Archive for the ‘dünya mutfakları’ Category

Tavuk parmesan


tavuk parmesan

 

Tavuk parmesan orjinal adıyla “chicken parmigiana” İtalyan mutfağından bir yemek. İtalya’dan ziyade göç ettikleri ülkelerde özellikle Amerika’da yaygın olarak yapılan bir tarif. Sıklıkla tavuk göğüs kullanılarak yapılıyor ama süt dana bonfile ile yapılıyor ve ona “veal parmigiana” adı veriliyor. Adından anlaşıldığı gibi temel malzemeleri tavuk yada dana bonfile ve parmesan peyniri. Özellikle çocukların ve gençlerin seveceği lezzetli bir yemek.

Malzemeler :

– 4 adet tavuk göğüs bonfile hafifçe vurularak  inceltilmiş

Pane için :

– 1 yumurta

– un

– galeta unu veya evde kurutulmuş ekmek kırıntısı (ben bunu tercih ediyorum)

– tuz, karabiber

Domates sosu için :

– 500 gr domates rende ( ben yazdan yaptığım domates konserveyi kullandım)

– 1 küçük kuru soğan

– 3 diş sarımsak

– 1 tatlı kaşığı şeker

– bir demet taze fesleğen

– bir kaç sap taze kekik

– sızma zeytinyağı

– tuz, karabiber

Üstü için :

– 100 gr rende parmesan peyniri

– kızartmak için sıvı yağ

 

Tavuk göğüsleri bir et dövücü ile hafifçe inceltin veya kasabınıza yaptırın. Etleri tuzlayıp, taze çekilmiş karabiber ile tatlandırın. Üç kap hazırlayın. Bir kaba un koyun, içine tuz ve karabiber atarak tatlandırın. İkinci kaba yumurtayı kırın, hafifçe çırpın. Üçüncü kaba galeta ununu veya ekmek kırıntısını koyun. Tavukları önce una, sonra yumurtaya en son olarak da galeta ununa bulayın. Bir tavaya kızartmak için sıvı yağ koyup kızdırın. Yağın derin olmasına gerek yok, tavanın dibini kaplayacak kadar olsun yeterli. Yağ kızdığında panelenmiş tavukları altın rengi alana kadar kızartın bir fırın kabına dizin. Burada bir alternatif vermek isterim. Yemeği daha hafif yapmak için tavada kızartmayıp yağlanmış bir fırın kabına koyup 200 derece ısınmış fırında 20 dakika pişirebilirsiniz.

tavuk pane

Domates sosu için soğanı ince yemeklik doğrayın, sarımsağı ince ince kıyın. Bir sos tenceresine 3-4 kaşık sızma zeytinyağı koyun. Yağ ısındıktan sonra soğanı tencereye alın. Orta ateşte soğanlar yanmadan yumuşayana kadar pişirin. Sarımsakları ekleyin biraz soteledikten sonra domates rendesini ekleyin. Ateşi güçlendirip domatesler suyunu çekene kadar pişirin. İnce kıyılmış taze kekik ve  taze fesleğeni sosa ilave edin. Tuz, şeker ve taze çekilmiş karabiber ilavesiyle tatlandırın.

Domates sosunu kızarttığınız tavuk panelerin üzerine yayın. Biraz daha kıyılmış taze fesleğen ekleyin.

domates soslu tavuk pane

 

Domates sosunun üzerine ince rendelenmiş parmesan peynirini serpin.

üzerine mozorella ve parmesan peyniri

 

200 derece ısınmış fırında tüm malzemeler birbirleriyle bütünleşene kadar 20-25 dk pişirin. Fırından çıkarıp biraz dinlendirdikten sonra servis edebilirsiniz.

tavuk parmesan fırından çıkmış

 

Benim yine lafı uzattığım ama aslen son derece kolay ve lezzetli bir tarif. Kuru bir şinitzel yerine bol domates sosuyla tatlandırılmış yumuşacık bir tavuk göğüs servis etmek isterseniz mutlaka denemeniz gerekir. Tavuk parmesan genellikle yanında spagetti ile servis ediliyor. Ben bu defa bir ev eriştesi ile destekledim tabağımı. Gençler çok memnun kaldılar.

Afiyet olsun!

Vişneli bakewell tart


hanemde pişenler 1.yıl dönümü

Kocaman bir yıl geçmiş ani bir kararla ve acemice bir yemek blogu yazmaya başlamamın üzerinden. Kendimce deneyimlerimi paylaştığım bu ortamda hala acemilik çekiyor olsam da ilk günlere oranla büyük yol kattettiğim bir gerçek. Bu süreçte benden desteklerini ve takdirlerini esirgemeyen tüm dostlara çok teşekkür etmek isterim. Devamlı aldığım internet dünyasına bir şekilde ben de bir şeyler vermek istedim ve blogum benim aracım oldu. Dilerim daha uzun zaman gelişerek sizlerle paylaşmaya devam ederim.

