüz domatesler hala domates tadındayken yaz aylarında pratik hemencecik yapılıveren, yemeğiniz yoksa yarım saatte sofraya gelen bir yemekti. Domateslerin en bol ve lezzetli olduğu aylarda ana malzemesinin lezzeti yemeğin güzelliğini sağlıyor. Yoksa henüz domatesler güneşte iyice kızarmamışken veya turfanda sera domatesleriyle hiç denemeyin bile bence. Benim için ikinci lezzet veren faktör içine koyduğumuz acı yeşil biberler. Yemek piştikten sonra yarım saat dinlendirip, hala ılıkken üzerine kıyılmış maydanoz veya en son denediğim gibi fesleğen koyarak yemeniz lezzetini daha çok almanızı sağlar.

Basit bir yemek olmasına rağmen yine de dikkat edilecek noktalar var lezzeti daha yukarıya taşımak için;

Malzemeler:

– 4 iri olgun domates

– 1 büyük kuru soğan

– 3 çarliston biber

– 3 ince acı biber

– 1 kahve fincanı pirinç

– 1 kahve fincanı sızma zeytinyağı

– taze fesleğen

– tuz

Bir yemeklik soğanı ince doğrayın. Zeytinyağı ile birlikte tencereye alıp orta ateşte bir fiske tuz ile kavurmaya başlayın. Soğanları yakmadan şeffaflaşıp yumuşayana kadar pişirin. Biberlerin çekirdeklerini çıkarıp çok ince olmamak üzere doğrayın. Soğanlara ilave edip pişirmeye devam edin. Domatesleri ister kabuklarını soyup tavla zarı şeklinde doğrayın ister rendeleyin. Doğradığınız domatesleri tencereye ekleyip ateşi kuvvetlendirin. Domatesler suyunu salıp sonra yağına kalana kadar kontrollü olarak pişirin. Domatesler suyunu çektikten sonra (domatesleri iyice suyunu çekene kadar pişirmek bence önemli, böylece domates lezzetini daha çok çıkaracaktır.) yıkanmış pirinçleri ve 1 büyük su bardağı sıcak suyu ilave edin. Pirinçler pişip yemek suyunun büyük bir kısmını çekene kadar pişirin. Kalan su ne çorba ne de lapa pilav kıvamında olmalıdır, buna göre yemeğin suyunu kontrol edip pirinçler çok su çektiyse su ilave etmek gerekir. Yemek dinlenme aşamasında da su çekmeye devam edeceği için bir miktar sulu bırakmayı ihmal etmeyin. Yemeğin tuzunu kontrol edin, gerekiyorsa ilave edin. Tencereyi ocaktan alın, bir avuç fesleğeni kıyıp yemeğe ilave edin ve dinlenmeye bırakın.

Canınızın ağır yemekler çekmeği bu sıcak yaz günlerinde yarım saatinizi verip deneyin derim, pişman olmazsınız. Bu çok kolay yemeğin asıl numarasının malzemesinin kalitesinde olduğunu unutmadan olgun lezzetli domatesler, kaliteli bir zeytinyağı ve biraz emekle nefis bir öğün çıkaracaksınız emin olun. Annemin yaptığı şeklinde maydonozla aroması verilen bu yemeğe ben fesleğen kullanarak farklı bir tad kattım ve çok beğendim. Siz hangisini isterseniz kullanabilirsiniz.

Afiyet olsun!

Değişik kabak musakka


Kabaklı sebze yemeklerini seviyoruz. Yazın musakka da çok sevdiğimiz yemeklerden biriydi hep. Dili geçmiş zaman kullanıyorum çünkü kızartılarak yapılan patlıcanlı musakka artık yağ kontenjanı nedeniyle listeden çıkmış durumda malesef. Tadı hep damağımızda kalsa da senede birden fazla yapmıyorum neredeyse.

Bu kabaklı versiyon musakkayı ise hiç kızartmadan fırında yaptım. Üzerine de Yunanlıların patlıcan musakka üzerine yaptıkları gibi koyu bir beşamel sos ekledim. Adına ister musakka deyin ister hamursuz kabak lazanya tadı müthiş oldu. Fırından çıkar çıkmaz sofrada beni bekleyen ahali nedeniyle çok sıcak halde servis tabağına alıp resimlediğim yemek biraz dağınık gözüktü kusura bakmayın. Eğer siz bir yarım saat dinlendirmeyi başarabilirseniz servis yapmadan önce, daha düzgün bir görünümü olacaktır tabakta.

