Archive for Nisan 2012

Domates soslu içi kaşar peynirli köfte


Türk mutfağında ne çok köfte çeşidi var klasikleşmiş değil mi? Kuru köfte, kadınbudu köfte, dalyan köfte, sarımsaklı sucuk köfte  ilk aklıma gelenler. Bu sonradan çeşitlendirilmişlerden biri olsa da lezzeti yerinde. Bir televizyon programında izlediğimde ev ahalisinin beğeneceğini düşünerek denemeye karar vermiştim. Sonuç beni yanıltmadı. Zaman zaman istenir oldu. Üzerindeki domates sosu köftenin fırında kurumasını engelleyerek içinin hala yumuşak kalmasını sağlıyor. Köftelerin önce tavada pişirilmesi, domates sosunun ayrı pişirilmesi ve sonra hepsinin birleştirilip tekrar fırında bir müddet daha pişirilmesi biraz zaman ve el alıcı olsa da sonuç bunlara değiyor.

Malzemeler:

Köftesi için;

– 400 gr köftelik kıyma

– bir ufak kuru soğan

– 2 diş sarımsak

– 3 dilim bayat ekmek

– 1 yumurta

– 10 dal maydanoz

– 1’er çay kaşığı tuz, karabiber, kimyon

– köftenin içine koymak için 8 parça kesme şeker büyüklüğünde kesilmiş kaşar peyniri

– köftenin üstü için 1 yumurta akı ve galeta unu

Domates sosu için;

– 400 gr domates püresi

– 1/2 küçük kuru soğan

– 2 diş sarımsak

– 1’er çay kaşığı tuz, şeker, fesleğen, kekik

– 3 yemek kaşığı zeytinyağı

Köfteyi hazırlamak için önce bayat ekmekler ıslatılır. Maydanoz ince ince kıyılır. Soğan ve sarımsaklar rendelenir. Sıkılmış bayat ekmekler, rendelenmiş soğan, sarımsak, kıyılmış maydanoz, yumurta ve baharatlar köftelik kıyma ile birlikte yoğurulur. Sekiz eşit parçaya ayrılır. Her bir parça elde tombul bir köfte olacak şekilde oval şekillendirilir. Orta kısmında bir çukur oluşturulup içine kaşar peyniri parçası konur ve kapatılarak şekil verilir. Tüm köfteler bu şekilde hazırlandıktan sonra önce hafifçe çırpılmış yumurta akına sonra da galeta ununa bulanır. Galetalanmış köfteler tavada iki tarafı  kızaracak şekilde ön pişirilir. Burada amaç oldukça kalın olan köftelerin ön pişirilerek kabuk oluşturmasını ve lezzetlenmesini sağlamak. İç kısmı henüz tamamen pişmemiştir ama fırında tamamen pişecektir. Ben bazen bu safhayı tamamen atlayarak direkt fırın kabına koyuyorum ve fırında bir müddet pişirdikten sonra domates sosunu ekliyorum birlikte biraz daha pişiriyorum.

Domates sosu için tavaya zeytinyağı alınır. İçine soğan ve sarımsaklar eklenir. Orta ateşte soğanlar yanmadan iyice pişmesi sağlanır. Domates püresi ilave edilir. 10- 15 dk. kısık ateşte pişmeye bırakılır. Suyunu çektiğinde tuzu, karabiberi, şekeri, kuru fesleğen ve kekiği ilave edilir.

Fırın kabına alınan kızarmış köftelerin üzerine domates sosu dökülerek 180 derece fırında 30 dk pişirilir. Yanında salata, makarna veya pilavla servis edilebilir.

Kolay Sufle Börek


Tabi hakiki sufleyle aklakası yok elbette ama piştiği kap ve görüntüsü nedeniyle bu ismi verdim böreğe. Çok kolay hazırlanan, lezzetli bir börek . Hele evde kalmış, sertleşmiş yufkalarınız varsa birebir  bu tarif.  Hemen bekletmeden servis yapılırsa içi puf puf, dışı çıtır çıtır. Yapılışı da son derece pratik.

Malzemeler:

Sosu için;

– 3 adet yufka

– 3 yumurta

– 1/2 lt süt

– 75 gr tereyağı

– 75 ml zeytinyağı (3/4 çay bardağı)

İçi için;

– 150 gr beyaz peynir

– 50 gr taze kaşar

– 50 gr manyas peyniri (veya izmir tulumu)