En büyük hobilerimden biri de yemek konusunda yeni çıkan kitapları takip etmek. Geçenlerde kitapçıda Peggy Porschen’in Butik Pastacılık kitabı daha kapağından ve renklerinden beni yakaladı. Çok adetim olmasa da nerdeyse içine bile bakmadan aldım kitabı. İyi ki almışım, son derede güzel hazırlanmış ve detaylı tariflerle dolu, resimlerin güzelliği de cabası.

butik pastacılık

Hep aklımda bloğumun birinci yıl dönümünde özel bir tarif paylaşmak vardı. Kitaptan klasik İngiliz çay saati tariflerinden “Vişneli Bakewell Tart ” bana hemen göz kırptı. Malzemelerim de el altında hazır olunca dün gece sizin için mutfağa girdim 🙂

peggy porschen

Bakewell tartlar klasik İngiliz çay saati tariflerinden biri. Klasik tart hamurunun içi herhangi bir meyve reçeli veya marmelatı ve bademle hazırlanmış franjipan ile doldurulup fırınlanıyor. Sade olarak servis edilebildiği gibi üzeri file badem veya eritilmiş fondan ile kaplanarak da sunulabiliyor. Dilerseniz bütün büyük bir tart olarak pişirip dilim dilim servis ediyorsunuz yada küçük tek kişilik tartoletler halinde hazırlayabiliyorsunuz. Bende eritip üzerini kaplayabileceğim fonfan olmadığı için şeker hamuru ile süslemeler yaptım. Dilerseniz şeker hamuru kısmını atlayıp sadece üzerine file badem serperek sunabilirsiniz tartlarınızı. Ben bugüne özel bir hoşluk yapmak istediğim için şeker hamuru kullandım.

bademli tartlar

Malzemeler :

Tart hamuru için :

– 150 gr oda sıcaklığında tereyeğı

– 90 gr toz şeker

– 30 gr çırpılmış yumurta (1/2 büyük yumurta)

– 200 gr un

– 50 gr toz badem

– bir tutam tuz

Franjipan dolgu için :

– 115 gr oda sıcaklığında tereyağı

– 115 gr toz şeker

– 1 adet limonun ince rendelenmiş kabuğu

– 1 çay kaşığı badem aroması (dilerseniz kullanmayabilirsiniz)

– 1 adet orta büyüklükte yumurta

– 110 gr toz badem

– 40 gr kek un (yoksa normal un + çay kaşığının ucuyla kabartma tozu)

– bir çimdik tuz

Dip dolgu için :

– 150 gr Vişne reçeli

Süsleme için :

– 3 yemek kaşığı kayısı reçeli suyu veya bal

– Çeşitli renklerde şeker hamuru (İsteğe bağlı)

Tart hamuru için tüm malzemeleri elde yada mikserde hamur bütünleşene kadar karıştırın. Hamuru streç filme sarıp buzdolabına kaldırın, bir saat dinlendirin. Franjipan dolgu malzemesi için tereyağı ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın. İçine limon kabuğu rendesini ve badem özünü ilave edin. Çıprmaya devam ederken yumurtayı ekleyin. Karışıma badem unu, kek unu (veya normal un+kabartma tozu) ve tuzu da ekleyip homojen hale gelene kadar karıştırın.

Tart hamurunu merdane ile 3-5 mm kadar kalınlıkta açın. Bütün tek kalıba veya küçük kalıplarınıza göre yerleştirin. Tart kalıplarındaki hamurun üzerine vişne reçelini yayın. Kalıpları buzdolabına kaldırın 30 dk. dinlendirin. Dinlendirdikten sonra kalıpların içine franjipan karışımını isterseniz kaşıkla isterseniz bir sıkma torbası yardımıyla doldurun. Kalıpları ağzına kadar doldurmayın çünkü pişerken kabaracaktır, taşmasını istemeyiz.

Kitapta 160 derece ısıtılmış fırında diyor fakat ben 175 derece fırında pişirdim. Altın sarısı renk alana kadar tartları 30- 35 dk pişirin. Fırından aldıktan sonra hala sıcakken kalıplarından çıkartın, soğumaya bırakın.

bakewell tart

Soğuyan tartların üzerine hafifçe ısıtılarak akışkan hale getirdiğiniz kayısı reçelini veya balı fırça ile sürün. Bu aşamada dilerseniz üzerine file badem serpin, dilerseniz şeker hamurlarıyla istediğiniz gibi süsleyin. Ben Paggy Porschen’i taklit edip içindeki vişne reçeline ithafen pembe şeker hamuru ve vişne figürleriyle süsledim.

peggy porschen bakewell tart

Yerken altta kıtır tart hamuru, üstünde leziz badem dolgusu ve vişne tadı müthiş bir uyum içinde oluyor. Bu yapımı hiç de zor olmayan özel tarifi mutlaka deneyin derim. Bloğumun ilk zamanlarında resimleri hiç iyi olmasa da buna benzer bir tarif hazırlamıştım fındık ile. Bademli vişneli bakewell tartlarım da onun gibi müthiş oldular.

vişneli bakewell

Afiyet olsun!

Pastırmalı, sebzeli lazanya


Arayı çeşitli sebeplerle uzattıkça yeniden yazmak zorlaşıyor. Araya giren yeniden öğrenci olma halleri zamanımı epeyce çalıyor ama çok da zevkli bir yandan. Yemeklerimi, tariflerimi daha lezzetli kılmak adına yaptığım öğrencilik beni geliştiriyor. Gerçi bu çalışmalarım sırasında yaptıklarımı henüz paylaşamadım sizlerle ama önümüzdeki zamanlarda etkileri mutlaka görülecek.

Bu arada daha önce yaptığım bir lazanyayı paylaşmak istiyorum bugün. Ev ahalisinin hafta sonu menülerinde görmeyi çok sevdiği hamur işi ve makarna türevlerinden en favorileri her türlüsüyle lazanya oluyor çoğunlukla. En klasiğinden bol domates, kıyma ve peynir soslusu hepsini kendinden geçirip zevkle doyuruyor ve mutlu ediyor. Amerikalıların “comford food” dedikleri, rahatlatan, mutlu eden yiyecekler kategorisinden hiç kuşkusuz.

