Archive for the ‘Börekler’ Category

Çullama


çullama

Kayınvalidem dolayısıyla Girit mutfağına ilgimden daha önceleri bahsetmiştim. Onun repertuarındaki tarifleri bibebir kendisinden öğrenme şansına sahip olduğum için mutluyum. Bu tarif yani Çullama, çok sevilen, senede bir iki defa davetlerde veya özel günlerde yapılan bir yemek. Ondan öğrendiğime göre aslen hindi eti ile yapılıyormuş ama tavukla da yapıldığını biliyorum. Bir börek gibi görünse de daha çok yufkalı pilav yada perdeli pilav gibi eti, pilavı ve yufkası birarada bir ana yemek aslında.

Bizim evde yeni yıl yemeği sonrası artan hindi etleri ve iç pilav ile yılın ilk günü yapılagelen bir Girit yemeği. Elde hazır malzeme varken bu zahmetli yemeği yapıvermek çok kolay oluyor. Galiba en çok da bu nedenle yılın ilk günlerinde yiyoruz. Eğer elde hazır malzemeniz yoksa önce tavuk veya hindi (but veya gögüs) haşlamak, sonra o su ile bir iç pilav hazırlamak ,sonra hepsini bir araya getirip fırınlamak en son da fırından çıkınca üzerine etsuyu gezdirmek gerekiyor. Aşamaların çokluğuna bakmayın sonuca değiyor gerçekten 🙂

hindili çullama

Dediğim gibi ben elde malzemeler hazır olduğu için sadece yufka içine dizerek çok kısa sürede hazırlayıp fırına verdim, hiç vakit almadı. Ama sizlere aşağıda tüm aşamaları detayları ile anlatacağım.

Malzemeler :

Eti ve et suyu için:

– 2 tavuk but veya göğüs veya 1 hindi but veya göğüs  hangisini tercih ederseniz

haşlarken lezzet vermesi için:

– 1 havuç

– 1 soğan

– 1 sap kereviz

– 1 defne yaprağı

– 10 tane karabiber

– tuz

 

İç pilav için:

– 1 su bardağı baldo pirinç

– 1 büyük soğan

– 2 çorba kaşığı kuru üzüm (kuşüzümü değil)

– 1 çay kaşığı tarçın

– 1 çay kaşığı yenibahar

– 1/2 çay kaşığı karabiber

– 1 tatlı kaşığı toz şeker

– 1 çay kaşığı tuz

– 50 gr tereyağı

– 1+1/4 su bardağı tavuk yada hindi suyu hangisini kullanıyorsanız

Çullama için:

– 3 yufka

– 100 gr eritilmiş tereyağı

– bir avuç iri kırılmış ceviz

– 2 su bardağı tavuk yada hindi suyu

İşe tavuk yada hindimizi haşlamakla başlıyoruz. Derin bir tencereyi ateşe koyun, ısınsın. Havuç, soğan ve kereviz sapını iri iri doğrayın. Tencereye çok az sıvı yağ ilave edin. Isınmış tencereye doğradığınız sebzeleri ilave edip bir kaç dakika soteleyin. Hafif karamelize olmuş sebzelere tavuk yada hindi parçalarını ilave edin. Ardından üstünü kaplayacak kadar bolca soğuk su ilave edin. Defne, tane karabiber ve tuz ekleyerek kaynamaya bırakın. İlk kaynamayı aldıktan sonra üstündeki kefini alıp ateşi kısın, etler kolayca kemiklerinden ayrılana kadar pişirin. Ocaktan alıp suyunu başka bir kaba süzün. Etleri ayrı bir yere alıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra etleri kemiklerinden ayırıp iri iri didikleyin.

İç pilav için pirinci ılık tuzlu suda yarım saat ıslatın, sonra süzün. Tenceye tereyağını koyup orta ateşte eritin, içine çok az zeytinyağı ekleyin ki yanmasın. Yemeklik ince kıyılmış soğanları ilave edin. Soğanları yakmadan yavaş yavaş kavurun. Soğanlar şeffaflaşıp iyice pişene kadar devam edin ama sakın renklenmesin soğanlar. Ardından iyice suyu süzülmüş pirinci ilave edin, birlikte kavurmaya devam edin. Kavururken tuzunu ekleyin. Pirinçler adeta şeffaflaşıp birbirine yapışmaya başlayana kadar kavurun. Baharatlarını ekleyin birlikte biraz daha kavrulsunlar. Üzümü ve toz şekeri de ekledikten sonra sıcak et suyunu da koyun. Fokurdadıktan sonra altını çok kısıp kapağını kapatın. 15. dk sonra ateşi kapatıp demlenmeye bırakın.