– dereotu + maydanoz

– 4 sap taze soğan

– galeta unu

Üç adet yufka küçük parçalara ayrılır, derin bir kaseye konur. Üç yumurta iyice çırpılır, yavaş yavaş süt ilave edilir. Sütlü yumurta karışımı yufkaların üstüne dökülüp harmanlanır. Kabın üstü kapatılıp en az bir saat beklemeye alınır. Sabahtan ıslatıp buzdolabında yapacağınız zamana kadar da bekletebilirsiniz. Yufkalar sosu iyice emmiş olur. Diğer tarafta peynirler rendelenir. (Ben elimde olan peynirleri kullandım, lezzet olarak da uyumlu oldular. Siz hangi peynirleri seviyorsanız onları kullanın) Dereotu, maydanoz ve soğanlar ayıklanıp ince ince kıyılır. Tereyağı eritilir. Kullanılacak fırın kabı yağlanır ve içi galeta unu ile kaplanır. İyice yumuşamış yufkalara erimiş tereyağı, zeytinyağı, peynirler ve kıyılmış otlar eklenir. Homojen hale gelene kadar karıştırılır, fırın kabınına dökülür. En üste galeta unu serpilir. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında 40 dk  üzeri kızarana kadar pişirilir. İster keserek ister bir servis kaşığıyla parçalayarak servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun!

Taze çilek soslu tatlı


 

Yılın bu zamanları gelip çilekler tezgahlarda bolca ve lezzetli haliyle yer almaya başladığında içimi mutluluk kaplar. Bence çilek de çikolata gibi mutluluk veren gıdalardan biri kesinlikle.  İyi ve olgun bir çileği ısırırken burnuma dolan lezzetli kokusu çok hoştur. Eski çilekler yok artık desek de son bir kaç yıldır lezzetli çilekler bulabilir olduk mevsiminde. Her sebze ve meyvede olduğu gibi çilek de mevsiminde güzel. Çilekler bollaştığında reçel yapma zamanı gelene kadar her tatlıda her meyve ikramımda çilek kullanmak isterim. Bu tatlı da sık sık yaptığım lezzetli ve kolay bir tarif. Can dostum Özlem’in yıllar önce bana vermiş olduğu bir reçete. Elbette profesyonel bir tatlı değil, ev hanımlarının birbirlerine verdiği hafif , kolay bulunan malzemelerle yapılan bir tarif. İkimiz de hala kullanıyoruz.

Malzemeler:

– 24 adet kedi dili bisküvi

– 1 bardak süt ıslatmak için

– 500 gr süt

– 1.5 yemek kaşığı un

– 1.5 yemek kaşığı mısır nişastası

– 8 yemek kaşığı toz şeker

– 50 gr tereyağı

– 1 limon suyu

– vanilya

Üst sosu için:

– 300 gr çilek

– 2 yemek kaşığı pudra şekeri

Yapılışı:

Sos tenceresinde un, nişasta ve şeker harmanlanır. Süt azar azar ilave edilerek topaklanmadan yedirilir. Orta ateşte çırpıcı ile sürekli karıştırılarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir. Ocaktan alınan muhallebinin içine tereyağı, limon suyu ve vanilya eklenerek iyice karıştırılır. El mikseri ile çırparak  ılınması sağlanır. Bu arada kedi dili bisküvileri süte batırılarak servis kabının dibine bir sıra halinde dizilir. Üzerine muhallebinin yarısı dökülür, düzgünce yayılması sağlanır. Kalan bisküviler süte batırılarak muhallebinin üzerine 2. kat olarak döşenir, üstüne muhallebinin kalanı dökülür.

Yıkanmış ve ayıklanmış çilekler iki çorba kaşığı pudra şekeri ile beraber rondoya konur. Çilekler bir sos haline gelene kadar parçalanır. Oluşan sos tatlının üstüne dökülür ve soğuması için buzdolabına kaldırılır. Bir kaç saat sonra dilimlenerek servis edilebilir.

Yukarıda anlattığım şekli tarifin klasik her zaman uyguladığımız şekli. Bazen ben bir iki değişiklik yapmayı da seviyorum. Servis kabına bisküvileri tek sıra halinde diziyorum. Muhallebiyi her zamanki gibi pişirip ılıttıktan sonra içine bir kutu (200 gr) labne peyniri ilave ediyorum. Homojen hale gelene kadar mikser ile çırpıyorum. Tabi daha önce muhallebiyi pişirirken şeker miktarını biraz daha arttırıyorum peyniri düşünerek. Peynirli karışımı tek kat  kalın bir tabaka halinde bisküvilerin üzerine  döküyorum. Buzdolabına kaldırıp soğuyana kadar bekletiyorum. İyice soğuyup sertleştikten sonra üzerine çilek sosunu döküyorum. Böylece kolay bir cheesecake yapmış oluyorum. Bu da farklı bir fikir, ne dersiniz?