Bu defa evin beyinin isteği üzerine sebzeli ve pastırmalı denedim ve bayıldılar. Yola çıkış noktamız kışın yapmayı çok sevdiğimiz üç renkli rulo böreğimizdi. Bir katına ıspanak, bir katına havuç, bir katına da pastırma dizip hepsini kocaman bir rulo haline getirip fırında pişirilen ve dilim dilim keserek servis ettiğimiz bu böreği bir de lazanyada deneyelim dedik. Sonuç son derece başarılıydı.

Nasıl yaptım derseniz aslında hep bildik malzemeler ve hazırlama yöntemleri ama ben yine de ilk kez bu tip bir yemek yapmaya çalışacak kişiler için tek tek anlatayım;

Malzemeler:

–          1 paket hazır lazanya (haşlanmaya gerek olmayan türü)

–          150 gr ince kesilmiş pastırma

–          500 gr ıspanak

–          1 küçük soğan

–          4 havuç

–          2 diş sarımsak

–          zeytinyağı

–          1 litre süt

–          6 kaşık tepeleme un

–          100 gr tereyağı

–          250 gr taze kaşar peyniri rendesi

–          50 gr rende parmesan peyniri

–          Tuz, karabiber, muskat

Ayıklanmış, yıkanmış ıspanağı ince ince kıydım. Yine ince yemeklik doğranmış bir soğanı birkaç kaşık zeytinyağı ile orta ateşte yumuşayana kadar kavurdum. Ardından ıspanakları ilave edip harlı ateşte ıspanaklar sönene ve suyunu çekene kadar kavurdum. Tuzunu, karabiberini ayarladım ve soğuması için bir kaba aldım. Daha sonra havuçları temizleyip rendeledim.bir tavada birkaç kaşık zeytinyağında ince kıyılmış sarımsaklarla birlikte kavurdum. Tuzunu, karabiberini ekledim ve soğuması için onu da bir kaba aldım.

Beşamel sos için bir sos tenceresinde tereyağını erittim, içine unu ilave edip kokusu gidene kadar orta ateşte kavurdum. Sütünü ilave edip pürüzsüz olana kadar çırparak pişirdim. Tuz, karabiber ve muskat rendesi ilave ederek tatlandırdım.

Bütün malzemeler el altında hazır olunca büyük boy kare borcam tepsinin dibine bir kepçe beşamel sos yaydım. Sosun üzerine bir sıra lazanya dizdim.

Tekrar üzerine bir kepçe sos yaydıktan sonra kavrulmuş ıspanağın üçte yarısını koydum. Her tarafa eşit miktarda gelmesini dikkat ettim. Ispanağın da üzerine didiklediğim pastırmalardan serpiştirdim. Onun da üstüne kaşar peyniri rendesi ve azıcık parmesan serptim.

Tekrar lazanya hamurlarını dizip yine ince bir kat beşamel sos yaydım. Bu defa kavrulmuş havuçların yarısını serpiştirdim sosun üstüne.

Yine pastırma parçaları ve peynir rendesi koyduktan sonra aynı şekilde bir ıspanak bir havuç katı şeklinde devam ettim. En son kata sadece lazanya hamuru koydum ve üstüne kalan beşamel sosun tamamını döktüm. Kalan peynirlerin de tamamını serptikten sonra lazanya fırına girmeye hazırdı.

190 derece fırında tüm malzemeler bir arada kaynaşıp pişene ve üzeri nar gibi kızarana kadar 30-40 dk pişirdim.

Fırından çıkardıktan sonra 15 dk dinlendirip sonra dilimleyerek servis yaptım ama o bekleme süresi inanın çok uzun geldi 🙂  Tepsiden gelen kokulara dayanmak çok kolay değil 🙂  Farklı bir lazanya denemek isterseniz çekinmeden bunu yapın derim, pişman olmazsınız.

Afiyet olsun!

Yeşil mercimekli ve rokalı makarna


 

Yoğun ve sıkıntılı geçen bir haftanın ardında bazı yemekler rahatlatıcı ve keyif verici oluyor. Son günler bizim için öyle geçiyor maalesef hep yetişmesi gereken programlar, dersler, sınavlar. Biz derken aslında bu programlar evin genç bireyinin meşguliyetleri ama hepimizi etkiliyor ister istemez. Benim de çabam onu biraz olsun gevşetip mutlu edecek ortamı yaratmak üzerine. Sevdiği atıştırmalıkları, tatlıları ve sağlıklı yemekleri yapıyorum.

Makarna her çocuğun olduğunu gibi onun da en sevdiği yemek. Tam bir öğün oluşturması için zengin soslarla birleştirmeyi seviyorum. Bizim evde en sevileni bolognes soslu spagetti olmakla birlikte her çeşit makarna iştahla karşılanır. Sağlıklı alternatifler olmasına da dikkat ettiğim için gözüm hep arayıştadır, kitaplarda, tvde, internette. Bu tarifi de televizyonda izledim, Martha’nın diğer programı “Every Day Food” da. Protein olarak yeşil mercimek kullanılıyor olması, bol soğan ve domates ile tatlandırılıyor olması lezzeti konusunda ipucu verdi bana. Yeşil mercimeği hepimiz çok severiz ve sıkça tüketiriz de. Kışlık çorbamız, yemeğimiz, salatamız bazen de börek harcımız olarak soframızda yer alır. Kışlık tariflere geçtiğimizde bol bol bahsedeceğim hepsinden. Bu tarifi seçmemdeki en büyük ikinci etken de makarnaya son anda eklenen roka. Çok sevdiğim başka bir makarna tarifimde de roka kullandığım için taze çıtır rokanın yemeğe kattığı lezzeti biliyordum. Zaten klasik sade domates ve mozerellalı incecik bir pizzanın üzerine konmuş rokayı da çok severim. Rokanın her şeyini severim aslında. Demek istediğim salata dışında hamur işi ile de çok iyi gidiyor roka, denemenizi tavsiye ederim acilen. Neyse lafı çok uzattım; sonuçta denedik ve çok beğendik bu tarifi, arşivimize dahil ettik.