Etler ve iç pilav iyice soğuduktan sonra büyük boy kare borcamı eritimiş tereyağı ile yağlayın. Bir yufkayı kenarlarından sarkacak şekilde yayın. 2.yufkayı parçalayıp aralara eritilmiş tereyağı sürerek kat kat dizin. İlk yufkadan sonra iç pilavı eşit kalınlıkta üzerine yayın. Cevizleri serpin. Didiklenmiş tavuk yada hindi etlerini pilavın üzerine koyun. Kalan yufkayı da düzgün parçalar halinde aralarına tereyağı sürerek pilavın üzerine dizin. Bitince alttan sarkan yufkayı üstüne kapatın. Artan tereyağını da en üste sürün. Keskin bir bıçak ile kare kare kesin. 200 derece ısınmış fırına verip 35-40 dk kadar yufkalar altın rengi kızarana kadar pişirin.

Fırından aldıktan sonra iki bardak tavuk yada hindi suyunu kepçeyle yavaş yavaş sıcak yufkaların üzerine gezdirin. Tüm suyu döktükten sonra kapatılmış ama hala sıcak fırına tepsiyi koyarak 15 dk dinlendirin. Böyle et suyu yufkalar tarafından tamamen içilecek ve servis edilebilecek kıvama gelecektir.

fırından çıkmış çullama

Çok uzun ve zahmetli gibi görünse de aslında yapması çok zor bir yemek değil. Benim laf kalabalığıma da bakmayın. Bilirsiniz uzun uzun anlatmayı severim, detayları atlamamak için. Aslında hepinizin bildiği şeyler ama yeni mutfağa girenler için her detayı vermeye çalışıyorum.

Sonucuna değeceğine kefilim, lütfen konuklarınıza farklı ve özel bir yemek sunmak isterseniz deneyin. Hem lezzeti hem sunumu sizi çok mutlu edecek.

Afiyet olsun!

Not : Bu benim 100. postum oldu 🙂 Umarım 200, 500 ve daha fazlasını da sizlerle paylaşırım.

sevgilerimle

 

Kolay patlıcanlı tepsi böreği


 

Belki geç kalmış bir tarif bu ama ne yapayım ki bu yazdan hiçbir şey anlamadım maalesef, zaman akıp geçti. Neyse ki her şey normal rutinine giriyor yavaş yavaş bizim evde.

Yaz aylarında annemin patlıcanlı böreği meşhurdur, kışın da ıspanaklı kol böreği. Kendisi gelemese bile torununa mutlaka ne yapar eder yollar. Onun elinden en güzelini yediğimiz için de doğrusu bu güne kadar el işi hamur açmalı börek yapma hevesine hiç kapılmadım. Becerim de yok bu konuda zaten, en fazla merdane ile açılan hamurları yapabiliyorum.

Son zamanlarda onun böreklerini özlediğimizde yapmak üzere pratik bir yol keşfettim. Annem börek yaparken hamurları kat kat bezeler halinde yağlar ve üçlü katlar şeklinde oklava ile açar. Pişerken bu incecik katlar çıtır çıtır kızarır. Hazır milföy hamurları da kat kat yağlanmış hamurlar olduğu için aklıma bunları incelterek kullanmak fikri geldi ve uyguladığımda sonuç son derece başarılı oldu. Tamamen aynı börek olmasa da benim yaptığım şekli ile benzer çıtırlıkta ve kolayca hazırlanan bir tarif oldu.