Ölçü vermek çok da gerekli değil belki bu yemekte, siz malzemenize göre ayarlarsınız ama yine de ben bu defa kullandığım miktarları vereyim.

Malzemeler :

– 4 adet taze diri kabak

– 250 gr yağsız dana kıyması

– 1 orta boy kuru soğan

– 2 diş sarımsak

– 2 adet iri domates

– 10 dal kadar maydanoz

– az zeytinyağı

Beşamel sos için :

– 500 ml süt

– 3 tepeleme yemek kaşığı un

– 3 yemek kaşığı zeytinyağı + 1 yemek kaşığı tereyağı

– dilediğiniz kadar eriyen bir peynir ( kaşar, dil veya tel peyniri)

– tuz, karabiber, muskat

Her zaman olduğu gibi kuru soğanı yemeklik olarak ince doğradım. Çok az zeytinyağı ile tavaya aldım ve soğanları bir tutam tuz ile birlikte yumuşayıp şeffaflaşana kadar orta ateşte pişirdim. Ardından kıymayı ilave edip iyice parçaladım, karabiber ilavesiyle pişmeye bıraktım. Kıyma yeteri kadar pişip kavrulmaya başladığında rendelediğim domatesleri ilave ettim. Domateslerle birlikte iki diş sarımsağı ince kıyıp ilave ettim. Domatesler suyunu çekene kadar pişirmeye devam ettim. Tadını kontrol ederek gerekli tuz ayarını yaptım. İnce kıydığım maydanozları ekleyerek karıştırdım, kenara aldım.

Kabakların kabuklarını ince kazıyarak temizledim, yıkadım. Her birini boyuna ince uzun dilimler halinde doğradım. Bir fırın tepsinin içini az zeytinyağı ile yağladım. Ben büyük boy kare borcamı kullandım, kabaklarıma ölçüsü tamam geldi. Tepsinin dibine boşluk bırakmayacak şekilde kabak dilimlerini yan yana tek sıra dizdim. Üzerine kıymalı karışımın yarısını yaydım. Tekrar bir sıra kabak dizdim, üzerine kalan kıymalı sosun tamamını yaydım, hiç ilave su koymadım.Kabın üstünü alimünyum folyo ile kapatıp 250 dereceye ısınmış fırına verdim. 30 dk kadar bu şekilde pişirdim.

Kabaklar fırında pişerken beşamel sos için başka bir tavaya zeytinyağı ve tereyağını aldım, orta ateşte erittim. İçine unu ekleyip kavurmaya başladım.  Unun rengi dönmeden kokusu çıkana kadar kavurdum. Sütün tamamını bir kerede unun üzerine dökerek hızlıca karıştırdım. Beşamel sosun pürüzsüz olması için  püf noktalarından biridir bu, rahmetli Cemal Türkan ustadan öğrendiğim. Azar azar sütü ilave ederseniz süt hemen ısınacağı için unla birleşip topaklaşacaktır. Oysa soğuk sütün tamamını bir kerede tavaya boşaltırsanız süt tavanın ısısını düşürecek, hemen pişmeye başlamayacaktır. Bu esnada bir spatula veya tel çırpıcı ile hızla karıştırırsanız sütün içinde kavrulmuş un çözünecek, eşit olarak dağılacaktır. Devamlı karıştırarak pişirmeye devam ettiğinizde pürüzsüz bir sosunuz olacaktır. Beşamel sos kaynadıktan sonra tuzunu, karabiberini ve muskat rendesini ekledim, tadını kontrol ettim. Ocaktan alıp didiklediğim tel peynirleri ekledim, karıştırarak erimesini sağladım.

30 dk sonra yemeği fırından çıkarıp üzerine beşamel sosu yaydım, sosla birlikte 15 dk kadar daha pişip üzeri kızarınca fırından aldım. Benim acelem vardı ama siz çıkardıktan sonra 15- 20 dk dinledirip öyle servis yaparsanız yanmadan ve dağılmadan yersiniz 🙂 Sonuçta çok lezzetli, kızartılmadığı için nispeten hafif ve sağlıklı, sebze ve proteinin dengeli olduğu bir tabak oldu.