Kısaca anlatacak olursam;

Malzemeler; 5 kişilik

–          500 gr midye makarna

–          1 su bardağı yeşil mercimek

–          3 orta boy kuru soğan

–          450 gr konserve doğranmış domates (ben hazır kutu kullandım henüz domatesler lezzetli olmadığı için)

–          Tuz, taze çekilmiş karabiber, bir tutam İtalyan baharat karışımı (bende vardı kullandım, yoksa bir tutam kuru fesleğen, bir tutam kuru kekik, bir tutam pul biber, bir tutam sarımsak tozu) aslında tarifte tuz ve biber dışında baharat kullanmamış, koymayabilirsiniz.

–          Yarım çay bardağı sızma zeytinyağı

–          Yarım demet roka

–          Rendelenmiş peynir (asıl tarifte parmesan peyniri kullanılıyor, ben İzmir tulum rendesi koyuyorum)

 

Mercimekleri yıkayıp üzerini geçecek kadar su ile ocağa koyun, bir tutam tuz atın. Önce harlı ateşte kaynamasını bekleyin sonra altını kısıp 20 dk mercimekler pişene kadar fokurdamadan haşlayın, suyunu süzün. Soğanları yarım halka halinde kalınca doğrayın. Zeytinyağı ile birlikte bir tavaya alın. Bir tutam tuz ve şeker ile pişirmeye başlayın. Soğanlar şeffaflaşıp ardından karamelize olana kadar kavurun. Önceden koyduğumuz şeker soğanın daha çabuk karamelize olmasını sağlayacaktır. Soğanlar hazır olduğunda doğranmış domatesleri ekleyerek pişirmeye devam edin. Domatesler pişip soğanlarla sos haline geldikten sonra haşlanmış mercimeği de ilave edin, baharatları ekleyin, tuzunu kontrol edin. Lezzetlerin karışması için birkaç dakika daha pişirin altını kapatın. Sosumuz hazır oldu.

Büyük bir tencerede 2 litre su kaynatın. Su kaynadıktan sonra içine bolca tuz atın. Ne derler bilirsiniz iyi ve lezzetli bir makarna pişirmek için suyunun okyanus kadar tuzlu olması gerekir. Korkmayın bu tuzun tamamı makarnaya geçmiyor, suda kalıyor. Ayrıca makarna suyuna sıvı yağ veya zeytinyağı koymaya da gerek yok. Yapışmaması için bazı kişiler tavsiye ediyor ama eğer kaynama suyunuz yeterince bolsa makarnanız yapışmaz. Tencereye makarnaları attıktan sonra arada karıştırırsak sorun çıkmaZ. Suya konan yağ makarnanın üstüne yapışacağından sonradan ekleyeceğimiz sosu emmesine engel olur bu da sosun üzerinden akmasına neden olur. Aklınızda bulunsun. Makarnayı 11 dk pişirin, hamurlaşmadan süzün.  Aman soğuk sudan geçirmeyin.

Makarnayı ve mercimekli sosu birlikte harmanlayın. Yıkanıp ince kıyılmış rokayı ekleyip tekrar harmanlayın. Servis tabağına alıp üzerine peynir rendesi ve ilave roka ile sunun.

Yerken mercimeğin, kavrulmuş soğanın, domatesin oluşturduğu sos makarnaya müthiş bir lezzet verirken arada pişmeden eklenen taze rokaların farklı dokusu ve değişik aroması müthiş bir kombinasyon oluşturuyor ağızda. Şiddetle denemenizi tavsiye ederim 🙂

Afiyet olsun!

PS. İpekcim servis tabağı tanıdık gelmiş olmalı sana 🙂

Hafta sonu kahvaltısı


Günlük hayatın koşuşturmacası içinde keyifli bir kahvaltı sofrasını ancak hafta sonları yaşabiliyoruz hepiniz gibi. Basit ama birkaç farklı tabakla gözleri ve mideleri doyurmaya çalışıyorum. Genelde geç vakit yenen hafta sonu kahvaltıları daha çok  “brunch”a dönüşüyor. Öğle yemeği yerine geçecek alternatiflerin de bulunması iyi oluyor. Hem zamandan hem efordan kazanıyorum böylece:)

Bu hafta sonu neler yaptım peki;

SEBZELİ OMLET

Önce bir sebzeli omlet hazırladım dolaptaki sebzeleri kullanarak. Biraz İtalyanların “frittata” sına benzer bir şey oldu. Tarif edilmeyecek kadar basit ve herkesin evinde farklı malzemelerle yaptığı şekilde bir omlet aslında. Yine de anlatacak olursam bilmeyenler için;

Kullandığım malzemeler;