Malzemeler:

İç malzemesi için;

–          4 adet orta boy kemer patlıcan

–          2 adet orta boy kuru soğan

–          2 adet çarliston biber

–          3 adet orta boy olgun domates

–          200 gr dana kıyma

–          ¼ demet maydanoz

–          Zeytinyağı, tuz, karabiber

Hamuru için;

–          12 kare milföy hamuru

–          Açmak için un

–          Üzerine sürmek için biraz sıvı yağ

İç malzemesi için patlıcanların tüm kabuklarını soyun. Tavla zarı şeklinde doğrayıp tuzlu suda bekletin. Soğanı yemeklik olarak ince doğrayın. Bir tavaya biraz zeytinyağı ile birlikte alın, bir tutam tuz ilavesi ile yumuşayana kadar pişirin. Kıymayı ilave edip kavurmaya devam edin. Tuzlu suda beklemiş patlıcanları sudan çıkarıp iyice sıkın, tavadaki kıymaya ekleyin. Kıyma ve patlıcanlar birlikte pişmeye devam ederken çarliston biberleri ince doğrayıp tavaya ilave edin. Domateslerin kabuklarını soyup tavla zarı büyüklüğünde doğrayın. Yarı pişmiş kıymalı patlıcanlı karışıma ekleyin. Domateslerle birlikte orta ateşte patlıcanlar pişip, domatesler suyunu çekene kadar pişirin. Tuzunu, karabiberini ayarlayın. Eğer hafif acılık isterseniz ki bu harca çok yakışıyor biberlerin bir tanesini acı biber kullanabilirsiniz. Karışıma hiç su eklemiyoruz ve domateslerin de iyice suyunu çekmesini sağlıyoruz çünkü sulu bir harç böreğimizi ıslatacaktır. Pişen harcı ocaktan alıp içine ince kıyılmış maydanozu ekleyin soğuması için kenarda bekletin.

Yemek yapmaya başlamadan önce buzluktan çıkarttığımız, birbirine yapışık ikili kareler halinde dikdörtgen milföy hamurlarından üç tanesini (toplam 6 kare) üst üste koyun. Kolayca açabilmek için tezgahta hamurun altını ve üstünü unlayın. Milföylerin donukluğu kısmen açılmış olmalıdır, böylece merdane ile şekil verebiliriz. Fakat çok uzun süre dışarıda kalmış ve iyice yumuşamış olmamasına da dikkat etmeliyiz. Tamamen çözülürse cıvıklaşacak, şekil vermek zor olacak ve pişerken de kat kat olmayacaktır.Fırın tepsisi dikdörtgen şeklinde olduğu için hamuru tepsi büyüklüğüne gelene kadar merdane ile açın, gerekirse arada tekrar unlayın. Açtığınız hamuru yağlanmış fırın tepsisine merdane yardımı ile yayın.

Üzerine daha önce hazırladığınız patlıcanlı harcı yayın. Böreğin üst katı için aynı şekilde kalan milföy hamurlarını merdane yardımı ile açın. Açtığınız hamuru harcın üzerine serin. Alt kat ve üst kat hamurlarının kenarlarını kıvırarak birleştirin, şekil verin. Böreği keskin bir bıçak ile dilimleyin. Böreğin üstüne fırça ile sıvı yağ sürün. 200 dereceye ısıtılmış fırında güzelce kızarana kadar 40 dk pişirin.

Çıtır çıtır kızarmış ve kabarmış böreğinizi biraz dinlendirdikten sonra servis yapın. Pişmeden önce kestiğiniz için oldukça kolay bir şekilde dağılmadan servis yapabilirsiniz böreğinizi.

Bu yaz böreği içinde hem sebzesi hem eti hem de incecik hamuru ile tam bir öğün oluşturuyor. Bu nedenle biz ana yemek olarak tercih ediyoruz çay saatinden ziyade. Benim gibi sıfırdan hamur açmak konusunda beceriniz yoksa ya da daha pratik ve hızlı çözümleri tercih ediyorsanız milföyle böreği deneyin derim. Ispanaklı rulo böreği de yapar yapmaz sizinle paylaşacağım.

Afiyet olsun!

Patlıcanlı poğaça; Borekitas


Yaz aylarını geçirdiğimiz Büyükada’da sabahları işe gitmek için vapura yetişmeye çalışırken uğradığımız ilk yer Büyükada fırını olurdu. Tuba Şatana blogunda ne güzel tanıtmış bizim emektar fırınımızı. Birbirinden güzel mamulatları arasında patlıcanlı poğaçaların yeri bir başkadır. Hemen aceleyle iki adet sardırır vapura yetişirdik. Sabah serinliğinde vapurun açık kısmına oturup taze demlenmiş çayla birlikte kahvaltımızı yapardık Bostancıya varana kadar. Şimdi artık o vapurların yerini gürültülü motorlar aldı, o ayrı bir konu.