 

Semizotu salatası


 

Salı günleri Döndümüzün bizimle olduğu günler. Genelde öğlenleri geçiştirdiğim halde o olduğunda birlikte güzel bir öğle sofrası hazırlıyoruz kendimize. Yani ben hazırlıyorum, birlikte yiyoruz:)

Bugün dolaba bakıp ne var ne yok acaba derken bir demet semizotumun olduğunu hatıladım dün aldığım. Klasik sarımsaklı yoğurtlu semizotu salatası yapmak istemedi canım. Baktım azıcık da kısırlık ince bulgurum kalmış, onları sıcak suyla ıslattım. Semizotlarını ayıklayıp yıkadım, salata kurutucusunda kuruttum. Bu aleti geliştiren her kimse her seferinde ona dua ediyorum. Çok kullanışlı bir mutfak aleti. Salata malzemelerini hem yıkamak hem de kurutmak için mükemmel bişey. Islak ıslak salata yapraklarından, sulanmış salata soslarından hiç hoşlanmıyorum ve bence salatanın lezzetini bozuyor.

Yarım kırmızı soğanı biraz tuz ve sirke ile ovup kenarda beklemeye bıraktım. Bir ufak kırmızı biberi ve 2 küçük çengelköy hıyarını tavla zarı büyüklüğünde doğradım. Azıcık maydanozum ve dereoyum kalmış onları da yıkayıp kıydım. Tüm malzemeleri karıştırdım salata kabında. Sızma zeytinyağı, biraz limon, biraz nar ekşisi ve tuz ile sos hazırladım salatanın üstüne döktüm ve harmanladım. Salata servise hazır:)

Afiyet olsun!

Annemin enginarı


Bu sıralar nerede hoşuma giden enginar bulsam hemen alıyorum. Bunlara da Erenköyde bir seyyar satıcıda rastladım. Son derece taze, küçük, bebek enginardı. Resmi yakından çekmiş olduğum için küçüklükleri belli olmuyor pek ama öyleydiler. O kadar hoşuma gittiler ki hatta bir kavanoza çiçek gibi koydum, bir gün mutfakta durdular.

Daha önce yazdığım enginarlı sulu köfte tarifinde bahsettiğim annemin tarzında zeytinyağlı enginar yemeği yapmaya karar verdim bu güzellikleri.

Enginarlardan önce diğer malzemeleri hazırladım bekleyip kararmasınlar diye. Bir soğanı ve bir diş sarımsağı çok ince küçük, küçük doğradım. Bir havucu ve iki patatesi temizleyip iri küpler halinde doğradım. 4 sap taze soğanı ayıklayıp 2 cm uzunluğunda doğradım. 1/4 demet dereotunu yıkayıp hazırladım. En son enginarların dıştaki sert yapraklarını ayıkladım. Sapından 3 cm kalacak şekilde kestim. Tepesinden de uç kısımlarını kestim. Ayıkladığım her enginarı limonla oyup, limonlu suya koydum.

Bol sızma zeytinyağı koyduğum tencereye soğanları ve sarımsağı aldım pişirmeye başladım. Bir limonun kabuğundan rendeledim, tuzunu ilave ettim. Soğanlar yumuşayıp hafifçe renk aldığında havuçları ekledim. Biraz sonra da patatesleri. Hafifçe sotelendikten sonra sıcak suyunu koydum. Diğer yanda bir çorba kaşığı unu yarım limon suyu ve birazıcık daha soğuk su ile erittim, bir tatlı kaşığı şeker ekledim. Kaynamakta olan yemeğe ilave ettim, karıştırarak yedirdim. Böylece yemeğin hoş bir sarılıkta ve kıvamda sosu oluştu. Şimdi suda beklemekte olan enginarları herbirini dörde bölerek tencereye ekleyebiliriz. Bundan sonra bir 15 dk kadar pişti. Enginarları kontrol ederek pişme derecesini ayarlayabiliriz. Pişmesine yakın hazırladığım taze soğanları ve dereotunu ilave ettim. Yemeğin içine eklediğim dereotunu kıymadım. Her tarafına dağılmadan sadece aromasını versin istedim. Ateşi kapatıp dinlenmeye bıraktım. Servis yaparken taze dereotlarıyla süsledim. Daha önce bahsettiğim gibi bizde bu yemek soğuk zeytinyağlı olarak değil ılık ılık yeniyor.  Biraz dinlendikten sonra servis yaptım. Umarım siz de hoşlanırsınız.

Lahana Sarması yada dolması mı demeli?