–          1 kase brokoli

–          1 ufak kuru soğan

–          1 kırmızı biber

–          1 çarliston biber

–          1 sivri biber

–          1 diş sarımsak

–          1 ufak havuç

–          1 ufak patates

–          3 kaşık zeytinyağı

–          Tuz, karabiber, pul biber

–          Üzeri için 50 gr kaşar peyniri

–          4 yumurta

Öncelikle sebzeleri hazırladım. Yıkanmış ayıklanmış tüm sebzeleri brokoli hariç tavla zarı büyüklüğünde doğradım. Brokolileri elimle ufak çiçeklere ayırdım. Sapı fırına girebilecek bir tavaya zeytinyağını koydum. Yağ ısınınca ilk olarak havuçları koydum, birkaç dakika piştikten sonra patatesleri ilave ettim. Onlar da bir süre sotelenince soğan ve sarımsağı, ardından da biberleri ekledim. Sebzeler bir süre pişip yumuşayınca brokolileri ilave ettim. Tuzunu, karabiberini ve pul biberini koyup tatlandırdım. Kısık ateşte bir süre pişirdim. Sebzeler istediğiniz kıvama gelince (ben diri seviyorum) başka bir kapta kırıp hafifçe çırptığımız yumurtaları sebzelerin üzerine döktüm. Kısık ateşte pişmeye bıraktım. Alt kısımdan pişip hala üst kısmı sulu iken üzerine kaşar peyniri rendesini serptim ve önceden ısıtılmış 200 derece fırına koydum. Burada da 10 dk kadar piştikten sonra servis tabağına aldım, üçgen dilimleyerek servis yaptım. Hafif acılı ve diri sebzeler, yumuşak yumurta ve peynir harika bir uyum içindeydi.

Eğer omleti fırına koymak istemezseniz veya sapı uygun bir tavanız yoksa omletin alt kısmı piştikten sonra tava genişliğinde düz bir tabak yardımıyla omleti ters yüz edip üst kısmı tavanın altına gelecek şekilde tekrar tavaya kaydırıp pişirmek de mümkün. Bu durumda peyniri yumurtanın içine koymak uygun olur.

PANKEK

İkinci tabak kahvaltıya biraz tatlı alternatif yaratmak için yaptığım pankeklerdi. Sabahları Emre’nin en sevdiği kahvaltı cinsi aslında bu tip tatlı yiyecekler. Üzerine genellikle bal, evde bulunan muhtelif reçeller kimi zaman da nutella koyar. Bu defa tadına bakmak için alınmış mevsimin ilk karadutlarından acele bir şekilde yaptığım reçelden sulu kompostadan koyu bir sos kullandım. Hoş bir birliktelik oldu. Zaten karadut reçeli en sevdiğim reçellerden biridir. Pankek tarifimize gelirsek oldukça az bir malzemeyle 4 kişi için yetecek 8-10 adet yumuşacık ipek gibi pankekler yapabildiğimiz bir karışım. Miktarları akılda tutması da kolay;

Malzemeler;

–          1 adet orta boy yumurta

–          1 cup un (240 ml lik bir bardak)

–          1 cup süt (240 ml lik bir bardak)

–          50 gr eritilmiş tereyağı veya sıvıyağ

–          1 tatlı kaşığı kabartma tozu

–          1.5 yemek kaşığı şeker

–          Bir çimdik tuz

–          ayrıca tavayı yağlamak için bir miktar yağ

Derin bir kaba elenmiş unu, şekeri, kabartma tozunu ve tuzu koydum. Karışmaları için el çırpma teli ile havalandırdım. Ortasına çukur açtım. Sıvı malzemeleri, sütü, yağı ve yumurtayı içine koydum. Çırpma teli ile ortadan başlayarak tüm malzemeleri bir birine yedirdim. Boza kıvamında bir karışım oldu. Krep tavasını ocakta ısınmaya bıraktım. Hafifçe yağladım. Karışımdan ufak bir kepçe ile alıp tavanın ortasına döktüm. Karışım birkaç dakika böyle pişti. Üzeri göz göz olunca spatula ile çevirdim ve diğer tarafı da pişti. İkinci yüz çok daha çabuk pişiyor. Ateş ayarını çok iyi yapmak gerekiyor. Ne çok harlı ne de çok kısık bir ateş olmalı. Kendi ocağınızın performansına göre ayarlamayı yapmalısınız. İlk pankek pişerken çok iyi olmasa da diğerlerinde ayarlamak daha kolay oluyor. Ne çok kızarmış ne de içi pişmemiş pankeklerimiz olmasını istemeyiz. Hepsi piştikten sonra sıcak sıcak tercihen üzerine bir parça tereyağı ve istediğiniz bir tür reçel veya bal ile servis yapmanızı öneririm. Bu sade tarife başka malzemeler ekleyerek çeşitlendirmek mümkün. Ufak kesilmiş kuru meyveler, taze meyveler, çikolata parçaları veya tuzlu yapmak istersek şeker koymayıp taze otlar eklemek de farklı alternatifler yaratabilir. Keyfinize ve arzunuza kalmış.

 

GİRİT KÖY PİDESİ

Bizim evdeki “brunch” ın son tabağı da kayınvalidemin eski bir tarifi olan Girit mutfağından ıspanaklı köy pidesiydi. Bu pideler yağda kızartılıyor ama fırında pişirmek de mümkün. Fakat hamurun içinde yağ olduğu için kızartılsa bile içine ekstra yağ çekmiyor. Sene de bir iki defa yapıyoruz, o zaman da usulüne göre yapmayı tercih ediyoruz. Nasıl yapılıyor;

Malzemeler;

–          1 ufak çay bardağı zeytinyağı

–          3/4 ufak çay bardağı su

–          1 yumurta

–          3 yemek kaşığı yoğurt

–          Bir tatlı kaşığı kaşığı tuz

–          Bir çay kaşığı karbonat

–          1 yemek kaşığı sirke

–          Aldığı kadar un

–          İçi için bir demet ıspanak, yarım kuru soğan yemeklik doğranmış

Un hariç tüm malzemeleri bir kapta bir araya getirip hafifçe çırptım çatalla. Üzerine yavaş yavaş un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ettim. İyice yoğurup elastik ve pürüzsüz bir hamur elde etmek lazım. Önceden yıkanmış ve bir kaşık zeytinyağında soğanla kavrulup pişmiş ıspanakları bir kaba aldım. Hamuru cevizden büyük, yumurtadan küçük parçalar halinde yuvarlak bezelere ayırdım. 14 adet beze çıktı bende. Her bir yuvarlağı avuç içinde çay tabağı genişliğinde elimle açtım. Ortasına ıspanaktan bir kaşık koydum. Kenarlarını ortaya toplayarak kapattım, yuvarlak bir şekil verdim. Pideleri orta ateşte ısınmış zeytinyağında arkalı önlü kızarttım. Pideler kalın olduğundan hamurunun iyice pişmesi için kızgın yağda pişirmemek lazım. Hızlı pişerse içi hamur kalabilir. Kızaran pideleri kağıt havlu üzerine çıkartıp fazla yağını aldıktan sonra sıcak sıcak servis yaptım.