İnce hamurunun içinden çıkan is kokulu peynirli patlıcan ezmesi ağzınızda nefis bir tat bırakır, yemeğe doyamazsınız. Adalı Musevi komşularımızdan aldığımız tariflerle ben de evde yapmaya başlamıştım bu poğaçayı. Elbette ev usulünde fırındakinden farklı bir hamur elde ediyorsunuz ama böylesi daha hafif. Uzun zamandır yaptığım bu poğaçaların aynı ölçülerle Deniz Alphan’ın “Dina’nın Mutfağı” kitabında yer aldığını görünce çok sevindim. Bu poğaçalara verilen borekitas adı küçük börekler anlamına geliyor Seferad mutfağında. İçlerine zaman zaman farklı malzemeler de konsa borekitas denince akla hemen patlıcanlı olanları geliyor.

Patlıcanlı yemekler ve börekler bizim evin favori yemeklerindendir yaz aylarında. En kısa zamanda annemin usulüyle patlıcanlı börek yapıp paylaşacağım. Ondan hemen önce bu hafta yaptığım borekitas tarifini vermek istiyorum.

Malzemeler:

İçi için ;

–          3-4 adet patlıcan közlenmiş

–          1 su bardağı rendelenmiş beyaz peynir

–          2/3 su bardağı rendelenmiş eski kaşar

–          Duruma göre az tuz

Hamur için;

–          500 gr un

–          ¾ bardak sıvı yağ

–          ¼ bardak eritilmiş tereyağı

–          ½ bardak su

–          1 bardak ince rendelenmiş eski kaşar peyniri (bir miktarını üstü için ayırın)

–          Bir tutam tuz

–          Üzeri için bir yumurta sarısı

İç malzemesi için patlıcanları ocakta közleyin, soyup ince ince kıyın.

İçine beyaz peynir ve kaşar peyniri rendesini ekleyin. Tadını kontrol edin, eğer gerekiyorsa tuz ilave edin.

Unu geniş bir kaba eleyerek koyun. İnce rendelenmiş kaşar peyniri ve az tuzu ilave edip unla iyice harmanlayın.

Ortasını havuz gibi açın, eritilmiş tereyağı, sıvı yağ ve suyu bu havuza dökün. Elinizle yavaşça unu sıvılara yedirerek hamur yapın. Eğer gerekiyorsa az un ilave edin. Oldukça elastik, yumuşak bir hamur elde edeceksiniz. Hamuru 15- 20 dk dinlendirin.

Dinlenmiş hamurdan merdane ile açabileceğiniz büyüklükte parçalar koparıp 3 mm kadar inceliğinde açın.

Bir kapak, bardak yada benzeri bir kalıp yardımıyla 8-10 cm çapında yuvarlaklar kesin. İçlerine patlıcanlı içten koyup kapatın. Tüm hamura bu şekilde şekil verdikten sonra yumurta sarısını bir yemek kaşığı su ile çırpıp poğaçaların üstüne sürün. Ayırdığınız kaşar rendesinden üstlerine serpin.

Oldukça ince açtığımız için  bereketli bir hamur oluyor. Benim midi fırın tepsilerimle iki tepsi poğaça elde ediyorum.

Poaçaları 180 derece fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Fırından çıktıktan sonra 15 dk dinlendirip servis yapın.

Hep yaptıklarınızdan farklı bir poğaça denemek isterseniz bir şans verin derim bu tarife. Hamurun içindeki kaşar rendesi hamura hem lezzet hem de gevreklik kazandırıyor. Farkınaysanız hamurda herhangi bir kabartıcı malzeme ilavesi yok. İçindeki yağ ve peynir hamura kurabiye kıvamında bir gevreklik veriyor. İçinden çıkan isli patlıcan lezzeti ise damak tadımıza çok uygun bir sürpriz.

Afiyet olsun!