Geçen hafta pazarda satıcının çok methettiği lahanayı almadan edememiştim. Oysa artık kış bitti, bir sürü baharlık sebzede sıra. Ama iyiki satıcıyı dinlemişim nefis bir lahana çıktı sarma yapmak için. Bütün kış bu kadar düzgün yapraklı bir lahana alamamıştım. Göbeğinden salata yaptım. Yapraklarını da dün sardım kışa veda olsun diye. Sardım dediysem annelerimizin yaptığı gibi ufak ufak, ince ince olmuyor benimkiler malesef. O yüzden dolma demek daha mantıklı galiba benimkilere:) Üç tanesinden bir porsiyon oluyor anlayın artık:) Ama ne yapalım biz seviyoruz böyle içi dolu dolu tombul sarmaları, kesinlikle tembellikten değil yani:)

İç harcına gelince hepimizin bildiği klasik etli sarma içi hazırladım. Bir büyük soğanı çok ince doğradım, ardından birer avuç ayıklanmış, yıkanmış maydanoz, dereotu ve naneyi çok ince kıydım. 1 yemek kaşığı domates, 1 yemek kaşığı da biber salçası ilave ettim. 1 su bardağı bulgur koydum. Uzun zamandır artık etli dolma içlerine pirinç yerine bulgur kullanıyorum. Sanki daha lezzetli oluyor sıcak dolmalar. 4 diş sarımsağı da çok ince kıydım. Bu arada itiraf etmek gerekirse bazen zamandan kazanmak için soğan, sarımsak ve otları hep beraber rondaya koyup çekiyorum, çok kolaylık sağlıyor. Gerçi bu defa hepsini elimde hazırladım. Harcın tuzunu ve biberini de ilave ettikten sonra yemeklik çekilmiş dana kıymayı ilave ettim. Harca biraz su ve zeytinyağı da koyduktan sonra iyice karıştırdım. Bu esnada eğer gözüme kuru görünürse biraz daha su ilave ediyorum. Uzun zamandır sıcak yemeklerde de zeytinyağı kullanıyorum. Pilavda ve hamurişlerinde de gerekirse tereyağı. Başka yağ kullanmamaya çalışıyorum.

Haşlanmış lahana yapraklarını işte resimde gördüğünüz gibi kocaman kocaman, bol harç ile sardım. Tenceremin dibine artan lahana parçalarını serdikten sonra üzerine düzgünce dizdim. Bir kaşık domates-biber salçasını sıcak suyla ezip zeytinyağını, tuzunu, karabiberini ekleyip sos hazırladım ve lahanaların üzerine döktüm. Su miktarı lahanaları geçmeyecek kadardı. Üzerine yılbaşında İzmir’den dönerken yoldaki çömlekçilerden aldığım dolma taşını koydum ve yarım saat kadar pişirdim. Çok düzgün, şekillerini kaybetmemiş sarmalarım oldu:) Yanında da sevgili arkadaşım Çiçek’in Bandırmadaki çifliğinden getirdiği manda yoğurdu ile mayaladığım ev yapımı yoğurdum vardı.  Yoğurt mayalama işinde çeşitli başarısız maceramdan sonra Tuba Göcüklü’nün tarifi ile sonunda kusursuz, son derece koyu yapıda yoğurt yapmayı başardım. Asla ekşi olmayan, kıvamlı ve lezzetli bir yoğurt oldu. Hele doğal mayayı da bulunca çiflikten gelen bundan sonra market yoğurdu almam artık.

Lahana Salatası


Coleslaw yurtdışında çok tercih edilen lezzetli bir salata. Ben de seviyorum ama fazla mayonezli olduğunda kalorili ve ağır bir yiyecek olabiliyor. Kendime göre yaptığım değişikliklerle bu lahana salatasını daha çok beğeniyorum. İşte benim usulüm coleslaw;

– lahananın göbek kısmı ince kıyılmış

– 1 havuç rendelenmiş

– 1 yeşil elma ufak ufak doğranmış

– 4 sap yeşil soğan

– ince kıyılmış maydanoz

Sosu için;

– 3 yemek kaşığı elma sirkesi

– 1 su bardağı yoğurt

– 3 yemek kaşığı mayonez

– 1 yemek kaşığı bal

– 1 tatlı kaşığı hardal

– tuz, çekilmiş karabiber

Doğranmış lahanaları salata kabına alıp üzerine bir tutam tuz gezdiriyorum ve sirkeyi ilave ediyorum. Elimle lahanaları hafifçe ovarak sirke ve tuzu yediriyorum. Lahanaları bu şekilde 30 dk beklemeye bırakıyorum.  Bu esnada yoğurt, mayonez, bal, hardal ve karabiberi birlikte çırparak sosu hazırlıyorum. 30 dk sonra diğer sebzeleri lahanalara ilave ederek harmanlıyorum. Hepsine sosu ekleyerek iyice karıştırıyorum. Servise hazır, lezzetli bir salata bizi bekliyor:)

Lahana salatasıyla beraber o gün yaptığım diğer bir salata da brokoli salatasıydı. Tarifi yapılmayacak kadar basit bildiğiniz gibi. Ben brokoli, havuç ve kırmızı biberi ufak ufak doğradım. Buharda diri kıvamda pişirdim. Çıkınca çok az zeytinyağı, limon suyu, tuz, karabiber ile tatlandırdım. Sonra da üstüne biraz sarımsaklı yoğurt, bu kadar.