Umarım tarifler hoşunuza gitmiştir, kahvaltılarınıza alternatifler getirmiştir.

Afiyet olsun!

Dünya mutfaklarında gezmeye devam ediyoruz: Enchilada


Evdeki delikanlının bir zamanlar yemek yedirmek için kırk takla attığım bebek olduğuna inanmak çok güç:)  Şimdiyse yemek yetiştirebilmek için kırk takla atıyorum:)  Çocukken derlerdi de inanmazdım, neyse Allahtan kilolu değil sadece ergen:)

Anne yemekte ne var?, Anne yemek ne zaman hazır olur?, Tatlı bi şeyler var mı?, Atıştıracak ne var?

Durum böyle olunca ve hazır yiyecekleri, fast foodu tercih etmediğimize göre mutfaktan çıkılmıyor haliyle. Zaten blog yazmaya başlamamın ana sebebi de bu oldu, madem yapıyorum paylaşmak istedim.

Mutfağımıza dahil etmeyi sevdiğimiz, küçük beyin arada bir canının çektiği yemeklerden biri de Meksika yemekleri. Bir diğeri de Çin yemekleri ki o da başka bir postun konusu olacak.

En bilinen Meksika yemekleri, Fajita, Enchilada, Taco, Quesilada, Burrito. Hemen hemen benzer malzemelerle ve farklı sunuş şekilleriyle yapılıyor. Tortilla ekmeği, domates sosu, sotelenmiş sebzeler, et veya tavuk, baharatlar hemen hepsinde kullanılan ortak malzemeler.  Meksika yemeklerine Taco seasoning denilen bir baharat karışımı lezzet ve tipik Meksika yemeği tadını veriyor. Baharat karışımı bize oldukça yakın, içinde temel olarak;

–          Kimyon

–          Toz tatlı kırmızı biber

–          Toz  acı kırmızı biber

–          kekik

–          Karabiber

–          Sarımsak tozu

–          Soğan tozu

–          Tuz

bulunuyor. Ben yemeği hazırlarken soğan ve sarımsağı taze olarak kullandığım için diğer malzemeleri karıştırdım.  Taze olarak yemeğe ilave edilen lezzet verici otlardan kişniş de Meksika yemeklerinde çok kullanılıyor. Maalesef benim tam olarak alışamadığım bir lezzet kişniş. Tohumlarını öğütülmüş olarak kullanıyorum bazı yemeklerde ama tazesine hala tam alışamadım.

Yazması oldukça uzun oluyor ama aslında enchilada oldukça pratik bir yemek. Marketlerde satılan lavaş ekmeği kullanılarak kolayca hazırlanıyor. Üç aşamada yaptım yemeği;

1-      Domates sosunu hazırladım

2-      Kıyma ile iç malzemesini hazırladım

3-      Tortilla ile dürüm yapıp, domates sosu ve peynirle fırına verdim.

Domates sosu için;

–          400 gr domates püresi

–          1 küçük soğan

–          2 diş sarımsak

–          1 tatlı kaşığı taze veya kuru kekik

–          Tuz, karabiber, şeker, bir çimdik kimyon

–          3 yemek kaşığı zeytinyağı

Domates sosunda her zaman yaptığım gibi sos tenceresine zeytinyağı ile birlikte ince kıyılmış kuru soğanı ve bir tutam tuzu koydum. Orta ateşte soğanlar pişene kadar kavurdum. İnce kıyılmış sarımsağı ekledim. Biraz daha piştikten sonra domates püresini koydum tencereye. Baharatları ve şekeri ilave ettim. Domatesler pişip suyunu çekene kadar orta ateşte pişmeye bıraktım. Hazır olunca dinlenmeye bıraktım.

İç harcı için;

–          200 gr yağsız dana kıyma

–          1 küçük kuru soğan

–          1 yemek kaşığı zeytinyağı

–          Baharat karışımı (bir tutam kimyon, karabiber, tatlı toz kırmızı biber, acı toz kırmızı biber, tuz)

Tavada bir yemek kaşığı yağ ile ince kıyılmış soğanı pişirdim. Kıymayı ilave ettim, iyice pişene kadar kavurdum. Baharatları ekledim, ocaktan aldım.

Sebzeleri için;

–          1 kırmızı biber

–          1 çarliston biber

–          1 sivri biber

–          1 orta boy kuru soğan

–          1 yemek kaşığı zeytinyağı

–          Az tuz, karabiber, sarımsak tozu

Bütün biberleri jülyen (ince şeritler halinde) doğradım. Soğanı irice piyzalık doğradım. Bir yemek kaşığı yağ ile vok tavada diriliklerini kaybetmeden soteledim. Baharatlarını ilave ettim. Pişen sebzelere pişmiş kıymaları karıştırdım. İç hazır  oldu.

Ayrıca 4 adet tortilla ve üzeri için 50 gr peynir rendesi ( cheddar, kaşar veya kaşkaval) kullandım.