Kıtır kaplamalı sebzeli börek


Kış sebzeleriyle severek yaptığımız bu böreği yaz iyice gelmeden, kış sebzeleri bütünüyle pazardan çekilmeden bir kere daha yiyelim istedik. Diğer böreklere nazaran bol sebzeli iç harcı ve her bir börek için kullandığım dörtte bir yufka ile hafif bir börek. Asıl tarif kızartılarak yapılıyor ama uzun zamandır ben aynı şekilde fırında pişiriyorum. Pek çok tarifte adını Çin böreği olarak görüyoruz ama bence kendi ağız tadımıza uydurduğumuz bir börek bu. Asıl Çin böreği ile çok alakası kalmamış.  Zaten başka mutfakları evimizde uygularken bulduğumuz malzemelere ve ağız tadımıza göre modifiye etmiyor muyuz hep.

Hangi sebzeleri koyuyorsun içine derseniz lahana, pırasa ve havuç sabit olmak üzere o sırada dolabımda hangi sebzeler varsa uyacağını düşündüğüm onları da ilave ediyorum. Yani siz de kendi versiyonunuzu yaratabilirsiniz. Sebzeler için belli miktarlar vermeyeceğim, yapmak istediğiniz börek miktarına bağlı olarak ölçüleri siz ayarlayabilirsiniz.

Malzemeler:

–          Hazır yufka (bir yufkadan 4 adet börek elde ediyoruz)

Sos için;

–          1 su bardağı süt

–          1 yumurta

–          ½ su bardağı zeytinyağı

İç malzemesi;

–          Lahana

–          Pırasa

–          Havuç

–          Soğan

–          Yeşil ve kırmızı biber

–          Soya filizi (tadı çok yakışıyor koymakta fayda var)

–          az miktarda dana kıyma

–          1 kase ceviz

–          Tuz, karabiber, toz kırmızı biber

Tüm sebzeleri ince ince kıydım. Bir tencerede çok az zeytinyağı ile kıymayı az pişirdim, sebzeleri sırayla ilave ederek sotelemeye devam ettim. Sebzeler yumuşayıp hafifçe piştiğinde baharatları ve tuzunu ekledim. Cevizi irice kıyıp karışıma ilave ettim, iç harcını soğumaya bıraktım.

Yufkalara sürmek için sos malzemelerini bir kasede çırptım. Bir yufkayı tezgaha açtım yarısına fırça ile sostan sürdüm ve yufkayı ikiye katlayıp yarım daire haline getirdim. Bıçakla dörde bölerek büyük üçgenler elde ettim, üstlerine sostan hafifçe sürdüm. Her bir üçgenin geniş tabanına börek içinden bol bol koyarak büyük ve geniş sigara börekleri gibi sardım.

Hazırlanan börekleri önce sosa sonra da kurutulmuş ekmek içine buladım. Tepsiye dizdiğim börekleri 200 dereceye ısıtılmış fırında 30-35 dk arasında kızarana kadar pişirdim.

Eğer fırında değil de yukarıda bahsettiğim gibi kızartmayı tercih ederseniz yufkalar arasına hiç sütlü yumurtalı harçtan sürmeyin. Börekleri sadece yufka ile anlattığım gibi sarın. Sonra börekleri önce az sütle çırpılmış yumurtaya sonrada galeta unu veya evde hazırlanmış kurutulmuş ekmek içine bulayıp derin sıvı yağda kızartın. Böyle de çok lezzetli oluyor ama daha kalorili elbette. Tercih sizin.

Afiyet olsun!

Hafta sonu kahvaltısı


Günlük hayatın koşuşturmacası içinde keyifli bir kahvaltı sofrasını ancak hafta sonları yaşabiliyoruz hepiniz gibi. Basit ama birkaç farklı tabakla gözleri ve mideleri doyurmaya çalışıyorum. Genelde geç vakit yenen hafta sonu kahvaltıları daha çok  “brunch”a dönüşüyor. Öğle yemeği yerine geçecek alternatiflerin de bulunması iyi oluyor. Hem zamandan hem efordan kazanıyorum böylece:)

Bu hafta sonu neler yaptım peki;

SEBZELİ OMLET

Önce bir sebzeli omlet hazırladım dolaptaki sebzeleri kullanarak. Biraz İtalyanların “frittata” sına benzer bir şey oldu. Tarif edilmeyecek kadar basit ve herkesin evinde farklı malzemelerle yaptığı şekilde bir omlet aslında. Yine de anlatacak olursam bilmeyenler için;