Afiyet olsun!

Toprak güveçte yaz türlüsü


Çocukluğumda evde toprak bir güveç her zaman bulunurdu. Bazı yemekler hep o kapta yapılır, hatta bazen hazırlanan tencere evin çocuğu vasıtasıyla mahalledeki ekmek fırınına gönderilir, orada odun ateşinde pişirtilirdi. O lezzet ve fikir zihnimizin bir yerine kaydedilmiş demekki. Yıllar sonra yaş kemale erdikçe yada durup düşünmeye fırsat bulmaya başladıkça bir bir çıkıyor saklandıkları yerden.

Bende de bir iki yıldır toprak bir tencere var artık. Kuzu etli yemekler, sebzeler ve kuru fasulye bazen bu kapta pişiyor. Kimi zaman fırında, kimi zaman da doğrudan ocağın üzerinde. Hiç su ilavesi yapmadan kendi suyuyla pişen yemeklere toprak kabın kendi lezzeti geçiyor ve yemek bambaşka bir hal alıyor. Yada bize öyle geliyor bilmiyorum 🙂

Yaz türlüsü de çok sevdiğimiz sebze yemeklerinden biri. Basitliği yanında sunduğu lezzet şaşırtıcı oluyor. Kuzu eti ile birlikte sebzelerin ve etin lezzeti birbirini tamamlıyor. Mümkün olduğu kadarıyla sebzelerin pişmiş ama şeklini kaybetmemiş olmasını sağlamaya çalışıyorum. Bunun içinde kısık ateşte veya fırında hiç karıştırmadan pişirmek yeterli. Evde olan sebzelerle bir türlü hazırlamak elbette mümkün ama bence bamyası olmayan bir yaz türlüsü eksiktir derim. Şemsa hanım da benimle aynı fikirdeymiş meğerse 🙂

Bu defa neler koydum türlüme;

– 500 gr kuzu kuşbaşı

– 2 adet taze patates

– 2 adet ufak kabak

– 2 adet ufak patlıcan

– 1 avuç yeşil fasulye

– 1 avuç bamya

– 3 adet çarliston biber

– 3 adet kırmızı biber

– 2 adet orta boy soğan

– 1 baş sarımsak

– 2 iri domates

– tuz, karabiber, kekik

– 1 çay bardağı zeytinyağı

Bütün sebzeleri yıkadım, ayıkladım, ayrı ayrı ufak olmayan parçalar halinde doğradım. Sırasıyla toprak güvecin en altına kuzu etini koydum, üzerine patatesleri, taze fasulyeleri, kabakları, patlıcanları, kırmızı ve çarliston biberleri, bamyaları ve en üste de doğranmış domatesleri dizdim. Sebzeleri yerleştirirken ayıklanmış soğan ve sarımsakları aralara serpiştirdim. Soğanları iri doğrmıştım, sarımsakları da diş diş bıraktım. Yine aralara tuz, taze çekilmiş karabiber ve kekik serptim. En üstünden zeytinyağını gezdirdim. Kapağını kapatıp ocağa koydum. Önce orta ateşte kap ısınana kadar tuttum, sonra iyice kısık ateşe alıp 2 saat kadar pişirdim, arada hiç karıştırmadım. Sebzeler, et ve domates kendi sularını bırakıp onun içinde piştiler, lezzetlerini birleştirdiler. Yanında tereyağlı sade pilavla servis yaptım.

Toprak tencereniz yoksa aynı şekilde bir fırın kabına yerleştirip üzerini kapak veya folyo ile kapatıp fırında pişirebilirsiniz. Şiddetle tavsiye edilir 🙂

Afiyet olsun!

 

 

 

Kabak beğendili köfte


İnsan bir süre ara verince yazmaya tekrar aynı rutine dönmek biraz zaman alıyor doğrusu çok özlemiş olsam da. Tatil dönüşü yaza uygun hafif bir tarifle yazılarıma başlamak istedim.