Yemeği birleştirmek için her bir tortillanın içine kıymalı harçtan koyup dürüm yaptım. Fırın kabına   yerleştirdim. Üzerine domates sosunu döktüm, rendelenmiş peyniri serptim. Önceden ısıtılmış fırında 10 – 15 dk kadar tüm lezzetler birleşip, peynir eriyene kadar pişirdim.

Fırından çıkınca daha önce hazırladığım guacamole sos ve fasulye ezmesi eşliğinde servis yaptım. Meksika yemeklerinde diğer eşlikçi de sour cream. Bizde yaygın olarak bulunmadığı için eğer istenirse yerine süzme yoğurt kullanılabilir.

Avokado dip sos, guacamole, oldukça lezzetli ve faydalı. Avakadonun faydaları ve kullanım alanları başka bir yazımızın konusu olacak kadar geniş.

Umarım laf kalabalığımdan sıkılmadınız ve sonuna kadar okumayı başardınız:) Görüşemek üzere,

Afiyet olsun!

Nane pestolu bezelyeli fettuccine


İtalyan mutfağını çok severim. Yemesini:))) Evet çok seviyorum ama uzman değilim yapmak konusunda elbette. Sadece denemeyi ve öğrenmeyi seviyorum. Fırsat buldukça da belli başlı tariflerde deneyimleyerek öğreniyorum. Gerek okuyarak, gerek izleyerek, gerek uzmanların deneyimlerinden faydalanarak. Sadece İtalyan mutfağını değil, diğer dünya mutfaklarını da öğrenmeye çalışıyorum. Evde değişik yemeklere meraklı, yaptıklarımı tatmaya gönüllü kobaylar da olduğu için şanslıyım:)

Bu yemek de çeşitli tesadüflerin bir araya gelmesiyle çıktı ortaya. Şemsa hanımın taze hamurlu balık tarifini okuduğumdan beri makarna hamuru yapmak vardı aklımda. Ama birebir onun tarifini değil de makarnalı başka bir yemek denemek istiyordum. Daha önceleri de bir kaç kere makarna hamuru yapmışlığım olduğu için  daha güvenliydim. Bu defa her şeyi elimle yaptım ama anladım ki hamuru açma ve kesme işi için şu ev tipi makarna makinalarından almakta fayda var.

Taze makarna yapmaya karar verdik, peki sosu ne olmalı. İtalyanların her makarna tipine göre eşleştirdikleri soslar var. Makarnanın şekline, kalınlığına, uzunluğuna göre farkı farklı soslar kullanıyorlar. Sanırım makarna şeklinin sosu tutma kabiliyeti ile alakalı bişey. Ama ne yazıkki henüz bu ayrıma varabilecek kadar bilgili değilim bu konuda. Dolayısıyla makarna tipini ve sosunu bilinçli olarak seçmedim. Tamamen el becerimin yapabildiği şekli ve evdeki malzemeye göre şekillenen sosu yaptım.

Dolapta pazardan aldığım mevsimin ilk bezelyeleri vardı. İçleri dolgunlaşmış, kabukları hala taze, çıtır, çıtır. Klasik bir bezelye yemeği yapmak gelmediği için içimden henüz bekliyordu. Bir yandan da aklımda onlardan yemyeşil bir bezelye yemeği yapayım istiyordum. Kayınvalidem çok uzun yıllar evvel doktorasını yapmak için İtalya’ya gittiğinde yaşlı bir madamın evinde kaldığından bahseder zaman zaman. Her yıl ilk bezelyeyi pişirdiğimde İtalyadayken madamın bezelyeleri makarna üzerinde servis ettiğini söyler bana. Sonuçta ikisini birleştirmek farz oldu.Haldun eve  apartmanın bahçesinin bir köşesinde yetiştirilen nanelerden koca bir demetle gelince de tam tarif oluşmuş oldu.

Bezelyeleri ayıkladım. Taze kabuklarından bazılarını da ayıklayıp içine koydum. Yıkandı, süzüldü. Bir soğanı ince yemeklik doğrayıp zeytinyağında pişmeye bıraktım. İçine bir tutam naneyi ince kıyıp pişirmeye devam ettim. Soğanlar yumuşayıp sarardığında bezelyeleri ilave ettim. Biraz daha sote ettim. Sıcak suyunu ekledim. Tuzunu, taze çekilmiş karabiberini ve biraz daha kıyılmış naneyi ilave ettim. Pişmeye bıraktım. 15 dk pişti. Suyunu çekip, yağına kaldığında altını kapattım, dinlenmeye bıraktım.

Hamuru hazırlamak için en temel usulde bir hamur hazırladım. Çeşitli İtalyan mutfağı kaynaklarını taradığımızda en çok uygulanan şeklin 100 gr un için 1 yumurta ve bir tutam tuz olduğunu görüyoruz. Hiç su yada başka sıvı kullanmadan hamuru yoğurmak gerekiyor. 4 kişilik bir servis için 300 gr un ve 3 yumurta ile hazırlanan hamur fazlasıyla yeterli oluyor ana yemek için. Eğer makarnanızı ana yemek değil de ön sıcak giriş olarak ikram edecekseniz bu miktar 6 hatta 8 kişiye bile yeterli olacaktır.

300 gr unu bir kaba eledim. Ortasını bir çukur oluşturacak şekilde açtım. Bir çay kaşığı tuz koydum. 3 yumurtayı bu çukura kırdım. Bir çatalla yumurtaları hafifçe çırptım. Elimle unu yavaş yavaş ortadaki yumurtaya yedirerek hamuru yoğurdum. İlk başta hamur elinize çok sert gelecektir. Israrlı bir şekilde yoğurmaya devam ettikçe hamur özleşecek kıvamlı bir hal alacaktır. Yaklaşık 10 – 15 dk yoğurmak gerekiyor. Sonuçta hamur son derece elastiki ve pürüzsüz bir kıvamda oluyor. Hamuru üzerini bir bezle örterek en az yarım saat olmak üzere beklettim.