Kullandığım malzemeler;

–          1 kase brokoli

–          1 ufak kuru soğan

–          1 kırmızı biber

–          1 çarliston biber

–          1 sivri biber

–          1 diş sarımsak

–          1 ufak havuç

–          1 ufak patates

–          3 kaşık zeytinyağı

–          Tuz, karabiber, pul biber

–          Üzeri için 50 gr kaşar peyniri

–          4 yumurta

Öncelikle sebzeleri hazırladım. Yıkanmış ayıklanmış tüm sebzeleri brokoli hariç tavla zarı büyüklüğünde doğradım. Brokolileri elimle ufak çiçeklere ayırdım. Sapı fırına girebilecek bir tavaya zeytinyağını koydum. Yağ ısınınca ilk olarak havuçları koydum, birkaç dakika piştikten sonra patatesleri ilave ettim. Onlar da bir süre sotelenince soğan ve sarımsağı, ardından da biberleri ekledim. Sebzeler bir süre pişip yumuşayınca brokolileri ilave ettim. Tuzunu, karabiberini ve pul biberini koyup tatlandırdım. Kısık ateşte bir süre pişirdim. Sebzeler istediğiniz kıvama gelince (ben diri seviyorum) başka bir kapta kırıp hafifçe çırptığımız yumurtaları sebzelerin üzerine döktüm. Kısık ateşte pişmeye bıraktım. Alt kısımdan pişip hala üst kısmı sulu iken üzerine kaşar peyniri rendesini serptim ve önceden ısıtılmış 200 derece fırına koydum. Burada da 10 dk kadar piştikten sonra servis tabağına aldım, üçgen dilimleyerek servis yaptım. Hafif acılı ve diri sebzeler, yumuşak yumurta ve peynir harika bir uyum içindeydi.

Eğer omleti fırına koymak istemezseniz veya sapı uygun bir tavanız yoksa omletin alt kısmı piştikten sonra tava genişliğinde düz bir tabak yardımıyla omleti ters yüz edip üst kısmı tavanın altına gelecek şekilde tekrar tavaya kaydırıp pişirmek de mümkün. Bu durumda peyniri yumurtanın içine koymak uygun olur.

PANKEK

İkinci tabak kahvaltıya biraz tatlı alternatif yaratmak için yaptığım pankeklerdi. Sabahları Emre’nin en sevdiği kahvaltı cinsi aslında bu tip tatlı yiyecekler. Üzerine genellikle bal, evde bulunan muhtelif reçeller kimi zaman da nutella koyar. Bu defa tadına bakmak için alınmış mevsimin ilk karadutlarından acele bir şekilde yaptığım reçelden sulu kompostadan koyu bir sos kullandım. Hoş bir birliktelik oldu. Zaten karadut reçeli en sevdiğim reçellerden biridir. Pankek tarifimize gelirsek oldukça az bir malzemeyle 4 kişi için yetecek 8-10 adet yumuşacık ipek gibi pankekler yapabildiğimiz bir karışım. Miktarları akılda tutması da kolay;

Malzemeler;

–          1 adet orta boy yumurta

–          1 cup un (240 ml lik bir bardak)

–          1 cup süt (240 ml lik bir bardak)