Kabak beğendi uzun zamandır patlıcana bir alternatif olarak yaptığım bir sebze püresi aslında. Ben kendim uydurmuştum yıllar önce ama baktım ki başkaları da yaparmış meğer. Beğendi işin latifesi elbette, kabağı közlemek gibi bir durumumuz yok. Ama bunun dışında yapılışı aynen patlıcan beğendide olduğu gibi.

Ölçü gözeterek yapmıyorum aslında günlük yemeklerimi, malzeme miktarına göre azaltıp çoğaltarak ilave ediyorum gerekenleri. Yine de burada elimden geldiği kadarıyla yeterli ölçüleri vermeye çalışacağım.

Malzemeler:

Kabak beğendi için ;

–          4 adet kabak

–          4 tepeleme yemek kaşığı un

–          2 su bardağı süt (duruma göre gerektiği kadarı kullanılacak)

–          1 çay kaşığı muskat rendesi (hind cevizi de denir)

–          Bir çimdik karabiber

–          Tuz

–          1 yemek kaşığı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı tereyağı

–          Dilerseniz bir miktar rende kaşar peyniri (şart değil)

Köftesi için :

–          400 gr yağsız köftelik kıyma

–          2 dilim bayat ekmek

–          1 ufak soğan rendesi

–          Tuz, karabiber, bir çimdik kimyon

–          2 iri domates rendesi

–          Birkaç yaprak taze fesleğen

–          Taze çekilmiş karabiber

–          Bir diş sarımsak

–          Zeytinyağı

Kabakları temizleyip dış kabuğunu kazıyoruz. İri halkalar halinde kesip bir tencereye koyuyoruz. Yarım su bardağı su ve bir tutam tuz ilavesi ile pişmesi için ocağa alıyoruz. Kabaklar yumuşayıp suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Pişen kabakları bir patates püresi ezici ile veya çatal ile eziyoruz. Çok ince ezilmesi gerekmiyor. Yani robota gerek yok, arada ufak parçalar kalması daha güzel bir doku veriyor. Ezilmiş kabakları bir tabağa alıyoruz. Tencereye zeytinyağı ve tereyağını alıp kızdırıyoruz. Unu ilave edip hafifçe kavuruyoruz meyanesi için. Una ezilmiş kabakları ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Lapalaşan kabak püresine yavaş yavaş sütü ekleyerek kıvamını ayarlıyoruz. Kabaklarınızın durumuna göre süt miktarını ayarlayın, gerekirse daha az kullanın veya ilave süt ekleyin. Püreye muskat rendesi, taze çekilmiş karabiber ve tuz ilavesi ile tadını ayarlıyoruz. Muskat rendesi bu püreye çok yakışıyor ve kabağın tatlımsı tadını alıyor, mutlaka konmalı.  Arzu ediyorsanız kaşar peyniri ilavesini yapın. Pişen püreyi bir kenara alıyoruz.

Kıyma, ıslatılmış ekmek içi, soğan rendesi ve baharatlarla klasik köftemizi hazırlıyoruz. Köfte harcından cevizden ufak misket köfteler yuvarlıyoruz. Hazırladığımız köfteleri az zeytinyağı ilave edilmiş bir derin tavada sallayarak hafif kızartıyoruz, soteliyoruz.  Çok kızarması gerekmiyor çünkü domates sosu ile pişmeye devam edecekler, sadece lezzetlenmesi ve dışından hafif kızarması yeterli. Köfteler olduğunda rendelenmiş domatesi ve bir diş rendelenmiş sarımsağı tavaya ilave ediyoruz. Domatesler ve köfteler birlikte pişerek sos haline geliyor. İnce kıyılmış fesleğeni, karabiberi ve gerekiyorsa tuz ilave ederek yemeği tamamlıyoruz.

Servis yaparken sıcak kabak püresi üzerine kendi sosu ile köfteleri yerleştirerek sunuyoruz.

Biz seviyoruz, umarım sizler de beğenirsiniz.

Afiyet olsun!

 

Izgara patlıcan kebabı


Yaz geldi ve patlıcana kavuştuk, Türk mutfağının sonsuz çeşitte tarifinin baş malzemesine. Bu tarif de klasik bir patlıcan yemeği aslında. Çeşitli isimler altında anılan  Beykoz kebabı, İslim kebabı veya en sade haliyle fırında patlıcan kebabı diye bildiğimiz ve sık sık yaptığımız bir tarif.

Bu defa aslından farklı olarak patlıcanları kızartmadan hazırladım. Sıkışık ve acelem olan bir zamana denk geldiği için de aşamaları fotoğraflayamadım ama zaten hepimiz biliyoruz değil mi? Kızartma nedeniyle patlıcan yemeklerinden uzak duranlar için oldukça iyi bir alternatif bu yol. Pek çok tarifte artık patlıcanları ızgara etmeyi tercih ediyorum. Aldığım döküm ızgara tavası hem etleri hem de patlıcan, kabak veya biber gibi sebzeleri ızgara etmeme yarıyor. Oldukça kullanışlı ve gerçek ızgara, mangal tadını veriyor neredeyse. Nasıl yaptım derseniz;

Dört adet uzun kemer patlıcanı alaca soydum. Boyuna ince dilimler halinde kestim, 20 dilim patlıcanım oldu. Dilimlenmiş patlıcanları tuzlu suda yarım saat beklettim. Suyunu döküp patlıcanları iyice sıktım. Geniş bir tepside üzerine bir kaç kaşık zeytinyağı gezdirdim, her dilimin yağlanması için karıştırdım. Izgara tavasını ocakta ısınmaya bıraktım. Yeterince ısındığında yağlanmış patlıcanları tek sıra halinde dizdim. her iki yüzü patlıcanlar hafifçe kızarıp üzerinde ızgara izleri olana kadar pişirdim. Pişenleri bir tabağa alıp kalan patlıcanları tavaya koydum.

400 gr yağsız kıymadan iki dilim ıslatılmış bayat ekmek içi, bir ufak soğan rendesi, tuz, karabiber, kimyon ilavesiyle köfte yoğurdum. 10 adet irice yuvarlak köfte hazırladım. Patlıcanları ızgara tavasından aldıktan sonra köfteleri koyup iki yüzünü kısa süre pişirdim.

İki patlıcan dilimini bir tabakta birbiri üzerine çapraz gelecek şekilde yerleştirdim. Artı işareti şeklindeki patlıcanların ortasına bir köfte yerleştirdim ve uçlarını köftenin üzerine kapatarak sardım. Patlıcanların üzerine bir dilim domates ve çarliston biber parçası koyup bir kürdan ile tutturdum, fırın kabına yerleştirdim.

Tüm patlıcanları ve köfteleri sırasıyla sardıktan sonra sosunu hazırladım. Bir sos kabına iki domatesi rendeledim, bir tatlı kaşığı domates salçası, az zeytinyağı, tuz, karabiber ilavesiyle bir süre pişirdim. Yaptığım sosu patlıcanların olduğu fırın kabına ekleyip 200 derece fırında 30 dakika pişirdim.

Kızartma yapmadan da son derece lezzetli bir patlıcan yemeği oldu. Eğer ızgara tavanız yoksa aynı şekilde hafif yağlanmış patlıcan dilimlerini ızgara kısmı açılmış fırının ızgara teli üzerine dizip, arada patlıcanları ters çevirerek de yapabilirsiniz.  Deneyin derim.

Afiyet olsun!

Girit kabağı dolması


İsmi dolma ama içinde pirinç veya benzeri bir dolgu maddesi yok bu yemekte. Daha çok karnıyarık benzeri bir yemek. Pazarda hoş görünümlü Girit kabaklarını görünce dayanamadım aldım ve görüntüsünü kaybetmeden pişirmek istedim.

Benim küçüklüğümde İzmirde minicik parmak büyülüğünde kütür kütür Girit kabakları olurdu. O lezzetli kabakları sadece hafifçe haşlar üzerine zeytinyağı, limon, sarımsak sosuyla salata yapardı annem. Lezzeti normal kabaklara göre daha yoğun ve güzeldi bu kabakların. Şimdilerde onların tombul versiyonları yer alıyor pazarlarda. Şekil farklı ama lezzeti yerinde Girit kabaklarının.