Beklettikten sonra hamuru üç bezeye ayırdım. Her bir parçayı merdane ile açtım. Rahat açabilmek ve yapışmaması  için altını ve üstünü unlayarak açmak gerekiyor. Benim hamurum bir mm inceliğinde oldu. Pişince kalınlaşacağını düşündüğüm için ince açmak istedim. Şekil olarak da 5 mm kalınlığında şeritler kestim. Pişince onlar da genişleyip 8 mm kadar oldular ortalama. Yani fettuccine ebadı oldular. Bütün bunları çok hesaplayarak veya cetvelle falan yaptığımı düşünmeyin göz kararı oldular. Biliyorsunuz bu İtalyan makarnaları şekil ve ebatlarına göre isim alıyorlar. Aynı tip uzun makarnalar genişliklerine göre farklı farklı isimler alıyor.

Makarnaları kestikten sonra hafifçe unlayarak bir tepsiye aldım, pişene kadar hafifçe kuruması için bıraktım.

Makarnalar kururken nane pestoyu hazırladım. Asıl olarak pesto sos feleğen yapraklarıyla hazırlanıyor. Ama zaman zaman maydanoz veya nane de  yada karışım otlar kullanılıyor. Temel olarak aromatik otların zeytinyağı ve bir diş sarımsak ile bir robotta çekilmesi demek olan pesto sosa çoğu zaman çam fıstığı bazen de ceviz veya badem ekleniyor. Parmesan peyniri de tercihe bağlı olarak ilave edilebiliyor. Eğer makarnayı sadece pesto sosu ile yemeği düşünüyorsak peynir eklenmiş sos ideal oluyor.

Ben bir demet yıkanmış naneyi ayıkladım, yapraklarını robota koydum. Evde olan bütün cevizleri, yarım bardak kadar, ilave ettim. Bir diş sarımsak soydum hazneye ilave ettim. Robotu çalıştırdım, tüm malzeler kıyıldı. O çalışırken üstünden yavaş yavaş sızma zeytinyağı döktüm sos kıvamını alana kadar. O da miktar olarak bir çay bardağı zeytinyağı oldu. Sos hazır oldu böylece. Ben ceviz kullandım ama şahsi fikrim lezzeti mükemmel olmasına rağmen ceviz sosun rengini karartıyor doğal yapısı nediyle. Sanırım çam fıstığı yani dolma fistığı kullansaydım rengi daha parlak olabilirdi. Resim çekerken ışığı da uygun yakalayamadım için iyi bir resmi olmadı malesef ama bu defalık idare edeceğiz.

Makarnayı pişirmek için bir tencereye bolca su koydum, kaynamaya bıraktım. İçine daha önce hazırladığım buzluktaki tavuk suyundan ekledim, daha lezzetli olsun diye. Bolca tuz attım. Kaynamaya başlayınca makarnaları içine koydum. Spagetti çatalı ile karıştırdım yapışmasınlar diye. Taze makarna hamurunun kurusundan daha çabuk piştiğini bildiğim için sürekli kontrol ettim. Tam olarak dakika tutmadım ama sanırım 8-9 dk da olmuşlardı. Makarnaları süzdüm. Bir tavada bir kaşık tereyağını erittim, makarnaları koydum. İki yemek kaşığı nane pestodan ekledim. Hepsini birbirine harmanlayıp makarnanın pestoyu emmesini sağladım. Daha önce ince rendelediğim manyas peynirinden yarım bardak kadar koyup makarnalara karıştırdım. Peynir olarak aslen parmesan peyniri kullanmak icap ederdi elbette ama bu peynirin tadı da ona oldukça yakın. Zaten parmesan yerine İzmir tulumu da kullandığım olur zaman zaman. Hepsi makarnalar üzerinde bir krema oluşturdu.  En üste pişirdiğim bezelyeden koydum, hafifçe karıştırdım ve servis tabaklarına aldım makarnayı. Tepeye biraz daha bezelye koyup, ilave peynir serpip, biraz da taze nane kıydıkdan sonra servise hazırdı. Uygun bir zamanda denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Biz çok sevdik, orjinal İtalyan olmasa da bizim ağız tadımıza uygun oldu:)

Afiyet olsun!

Not: Makarnaları haşladığım suyu dökmeye içim elvermedi. Lezzetli ve besleyici pişme suyunu çorba olarak değerlendirmeye karar verdim. Bir tencereye 2 kaşık zeytinyağı ve 2 kaşık un koydum. Hafifçe kavurdum, üzerine 2 bardak süt koyup çırpıcı ile karıştırmaya devam ettim. Üzerine makarna suyunu ekledim.  Makarna suyunda tuz olduğu için koymadım ama taze çekilmiş karabiber ve muskat rendesi ekledim. Çorba suyunu kaynamaya bıraktım. Diğer yanda iki adet kabağı temizleyip rendeledim. Rendelenmiş kabakları kaynayan çorba suyuna ilave ettim. 5 dk birlikte kaynadılar. Altını kapattım, içine kıyılmış bir avuç dereotu ekledim, karıştırdım. Üstünü kapatıp dinlenmeye bıraktım. Dinlenirken kabaklar daha da yumuşayıp çorbanın içinde adeta yok oluyorlar. Taze taze kabaklarla bu çorba hem çok lezzetli hem çok hafif bir çorba. Tavsiye edilir.