–          50 gr eritilmiş tereyağı veya sıvıyağ

–          1 tatlı kaşığı kabartma tozu

–          1.5 yemek kaşığı şeker

–          Bir çimdik tuz

–          ayrıca tavayı yağlamak için bir miktar yağ

Derin bir kaba elenmiş unu, şekeri, kabartma tozunu ve tuzu koydum. Karışmaları için el çırpma teli ile havalandırdım. Ortasına çukur açtım. Sıvı malzemeleri, sütü, yağı ve yumurtayı içine koydum. Çırpma teli ile ortadan başlayarak tüm malzemeleri bir birine yedirdim. Boza kıvamında bir karışım oldu. Krep tavasını ocakta ısınmaya bıraktım. Hafifçe yağladım. Karışımdan ufak bir kepçe ile alıp tavanın ortasına döktüm. Karışım birkaç dakika böyle pişti. Üzeri göz göz olunca spatula ile çevirdim ve diğer tarafı da pişti. İkinci yüz çok daha çabuk pişiyor. Ateş ayarını çok iyi yapmak gerekiyor. Ne çok harlı ne de çok kısık bir ateş olmalı. Kendi ocağınızın performansına göre ayarlamayı yapmalısınız. İlk pankek pişerken çok iyi olmasa da diğerlerinde ayarlamak daha kolay oluyor. Ne çok kızarmış ne de içi pişmemiş pankeklerimiz olmasını istemeyiz. Hepsi piştikten sonra sıcak sıcak tercihen üzerine bir parça tereyağı ve istediğiniz bir tür reçel veya bal ile servis yapmanızı öneririm. Bu sade tarife başka malzemeler ekleyerek çeşitlendirmek mümkün. Ufak kesilmiş kuru meyveler, taze meyveler, çikolata parçaları veya tuzlu yapmak istersek şeker koymayıp taze otlar eklemek de farklı alternatifler yaratabilir. Keyfinize ve arzunuza kalmış.

 

GİRİT KÖY PİDESİ

Bizim evdeki “brunch” ın son tabağı da kayınvalidemin eski bir tarifi olan Girit mutfağından ıspanaklı köy pidesiydi. Bu pideler yağda kızartılıyor ama fırında pişirmek de mümkün. Fakat hamurun içinde yağ olduğu için kızartılsa bile içine ekstra yağ çekmiyor. Sene de bir iki defa yapıyoruz, o zaman da usulüne göre yapmayı tercih ediyoruz. Nasıl yapılıyor;

Malzemeler;

–          1 ufak çay bardağı zeytinyağı

–          3/4 ufak çay bardağı su

–          1 yumurta

–          3 yemek kaşığı yoğurt

–          Bir tatlı kaşığı kaşığı tuz

–          Bir çay kaşığı karbonat

–          1 yemek kaşığı sirke

–          Aldığı kadar un

–          İçi için bir demet ıspanak, yarım kuru soğan yemeklik doğranmış

Un hariç tüm malzemeleri bir kapta bir araya getirip hafifçe çırptım çatalla. Üzerine yavaş yavaş un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ettim. İyice yoğurup elastik ve pürüzsüz bir hamur elde etmek lazım. Önceden yıkanmış ve bir kaşık zeytinyağında soğanla kavrulup pişmiş ıspanakları bir kaba aldım. Hamuru cevizden büyük, yumurtadan küçük parçalar halinde yuvarlak bezelere ayırdım. 14 adet beze çıktı bende. Her bir yuvarlağı avuç içinde çay tabağı genişliğinde elimle açtım. Ortasına ıspanaktan bir kaşık koydum. Kenarlarını ortaya toplayarak kapattım, yuvarlak bir şekil verdim. Pideleri orta ateşte ısınmış zeytinyağında arkalı önlü kızarttım. Pideler kalın olduğundan hamurunun iyice pişmesi için kızgın yağda pişirmemek lazım. Hızlı pişerse içi hamur kalabilir. Kızaran pideleri kağıt havlu üzerine çıkartıp fazla yağını aldıktan sonra sıcak sıcak servis yaptım.

Umarım tarifler hoşunuza gitmiştir, kahvaltılarınıza alternatifler getirmiştir.

Afiyet olsun!

Hamsili Bohça


 

Perşembe günü balıkçıda hamsileri görünce yaz gelmeden bir kere daha hamsi pişirmek istedim. Hamsilerin yarısını hamsili pilav için kullandım. Diğer yarısı da yufkalarla fırına girdi. Bu yufkadan bohçalar içinde hamsiler davet sofralarımda misafirlerim tarafından oldukça iltifat gören bir tabak.