Nasıl yaptığıma gelecek olursak, biraz kendiliğinden oluştu tarif. Şeklini korusun dedim pişerken ve o yüzden içlerini oyup dolma yapmaya karar verdim.. İçini oyunca klasik bir dolma harcı olsun istemedim. İçinden çıkan kabak içleri, soğan, kıyma, dolmalık kırmızı biber , domates ve hafif karabiber ile karnıyarık benzeri bir iç hazırladım. Önce soğanı yemeklik doğradım, çok az zeytinyağında yumuşattım, ardından kıymayı ekledim pişirdim. Bir etli kırmız biberi ayıkladım küçük zarlar halinde doğradım, kıymaya ekleyip pişirmeye devam ettim. Ardından kabakların içinden çıkanları ufak ufak doğradım harca ilave ettim. Bir orta boy domatesi küçük küçük yemeklik doğrayıp kıymaya koydum. Domatesle de birlikte bir süre piştikten sonra tuzunu, karabiberini ayarladım. Harcı ocaktan aldım içine bir kaç sap maydanozu ince kıyıp attım. Oyulmuş kabakları zeytinyağında rengi çok değişmeden haffi kızarttım. Kızaran kabakları ve kapaklarını bir fırın kabına aldım. İçlerine kıymalı harcı doldurdum. İki domatesi rendeledim, iki yemek kaşığı zeytinyağı ile hafifçe pişirdim tuz, karabiber ekledim, sos hazırladım. Domates sosunu kabakların olduğu fırın kabına ekleyip yemeği fırına verdim. 30 dk kadar 180 derece fırında pişirdim.

Kabak dolma / karnıyarık hazır 🙂

Afiyet olsun!

Zeytinyağlı ayşekadın fasulye


 

Fasulye tarifi de verilirmi demeyin hemen ne olur. Biliyorum hepimiz gözü kapalı yapıyoruz, ne ölçü ne tarife hacet var. Ama Aysun’un dediği gibi yeni yemek yapmaya başlayan gençler için her türlü tarifi koymakta fayda var.

Yaz geldi ya benim için en favori sebzelerden biri fasulyedir, diğeri de her Türk gibi patlıcan 🙂 Mevsimi dışında bu sebzeleri kullanmadığım için yaz gelip tezgahları sera dışı fasulyeler süslemeye başladığında çok mutlu olurum. Hem etlisini hem zeytinyağlısını çok severek yerim. Zaten biz egeliler zeytinyağlısını da ılık severiz ya neyse. Bugünkü amacım özel bir tarif vermek değil, daha ziyade başarılı bir zeytinyağlı fasulye için kendimce bir kaç ipucu vermek. Bu güzel ve lezzetli sebzenin hakkını vererek pişirmek gerekli ki o da size tüm tadlarını sunsun.

Malzemeler:

– 500 gr ayşekadın fasulye

– 1 orta boy kuru soğan

– 2 küçük veya bir büyük domates

-1 çay bardağı zeytinyağı

– tuz, şeker

Fasulyeleri kılçıklarından ayıklıyoruz. Soğanı ince yemeklik doğruyoruz. Domatesi ufak küpler halinde doğruyoruz. (annem bir sivri yada çarliston biberi de ufak doğrayarak ilave eder yaz yemeklerine, tercih sizin, klasik usulde gerekli değil) Tencereye önce soğanı, üzerine fasulyeleri en üste de domatesi koyuyoruz. Zeytinyağını üzerine gezdiriyoruz. Orta ateşte sebzeleri çok fazla karıştırmadan tencereyi silkeleyerek kendi suyu ile annemin deyimi ile börttürüyoruz. Yani sararıncaya kadar kendi kendine pişiriyoruz. Sebzeler kendi suyunu çektiğinde tuzunu, bir tatlı kaşığı toz şekeri (isteğinize bağlı, İstanbul usulü zeytinyağlılara bir tatlı kaşığı şeker konur ama Egede konmaz) ve bir çay bardağı sıcak suyu ilave ediyoruz. Ben bu aşamada düdüklü kullandığım için kapağını kapatıp 10 dk pişiriyorum. Eğer normal tencere kullanıyorsanız 20 dk yeterli olacaktır. Yemek fasulyeler yumuşayıp, yağına kalana kadar pişirilir. Burada en önemli husus fasulyenin suyunu çekip yağına kalması böylece lezzet doruğa ulaşacaktır ve servis tabağında da suyun içinde yüzmeyecektir.

Afiyet olsun!