Çok uzun yıllar önce Gülriz Sururi’nin sunduğu bir yemek programı vardı televizyonda. O zarif hali ile, bir çırpıda, hazırlanışı kolay lezzetli tarifler yapardı bir yandan konukları ile sohbet ederken. Yufka bohçası içinde hamsiler ondan bana kalan bir tarif. Bir defa deneyip tarafımızca beğenilince arşivimize girmiş oldu. Fazla yağ kullanılmayan, kızartılmayan, balıkları kurumamış, taze otlar ile hafiflemiş çok lezzetli bir yemek. Tabakta iki bohça ile bir ana yemek olabileceği gibi, davetlerde ön sıcak yemek olarak da servis edilebilir. Şekli açısından da son derece hoş bir sunum sağlıyor. Tarife gelecek olursak;

4 adet Hamsi Bohçası için ;

– 1 adet yufka

– 300 gr ayıklanmış, kılçıkları çıkarılmış fileto hamsi

– 1 ufak pırasa (büyükse yarım)

– 3 adet taze soğan

– 1/4 demet maydanoz

– 1/4 demet dereotu

– 1/2 limon suyu

– 3 yemek kaşığı zeytinyağı

– 1/2 çay kaşığı tuz, karabiber

– ayrıca fırın tepsisine ve bohçaların üstüne sürmek için 2 yemek kaşığı zeytinyağı

İlk olarak taze otlar ve sebzeler ince ince kıyılır. Bir kasede kıyılmış sebzeler ve otlar hamsilerle karıştırılır. Üzerine yarım limon suyu, tuz, karabiber ve zeytinyağı eklenir. İyice harmanlanarak iç hazırlanmış olur. Bir yufka dörde katlanır. Dörtte bir genişliğe sığacak şekilde yuvarlak bir kalıpla kesilerek dört adet yuvarlak yufka elde edilir. Artan fazlalıklardan yufkanın orta kısmını güçlendirmek için daha küçük dört yuvarlak yufka kesilir.  Dört tane yeşil soğan sapı sıcak suda bekletilerek yumuşatılır. Yuvarlak yufkanın ortasında hamsili içten konur. Kenarlar ortada toplanarak yeşil soğan ile bağlanır. Oluşturulan bohçalar yağlanmış fırın tepsisine yerleştirilir.  Kalan zeytinyağı ile bohçaların üstü fırça ile yağlanır. 200 derece fırında 30 dk. kızarana kadar pişirilir.

 

 

Afiyet olsun!  Umarım sizler de bizim kadar beğenirsiniz. Hamsili pilav yazımı da hazırlayıp en kısa zamanda paylacağım.

Kolay Sufle Börek


Tabi hakiki sufleyle aklakası yok elbette ama piştiği kap ve görüntüsü nedeniyle bu ismi verdim böreğe. Çok kolay hazırlanan, lezzetli bir börek . Hele evde kalmış, sertleşmiş yufkalarınız varsa birebir  bu tarif.  Hemen bekletmeden servis yapılırsa içi puf puf, dışı çıtır çıtır. Yapılışı da son derece pratik.

Malzemeler:

Sosu için;

– 3 adet yufka

– 3 yumurta

– 1/2 lt süt

– 75 gr tereyağı

– 75 ml zeytinyağı (3/4 çay bardağı)

İçi için;

– 150 gr beyaz peynir

– 50 gr taze kaşar

– 50 gr manyas peyniri (veya izmir tulumu)

– dereotu + maydanoz

– 4 sap taze soğan

– galeta unu

Üç adet yufka küçük parçalara ayrılır, derin bir kaseye konur. Üç yumurta iyice çırpılır, yavaş yavaş süt ilave edilir. Sütlü yumurta karışımı yufkaların üstüne dökülüp harmanlanır. Kabın üstü kapatılıp en az bir saat beklemeye alınır. Sabahtan ıslatıp buzdolabında yapacağınız zamana kadar da bekletebilirsiniz. Yufkalar sosu iyice emmiş olur. Diğer tarafta peynirler rendelenir. (Ben elimde olan peynirleri kullandım, lezzet olarak da uyumlu oldular. Siz hangi peynirleri seviyorsanız onları kullanın) Dereotu, maydanoz ve soğanlar ayıklanıp ince ince kıyılır. Tereyağı eritilir. Kullanılacak fırın kabı yağlanır ve içi galeta unu ile kaplanır. İyice yumuşamış yufkalara erimiş tereyağı, zeytinyağı, peynirler ve kıyılmış otlar eklenir. Homojen hale gelene kadar karıştırılır, fırın kabınına dökülür. En üste galeta unu serpilir. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 40 dk  üzeri kızarana kadar pişirilir. İster keserek ister bir servis kaşığıyla parçalayarak servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun!